turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HOLLANDA'YA SERT ÇIKMAK YA DA HER GÜN MUHALEFETİ TEHDİT

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 MART 2017

Recep Tayyip Erdoğan'a televizyon kanalları ardına kadar açık. Karşısında bulunan gazeteciler zaten torba soruların ötesinde soru sormaya cesaretleri bile olmayan kimseler. Bu yüzden de Sayın Recep Tayyip Erdoğan kafasına ne eserse onu söylüyor.

Düşünün ki bu ülkede bir başbakan var. Bakanlar ise hiç kuşku yok ki onun isteği ile davranırlar. Ama öyle mi? Her şey Binali Yıldırım'ın inisiyatifi dışında gerçekleşiyor. Recep Tayyip Erdoğan; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı için diyor ki; "kızım gibi severim." Anlaşıldığına göre Hollanda'ya git diye de o emir vermiş. Hollanda polisinin içeriye almamasını ise dakikası dakikasına izleyip ne yapılması gerektiğine dair talimatlar vererek bir anlamda hem krizin çıkmasında hem de yönetilmesinde rol oynamış.

Oysa Binali Yıldırım 14 Mart tarihinde Hollanda'da seçim olduğunu bu tarihten önce Hollanda'da toplantı yapılamayacağını söylemiş olmasına karşın bir değil, iki bakan birden Hollanda'ya gitmeye kalktılar ve her ikisi de Hollanda'ya sokulmadı. Bu yaşananlar karşısında Başbakan Binali Yıldırım başka konuştuğuna göre Binali Yıldırım'ı bu şekilde konuşmak konumunda bırakan şey ne olabilir acaba? Gerçi basında yazıldı, çizildi. Binali Yıldırım'ın oğlunun şirketlerinin %50 ortağının Hollanda şirketleri olduğu söylenerek başbakanın davranışı buna yoruldu, ancak Recep Tayyip Erdoğan'ı ve öfkesini niyeyse ne kendisi ne de herhangi bir kimse kontrol edemiyor. Hollanda'ya karşı onca ağır sözlerin yanında bir de çıkıp biz sizi tanıyoruz, Srebrenitsa'da 8 bin Boşnağı katlettiniz demez mi? Bizler o dönemde oralarda yaşananlara karşı çıkar ve emperyalist dünyanın Yugoslavya'yı bölüp parçaladığını söylerken susanlar şimdi çıkmışlar en üst perdeden konuşup duruyorlar. Üstelik de bu tür yaklaşımlarla başkan olmak için yapıyorlar bunu.

Türkiye'nin bu iktidar tarafından içine düşürüldüğü ortam sayısız tuzaklarla dolu. Şu anda TSK Suriye topraklarında bulunuyor. Türkiye'nin yaşadığı iç ve dış sorunlar ise oldukça tehlikeli boyutlarda. Bu tür tartışmaları devletin en tepesindeki kişinin alevlendirmesinin bedeli gerçekten de ağır olabilir. Hem biri de çıkar kaç ilçeyi ve kenti yerle bir ettiniz derse acaba Recep Tayyip Erdoğan dünya kamuoyuna nasıl bir savunma yapabilir hiç düşünülmüş müdür? Öyle görünüyor ki, AKP ve saray iktidarının 'EVET' çıkarmak için gözü hiçbir şeyi görmemektedir.

Yaşananlar dışarda böyleyken içerde olağan bir şekilde mi sürmektedir?

Ne gezer, içerde 'HAYIR' çalışmaları yapanlar hedef seçilmekte, dillerde suikast yapılacağı dolaşıp durmaktadır. AKP'liler 'HAYIR' çalışması yapanlara gerektiğinde zor kullanmaya kalkarak engellemeye yeltenmekte zorbalık uygulamaktadırlar. İstanbul'da CHP'lilerin yaptığı 'HAYIR' çalışmalarına yönelik saldırı girişimleri gibi. HAYIR' çalışması yapan benzer pek çok kesimlere de aynı uygulama güvenlik güçlerince yapılmaktadır.

Bütün bunlar nasıl oluyor diye soruyorsanız söyleyelim; ülkenin cumhurbaşkanı çıkar da 'HAYIR' çalışması yapan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nu tehdit ederse; birileri de pekala bu söylenenleri bir görev sayar ve olmadık eylemlere girişebilir. Recep Tayyip Erdoğan, Feyzioğlu için almış yanına CHP'li, HDP'li milletvekilerini teröristlerle birlikte 'HAYIR' çalışması yapıyor diyebiliyor. Bu sözler cumhurbaşkanı koltuğunda oturan bir kişinin ağzından çıkan sözler olmamalıdır. Eğer kolaylıkla söylenebiliyorsa bu zihniyette olanlar ne başka ülkeler için ne de ülkemizdeki kendilerine muhalefet eden kimseler için söz söylemeye yüzleri olmamaları gereken kişilerdir. Dışarda düşünce ve seyahat özgürlüğüne izin verilmedi diye onların ne faşistliğini ne Naziliğini koyacaksın içeriye gelince kim ağzını açarsa teröristlikle suçlayıp sonra ha diyerek muamele çekeceksin, işte bu tür davranışı kimse yutmaz kimse.

Sizin elinizde bu ülke ne hale geldi bir bakın isterseniz. 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili iddianame hazırlayan Başsavcı Vekili Necip Cem İşçimen görevinden alındı. Çünkü İşçimen; iddianamesine Fethullahçıların devlete sızmış olmasıyla iktidar arasında bağ olduğundan söz etmiş. Görüldüğü gibi AKP ve Saray iktidarında şimdi bile yargı böyle işletiliyorsa anayasa değişikliği maazallah geçerse bunların neler yapabileceğini varın siz düşünün o zaman.

Bir de Trabzon'un Tonya İlçesi'nde İmam Hatip Okulu'nda yaşana bir rezalet var. Küçücük kızlarımıza İstiklal Marşı'mız Arapça okutulmuş. Orada Belediye Başkanı var, Kaymakam var, Milli Eğitim müdürü var, Garnizon Komutanı var. Sizin anlayacağınız var oğlu varlar da içlerinden birisi çıkıp da "bu da nedir" diyemiyor. Hepsi birer mum olmuş yerlerinde oturuyorlar sadece.

İşte gidişe işaret ettik. Tehlikelerin neler olabileceğine günlerdir değiniyoruz. Olacakların önünü kesmek için şimdiden ayağa kalkmalı ve 16 Nisan tarihinde 'HAYIR' oyları vererek bu tehlikeli gidişe izin vermemeliyiz.

Çünkü yarın geç olabilir.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA