Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ORMAN HAFTASIYMIŞ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 MART 2017

Bugün Ankara'da trafik şaştı. İşine geç kalanlar, işine yaya ulaşmak isteyenler yollara dökülmüş. Çevre il ve ilçelerden bindirilmiş kıta yüzlerce araba Gençlik Parkı ve 19 Mayıs Stadyumu'nun çevresini doldurmuş. Sayısız kişiye, sanırım ormanı simgeliyor olmalı yeşil beyaz atkılar taktırılmış boyunlarına Arena'ya ulaşmaya çalışıyorlar. Dayanamadım bir gruba çattım bile. Önce; "ne var, nereye gidiyorsunuz" diye sordum. İçlerinden birisi şöööle şu tarafa doğru yürüyoruz" deyince tepem attı, Recep Tayyip Erdoğan'ı görmeye geldiniz değil mi, hacı olursunuz artık" dedim. Bir şey demediler yürüyüp gittiler, yeşil yeşil uzaklaştılar yanımdan.

İşte ülkenin olanaklarını hem de cumhuriyeti yıkıp tek adam rejimini kurmak için gözümüzün içine baka baka kullanmak bu değil de nedir? Gelen arabaların benzini, tutulmuşsa kirası kimin cebinden çıkıyor? 'ORMAN HAFTASI' diyerek 'EVET' propagandası yapmak nasıl bir şeydir dersiniz? Hoş zaten orman dediğiniz şey öyle dağa taşa emek verip ağaçlandırmakla da olmuyor olmalı ki Arena'da nasıl orman yeşertileceği konuşulacak. Oraya gelen efsunlanmış ve de yine bizim olanaklarımızdan beslenenlere seslenilecek ve toplumun 'EVET'e olan eğilimi televizyon camlarından toplumun içine pompalanacak. Dolayısı ile 'ORMAN HAFTASI'nı bahane edip 'EVET' için propagandaya çevirmek ayıptır, yazıktır, haydi onların anlayışlarıyla diyelim günahtır.

Sokağa çıkıyorsunuz bütün bilbordlar donatılmış. EVET' oyu sonucu neler olacakmış o sloganlaştırılmış. Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı birleştirilecek çift başlılıktan kurtulunacakmış. Meclis daha da güçlendirilecekmiş. Artık hiçbir şekilde sıkıyönetim söz konusu olmayacakmış vb.

Başbakanlık makamının zaten Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı koltuğuna oturması ile birlikte bir değeri de kalmadı, gereği de. Devletle ilgili ne var ne yok hepsini fiili olarak el koymuş Recep Tayyip Erdoğan götürüyor. Meclisin güçlendirilmesine gelince; bu kuyruklu yalan. Kuyruklu yalan çünkü meclisin hiçbir hükmü kalmamış. 600'e çıkarılan milletvekili sayısı bir kişinin sultasına sokulmuş. Sayı artmış ama neredeyse meclise gerek kalmamış. Sizin anlayacağınız bizlerin sırtından 600 kişiye sadece maaş ödenecek. Bir başka deyişle birileri için meclis arpalık konumuna düşürülmüş o kadar. Bilbordlarda gördüğümüz bir de sıkıyönetim artık hiç ilan edilmeyecekmiş. İşte burada durmak ve ne denilmek istendiğini iyi anlamak gerekiyor.

AKP ve saray iktidarının şu an uyguladığı yönetim nasıl bir yönetimdir acaba? Ülke çapında OHAL uygulanmaktadır. Yurttaşlar için neredeyse yasa masa hak getire uygulanmaz olmuştur. İktidarın canı kimi isterse gözaltına alıp tutuklaması içten bile değildir. Tutuklananlar niçin tutuklandıklarını bile bilmeden aylarca içerde kalmakta, AKP ve saray iktidarı ve yandaşlarınca peşin peşin suçlu sayılarak ne terörist oldukları ne de ajan oldukları bırakılmaktadır. Çalışma yaşamı içinde kamu kuruluşları dahil özel şirketlerde bile sayısız insan iktidardan yana olmadıkları için işinden atılmakta, yurttaşların hak arayacağı bir makamınsa olmaması ayrı bir sorun olarak önümüzde durmaktadır. Özetle; şu an uygulanan yönetimin adı sıkıyönetim olsa ne olur, OHAL olsa hatta hiçbirisi olmasa ne? Ülkemizde demokrasinin D'si bile söz konusu değilse bilbordları süsleyen palavra sloganların bizim için ne anlamı olabilir ki?

Devam ediyoruz. Sen orduyu işlevsiz hale getirmişsin. Başındaki kişinin sadece seninle Umre'de boy göstermek dışında bir saygınlığı da inandırıcılığı da kalmamış. Fethullahçı çete ile can evine girilip tarumar edilmiş, yeni yapılanmayla da yandaşlık hız kesmeden devam ediyor. Bütün bu gerçeklere karşın AKP ve saray yine de ordudan emin olmadığı için sıkıyönetim ilan edip ordunun elini güçlendirmek istemiyor doğal olarak. Üstelik bu köylü kurnazlığını da bize sanki ülke demokratik bir ortama evrilecekmiş gibi sunmaları yok mu işte bu tutum yalanın da dik alası. Ülkeyi polis devleti haline sen getirmişsin. Bütün kadroları istediğin gibi ayarlamış ve hatta yeni polisliğe gireceklerin bile teşkilatının onayı ile alındığı ortadayken, ülkeyi polis kontrolünde OHAL'le idare etmek ne kadar da güzel değil mi? Yoksa bilsen ki ordu tam anlamıyla senin istediklerine uyacak yeminle söylüyorum sıkıyönetimin siz Allahını ilan edersiniz Allahını.

Şunun şurasında 16 Nisan tarihine bir şey kalmadı. Bizler ülkenin emeğiyle geçinen onurlu ve dürüst insanlarına sesleniyoruz. Eğer 16 Nisan günü 'HAYIR' diyerek bunların önünü kesmez isek ülkemizin ve ülkemiz insanlarının başına neler geleceğini kestirmek bile zor. Bu kez şöyle düşünüp ayağa kalkalım;

"BENİM ADIM TATAR RAMAZAN, BEN BU OYUNU BOZARIM!"

Ayağa kalkalım 'HAYIR' diyelim, 'HAYIR' diyelim ki AKP ve Saray iktidarının oyununu bozalım.

Yoksa bunlar dağlarımıza orman yerine daha çok çalı çırpı dikecek gibi görünüyorlar.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA