Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YERİNE GÖRE DİN YERİNE GÖRE ETNİK KÖKEN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 MART 2017

AKP ve saray iktidarı bugüne kadar halkın dini duygularını en yüksek derecede istismar etmiş bir iktidar olup başta Milli Eğitim olmak üzere bütün kurum ve kuruluşları da bu anlayışa göre düzenleme yoluna gitti. Diyanet İşleri Başkanlığı AKP'nin bir parçası haline getirilerek öyle bir politikaya soyundu ki, müftüler, camilerde hocalar birer AKP propagandisti kesilerek cami cemaatini istedikleri gibi yönlendirmeye kalktılar. Son anayasa değişikliğinin halkoyuna sunulması sonrasında da hocalar yine başı çekerek camileri neredeyse AKP il, ilçe örgütlerine dönüştürmeye kalktılar. Eğitime tepeden tırnağa dini bir içerik kazandırıldı. İmam Hatip Okulları gereksizken tam tersi adımlar atılarak normal cumhuriyet okulları bile imam hatip okullarına dönüştürüldü. Tarikat ve cemaat örgütlenmelerine kol kanat gerilerek her türlü destek verildi ve onların eğitimin ta can evine kadar burnunu sokmalarına olanaklar sağlandı.

Okullar açtırıldı, yurtlar kurduruldu ve çocuklarımız karanlık güçlerin ellerine teslim edildiği için başlarına gelmeyen kalmadı. Ülke bunların yüzünden ne utanç verici acı olaylar yaşadı saymakla bitiremeyiz. Dedik ya AKP ve saray iktidarının egemenliği altında ülkenin hemen hemen her kurumunda din istismarına ve bu tür karanlık güçlerin örgütlenmesine kapılar sonuna kadar açıldı. Bir de baktık ki falan bakanlıkta şu tarikat, feşmekan bakanlıkta şu cemaat almış başını gitmiş.

Bizler bu gerçeği anlamakta elbette ki zorlanmıyoruz. Zorlanmıyoruz, çünkü biliyoruz ki kapitalist sistem yığınları yönetemez konuma geldiğinde ilk başvuracağı şeylerden birisi ve en önemlisi hiç kuşkunuz olmasın ki din istismarcılığıdır. Bütün faşist rejimlerin çok sevdiği bir yöntemdir din istismarcılığı. Bizim ülkemizde bir önemli noktanın daha altını çizmekte yarar var. AKP iktidarı aynı zamanda da salt dini istismar eden bir iktidarın ötesinde bir anlayışa sahiptir. Sözünü ettiğimiz iktidar aynı zamanda da dini devlet anlayışını yaşama geçirmek için organize olmuş bir güçtür. Dolayısıyla salt kapitalist sistemin yönetmekte zora düştüklerinde başvurduğu din istismarcılığının yanına bir de bu kesimlerin bu özlemlerini eklemek gerekir.

Bildiğiniz gibi dini anlayışta devlet kurmak isteyenler etnik köken konusunu sürekli olarak ikinci planda tutarlar. Onlar için önemli olan ümmet toplumudur. İşte bu yüzden AKP iktidarı doğudan ve batıdan yüksek oranda bir oy çıkarmayı başarmıştır. Ancak ne derler "papaz her zaman pilav yemez." İşte bu nedenledir ki AKP'nin Doğu ve Güneydoğu ayağının önemli şekilde budanması günü gelmiş çatmıştır. Çünkü Doğu ve Güneydoğu'da en az kendileri kadar dini istismar edecek başka örgütlerin de olması bölgede AKP'nin hızla erimesine neden olmuş, küçüle küçüle nihayetinde bölgede AKP de sıradan bir parti haline gelmiştir.

Bütün bu uzun girişi niye yaptığıma gelelim şimdi. Bildiğiniz gibi Başbakan Binali Yıldırım Diyarbakır'da konuştu. Binali Yıldırım'ın konuşmasının bana göre en dikkat çekici yanı neydi diye soruyorsanız söyleyelim. Binali Yıldırım oradakilere; "Kürtseniz Kürtlüğünüzden, Ermeniyseniz Ermeniliğinizden, Süryani iseniz Süryaniliğinizde… gurur duymalısınız" şeklinde sözler söyledi. Bu sözlerin bir yararı olacak mıdır bilemem ancak bizler biliyoruz ki gelinen nokta Bahçeli'nin bir kez daha kulaklarının dikilmesine neden olacağı kesindir. Çünkü bu kez Başbakan Binali Yıldırım etnik köken üzerinden bazılarına şirin gelecek sözler söylemeye başlamıştır.

Yeri gelmişken bu noktaya da kısaca değinmekte yarar vardır. Başbakan Binali Yıldırım bu kez Türklük üzerinden değil de diğer etnik kökenler üzerinden politika yapmayı yeğlemiştir niçin? Oysa bizler bilirdik ki, kapitalist sistemin egemenleri yönetemez hale geldiklerinde başvuracağı şeylerden birisi egemen milliyetçiliktir. Ancak bu sırt sıvazlama politikasına bakıp da hiç kimse hoşgörünün ve kardeşliğin ateşinin yakıldığını düşünmeye kalkmamalıdır çünkü kalkarsa yanılır. Burada sadece ve sadece değişik etnik kökenden olanların gururu okşanarak dikleşmeleri, AKP ve saray iktidarının çıkarına oy vermelerinin sağlanması yolu izlenmiştir ki amaç onlara şirin görünüp oylarını kapmaktan ibarettir.

Yoksa Binali Yıldırım'ın bu sözleri hava ile cıvadır. Biraz da şöyle kafa yorabiliriz. AKP Batı'dan umudunu ciddi şekilde kesmiş bulunmaktadır. Batıda bulunan milliyetçisinden sosyalistine kadar hemen herkesin 'HAYIR'da birleştiği çok açıktır. Bu yüzden de Başbakan'ın diğer etnik kökenlilerden oy alacağını umması ve böylesine hamasi sözler etmesi akla çok da uzak şeyler değildir. Hoş zaten Batı'daki milliyetçi oyları Bahçeli yırtınsa bile 'EVET'e çevirecek durumda olmadığı anlaşıldığı için 16 Nisan tarihine kadar yeni gelişmeler de beklenmelidir. Örneğin AKP'nin eski kurucularından bakanlarına kadar çağrılmış ve onlarla bir toplantı yapılmıştır. Burada Cemil Çiçek'in MHP ile ilgili söyledikleri dikkat çekicidir ve de 'EVET' oylarında milim bir kıpırdama olmayışı da AKP ve sarayı panikletmiştir.

16 Nisan yaklaştıkça 'EVET' cephesi de 'HAYIR' korkusu ile iyice ateşlenmiştir. Bizlerin duyduğu hezeyan şeklindeki konuşmaların nedeni biraz da bu yüksek ateş olmalı ki AKP ve saray gerçekten de ne diyeceğini bilemez haldedir.

'HAYIR'cıları durup durup teröristlikle suçlamaları da boşuna değildir. Bunların iyice eskiyen gemileri artık açık denizlerde yüzecek durumda değildir. Ama bunlar bu çarkıt gemiyle denize açılmışlardır ya 'HAYIR' kayalıklarına çarpıp dağılmaktan da kesinlikle kurtulamayacaktır.

Eyyy 'HAYIR'cılar bugün günlük güneşlik bir gün, sizler de farkındasınız değil mi? 'HAYIR' çıkacak, karanlıklar ülkemizin üstünden sıyrılıp gidecektir.

Bu arada güzel insan, duygulu, ülke ve insan sever insan Bam Teli'miz Tayfun Talipoğlu'nu bugün sonsuz yolculuğuna uğurluyoruz.

Üzgünüz, artık onun duygulu şiirlerini kendi sesinden duyamayacağız…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA