Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TEK ADAM VE AYNA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 MART 2017

Isparta'da konuşan Binali Yıldırım, sözüm ona Kemal Kılıçdaroğlu'na gönderme yaparak "tek adam arıyorsa aynaya baksın" dedi. Hani bir söz vardır, "yavuz hırsız e sahibini bastırır" diye, işte o hesap Binali Yıldırım da yavuz hırsız rolüne soyunmuş, aklınca Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştiriyor. Aslına bakarsanız bunların bir tek sorunu var o da Mustafa Kemal Atatürk'tür. Çünkü sabah akşam yatıp kalkıp söyledikleri "tek adam" sözü ile aslında M. Kemal Atatürk'ü kast ediyorlar.

Bu yüzden de her ne kadar takiyye yapmakta bunların üstüne yoksa da gerçek ne yazık ki budur. Biliyorsunuz bunlar hiç hoşlanmadıkları halde 15 Temmuz Fethullahçı darbe girişimi sonrasında AKP Genel Merkezi'ne koskocaman bir Atatürk resmi asmışlardı.

Hani bunların işi, gücü yalan ve iftira. 15 yıldır iktidarda olanlar her şeyi unutmuşlar ta kolalisyon dönemlerine giderek o dönemde SSK Genel Müdürü olan Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştiriyorlar. Türkiye'de sağlık sorunu yurttaş için her zaman bir sorun olmuştur tamam da, hiçbir dönemde sağlık hizmetleri AKP iktidarı dönemindeki kadar ticarileştirilip paralı hale getirilmemiştir. Kurulan özel hastanelerden tutun da yap-işlet-devret modeliyle kurulan hastanelere kadar 5 yıldızlı otel görünümü verilip sağlık hizmeti verildiği düşünülmektedir. Oysa bu anlayış hasta üzerinden vurgun vurmaktan başka bir şey olmayıp sağlık hizmetleri almak zorunda kalan yurttaşlara daha da fazla fatura yüklemekten ibarettir.

Sağlık hizmetleri bile bunların anlayışında köprü gibi tünel gibi bir şeydir sonuçta. Kemal Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürü olduğu dönem bunlar tarafından sık sık gündeme getirilip eleştirilir ya her ne hikmetse bu dönemde Kılıçdaroğlu ile ilgili bir tek yolsuzluğu bile bunlar ortaya çıkaramamışlardır çünkü yoktur. Kendileri ile ilgili yolsuzluklara gelince sürüsüne bereket saymakla bitiremeyiz.

Bu kadar sözden sonra işi anayasa değişikliği halkoylamasına getirmek istiyoruz. Hemen herkesin bildiği gibi 'EVET'çilerin ortaya getirdikleri anayasa değişikliğini savunmaya ne güçleri vardır ne de savunabilecek durumdadırlar. İşte bu yüzden gerçeği ters yüz ederek halkın karşısına miting meydanlarında ve televizyonda çıkan 'EVET'çiler kendileri çalıp kendileri oynamaktadırlar. 'EVET'çilerin ellerinde bir kara boya vardır herkesin yüzüne çalmak gibi bir çabayla sonuç alacaklarını ummaktadırlar.

Bu kadar yalan ve iftira sonrasında ister istemez bunlara yanıt veren Kemal Kılıçdaroğlu açıkça çağrı yapmakta ve demektedir ki; "madem ben yalan söylüyorum, madem ben gerçekleri çarpıtıyorum, o zaman televizyonda çıkın karşıma beni mahçup edin bende sizin söylediklerinizi kabul edeyim." Ancak bu çağrıya ne saraydan ne de AKP'nin abidik-gübidik başbakanından bir yanıt bile gelmemektedir. Bir keresinde bu konuda Recep Tayyip Erdoğan konuşacak olmuşsa da; "ne konuşacağız biz senle ya" diyebilmiştir ancak.

İşte gerçekler böyle bir şeydir. Öyle direngendir öyle direngendir ki gerçeklerin karşısında yalan ve iftira ne yapılırsa yapılsın erinde gecinde tuzla buz olmak gibi kaçınılmaz bir sonla karşılaşır.

AKP ve saray çevresi bize sorarsanız tam anlamıyla bir yalan makinesidir. Bugün bir şey söylerler, bir de bakmışsınız ki söylediklerinin tam tersini söylemeye yeltenip geçmişte söylediklerini inkar ederler. Dolayısı ile anayasa değişikliği ile ilgili olarak bugüne kadar söylediklerini ben neredeyse günü gününe yazdım. Bunların içinde sözlerim yanlış anlaşıldı diyeninden inkar edenlere kadar kimler yoktur kimler. Ancak bu kadar çok söküğü olan bir iktidarın üstündeki çulun yama tutmasının asla olanağı yoktur. Yoktur, çünkü bir deliği yamasalar başka bir kara delik daha da kocaman bir yırtıkla karşılarına çıkmaktadır.

Dedik ya bunlar hangi yola girseler, yola dökülmüş bir mıcırla karşılaşmaktadırlar. Milliyetçiliği ayaklarının altına alıyorlar olmuyor, ülkenin bekası deyip milliyetçiliği başlarının üstünde tutmaya kalkıyorlar inandırıcı olamıyorlar. Daha da önemlisi birisi çıkıyor ve Diyarbakır İl Ögtütü'nün yaptığı gibi valiliğin karşısına şöyle bir afiş asıyor.

"Her EVET Şeyh Sait ve Arkadaşlarına Bir Fatiha'dır"

CUMHURBAŞKANIMIZ VE BAŞBAKANIMIZ 1 NİSAN'DA DİYARBAKIR'DA

Durum bu merkezdeyken Bahçeli ve çevresinde 15 destekçisinin dışında kimsenin kalmamış olmasını da, AKP'nin hangi niyetler içinde olduğunu da iyi okumak gerekmektedir. Bu iktidara göre bize bir değil, beş değil onlarca düşman gerekmektedir. AKP ve saray iktidarı şimdi de Osmanlı düşü görmek yüzünden Bulgaristan'la da karşı karşıya gelmiş bulunmaktadır. Bakıp göreceğiz komşi düşmanlığının bedeli ülkemiz için ne olacak?

Neyse 'EVET'çilerin hali hal değil, gittikleri yol ise yol değil. Bu yüzden 'HAYIR' yenilgisini tadacaklar ve kıçüstü oturup kalacaklardır.

Şunun şurasında 16 Nisan'a 22 gün kalmıştır, bekleyin ve moralinizi yüksek tutun değerli 'HAYIR'cılar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA