Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YALAN SÖYLEYEN KİM?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 MART 2017

Her yokuşun bir inişi vardır. Doğan Holdinge 9 tane toklunun doymadığı yerden bir kağnı ot yolduran Recep Tayyip Erdoğan, dün Kanal D'deydi. Erdoğan 2 saatten uzun bir süre hem konuştu hem de sorulan sorulara yanıt verdi.

Yandaş basını saymıyoruz, çünkü yandaş basın sonuna kadar sadece ve sadece AKP ve saray iktidarının propagandalarına yer veriyor. Oysa basının görevi tarafsız bir şekilde yurttaşlara haber iletmek ve yurttaşların bilgilenmesini sağlamaktır. Görüldüğü gibi kapı muhalefete kapatılmış yandaş basın sadece ve sadece 'EVET' propagandası yapanların borazanlığını yapıyor. Sonra 'EVET'i savunanlara bu gerçeği anımsattığınız zaman yanıtları hazır. Neymiş efendim, televizyonlar özel televizyonlarmış bu yüzden de kazançlarına baktıkları için bu konuda böyle bir davranış haklarıymış.

Öteden beri 'Merkez Medya' olarak adlandırılan Doğan Holdinge ait televizyonlara ne buyrulur? Bunlar da çok olağanmış gibi kapılarını 'EVET'çilere sonuna kadar aralamışlar. Önceki akşam CNN'de bu konu konuşuluyordu, adam koskoca prof.

Unvanını almış ancak ipe sapa gelmez bir şekilde iktidarın televizyonlara eşitsiz kullanmasını savunuyor. Savunurken de AKP ve sarayın ayak izlerinden milim ayrılmıyor. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Binali Yıldırım ve bazı bakanlar devlet işleriyle ilgili açıklamalarda bulundukları için tabiki de televizyonlarda daha çok gözükecekler diyor. Sayın Recep Tayyip Erdoğan toplu açılışlara katılarak (neyin açılışı ise artık) devletin kesesinden bol bol anayasa değişikliğine 'EVET'i savunup muhalefete ağzına her geleni söylüyor niyeyse? Başbakan, Dışişleri Bakanı gibi bakanlıkların da durumu aynı onların gündeminde ülkenin sorunlarıyla ilgili ne var da, daha çok televizyonlara çıkmayı hake ediyorlarmış acaba? Ya TRT'ye ne demeli? Yeri geldiğinde özel televizyonlara onlar özel diyenler, nasıl olacak da TRT'nin durumunu kitabına uydurabilecekler dersiniz?

Yazık ki çok yazık. Madem özel sektörsünüz, canınız para da kazanmak istiyor, niye un, şeker, demir, süt yoğurt satma işine girişmiyorsunuz da basın alanına giriyorsunuz? Sizler bilmiyor musunuz basın ahlakı diye bir şey vardır ve de dürüst haber vermek başta olmak üzere yurttaşı tarafsız bir şekilde bilgilendirmek zorunda değil misiniz? Doğan Holding ve de diğer özel medya kuruluşlarına söylüyorum, sizin amacınız basın masın olmadığı gibi dürüst haber ve yurttaşları da doğru bilgilendirmek değildir. Siz medya gücüne dayanarak ve iktidara yaslanarak para kırmak peşindesiniz. Doğan Holding'in baş eğip iktidara boyun eğmesinin nedeni de budur gerçekte.

Şimdi gelelim kimin yalan söylediğine. Başbakan Binali Yıldırım'ından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a kadar gerçekleştirmek istedikleri anayasa değişikliğini savunamamaları bir yana tersine çevirmeye çalışarak yurttaşları kandırmaya çalışıyorlar. Ancak dönüp bir de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yalan söylediğini dile getirmeleri yok mu akıllara ziyan konuşmalar bence.

Anayasa değişikliğinin içeriğinde Cumhurbaşkanı'nın Meclisi feshetme yetkisi olduğu halde "yok" diyor" Sayın Erdoğan. Bu yöndeki değişiklik çok açıkken bile gözümüze kül üfürülmeye çalışılmasının gerçekten de anlaşılır yanı yoktur. Yargının işi bitirilmiş ancak bu konuda da ileri sürülen düşünceler gerçeği yansıtmıyor. Yüksek Yargı tepeden tırnağa Cumhurbaşkanı'nın kontrolü ve denetimi altında. Yukarıdan aşağı adalet dağıtması gereken yargı hiçbir şekilde bağımsız değil. Çünkü atamalar ve mecliste yapılacak seçimler dikkate alındığında yargı tamamıyla cumhurbaşkanının şahsi hükmü altına girmiş durumda.

Görüldüğü gibi tek kişinin diktatörlüğü anlamına gelen bu değişiklik iktidar ve Recep Tayyip Erdoğan tarafından savunulamaz durumda. Bu yüzden de içeride ve dışarda saldırgan bir politika izlenerek kantarın topuzu tamamıyla kaçırılıyor.

Ne diyor Kanal D'de Erdoğan; "onlar bana diktatör derlerse bende onlara Nazi ve faşist derim" diyor. Eh durduk yere demokrat birine diktatör kim derse yanıtını alır elbette ama bizim ülkemizdeki uygulamalara baktığımız zaman diktatörlüğü çağrıştırmayan hangi uygulama var çıkıp söyleyebilir misiniz? Ülkeyi OHAL'le yönetiyorsunuz. İstediğiniz tutukluyor, tutuklamakla kalmıyor bir de hakkında iddianame bile hazırlanmadığı halde hüküm veriyor içerde yatırmaya devam ediyorsunuz. Sonra da tartışmalarda mağduru oynamak gibi bir hünerle dünya kamuoyunun önüne çıkıp önünüze gelene bir yafta yapıştırıp çıkıyorsunuz işin içinden.

Bırakalım yabancıları, ülkemizde hiçbir muhalefete tahammülünüz yok. Herkese terörist muamelesi çekiyor, olmuyor yalan ve iftiraya yöneliyorsunuz. Kılıçdaroğlu'nu oğlu hakkında gerçeklerle örtüşmeyen iftira ile zan altında bırakmaya çabalamak gibi bir hüneriniz var. Oysa kendi çocuklarınıza baksanız bu sözleri ağzınıza bile alamayacaksınız ya neyse.

Gerçekler ortada.

16 Nisan tarihinde sandıktan 'EVET' çıkaramayacaksınız.

'HAYIR' oyları ile sırtüstü yere çakılıp kalacaksınız o kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA