Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÖMER GÜRCAN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 MART 2017

Bugün ne yazsam acaba? Oysa birazdan telefonum çalacak. Biliyorum arayan kesin Ömer Gürcan'dır. Ne derdi bana? "İşlerini bitir 15 dakikaya kadar oradayım. Mustafa Kemal'de gelecek" der, kapatırdı. Sonra kapının zili çalar, bilirdim ki gelen odur kapıyı hemen açmaya koşardım. Karşımda Gürcan, dili dışarda taklidi yaparak 5 katı çıkmış olmanın bitkinlik görüntüsü ile hemen dalardı içeri. Eğer o saat bilgisayarda bir şey yapıyorsam; "bırak şu işi, valla çıkarım bak" diyerek hiç üşenmez kapıya doğru yürürdü.

Tanışıklığımız çok eskidir. Ülkemizde bazı aileler vardır, onlar hep ışıklıdırlar. Işıklarıyla salt kendilerini değil; ülkeyi, koskoca dünyayı aydınlatırlar. Bu yüzden ölüm ilanını hazırlarken; DÜNYAYA FERMAN OKUYANLAR ÖLMEZ" diye yazdım.

İnsan yaşamında çok değişik insanlarla karşılaşıyor. Bunlardan kimisinin adı bile kalmıyor insanın belleğinde. Kimisi öyle mi ya, bir de bakmışsınız ki kardeşten öte kardeş olup çıkmışsınız. Zaten böylelerine diyorsunuz yoldaş diyecekseniz eğer.

Şimdi şu bir yıl içinde iki kardeşimi yitirmiş oldum. Benim yaşamımda ikisinin de yeri bambaşkaydı. İlki öz kardeşimdi, onun acısı bende hiç mi hiç azalmadı, soğumadı. Ömer Gürcan kardeşimdi biliyorum ki onun acısı da hiç azalmayacak, soğumayacak. Onunla son yıllarda o kadar çok şey paylaştık ki, kimse ne bu kadar çok bir araya gelmiştir ne de kimse bu denli yoğun politik tartışmalar yapıp değerlendirimlerde bulunmuştur. Haftada üç kez partide buluşur, bir kez de cumartesi günleri diğer arkadaşlarla da birlikte haftanın değerlendirmesini yaptıktan sonra neler yapmamız gerektiği konusunda kararlar alırdık. Bu kararların şimdiye dek hepsini de uyguladık.

Ömer Gürcan ve arkadaşları Devrimci Halk Partisi'ni kurmuşlardı. İki ayrı yapı gibiydik ama bizim birbirimizle aynıymış görüntüsü veren bir gerçekliğimizin altını özenle çizmek isterim. O şey bugüne kadar yürüttüğümüz çalışmaların sonucu GÜVENDİ. Bu güvenin mimarı hiç kuşku yok ki, Ömer Gürcan ve Mustafa Kemal Gültekin oldu. Bu demek değildi ki diğer arkadaşlar bu çemberin dışındadır. Ben uğraşılarımıza ta başından beri en çok emeği geçen iki kardeşimden söz ediyorum.

Gürcan'ı yoğun bakıma almadan önce gördüm. Yorgundu ama duyarlılığından bir şey de yitirmiş değildi. Kendisini ziyaret eden Tuncay Çelen bir dergi bırakmış. İlk sayısın çıkan YÖN Dergisi. Bana dedi ki şu dergiye bir bak da içinde ne yazıyor bana özetle. Yormak istemedim ama yine içindeki yazılarla ilgili çok ama çok kısa bir yorum yaptım ve sen zaten YÖN'ü bilmez değilsin. Değişen bir şey yok dedim. Arkasından biraz dalar gibi oldu ve bana döndü; "Ben seni biliyorum, kendini çok yıpratır, oraya buraya koşturup durursun. Sakin ol, olayları yukarıdan gözle, analiz et ve her konuyu bir kurmay heyeti olarak değerlendir ve mücadeleyi sürdür" dedi. Sonra yeniden daldı. Dalması çok sürmedi 'EVET' mi yoksa 'HAYIR' mı çıkacak diye sordu. Kendisine; "%58 HAYIR, çıkacak" dedim, sevindi mi bilemedim çünkü yüzü gölgeliydi. İyiymiş öyleyse dedi, yine gözlerini yumdu. Hani gözlerini yumdu diyorsam kısa aralıklarla olan bir şeydi bu.

Aslında çok şey yazmak isterim ama gerçekten de moralim çok bozuk. Üstelik bugün pazartesi ve de ortalık günlük güneşlik. Şimdiye kadar çoktan gelmiş olurdu. Tabi şu an yazıyı da çoktan bitirmiş olduğum için oturur bir güzel gazete haberlerini, televizyon tartışmalarını ve de kim nasıl değerlendirme yapmış çoktan konuşmaya başlardık.

Bugün aramadı. 15 dakikaya kadar da ordayım da demedi. Ben yine partideyim ama bugün değerlendirme yapmayacağız. Gerçek böyle bir şeydir işte. Ne yapmak isteseniz gerçeği değiştiremezsiniz. Gerçeğin izlerini de silemezsiniz. Ömer Gürcan, kardeşliğinin yanında izleri silinmeyecek biriydi.

Şimdi hemen yanı başımda onun fotoğrafı asılı duruyor, o yine TSİP'in her yerinde, her odasında, her tartışmanın içinde olacak ama onun bizim buradan ayrılırken bir daha; "HAYDİ ÇOK YÜZ GÖZ OLDUK ÇIKIYORUM BEN" dediğini duymayacağım…

Üzgünüm, çok üzgünüm…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA