Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SUÇLULAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

27 MART 2017

Bugüne kadar AKP ve sarayın anayasa değişikliğinin halk oylamasına sunulması ile ilgili olarak neden 'HAYIR' denilmesi gerektiği üzerinde pek çok yazı yazdım. Bugün de benzer bir yazıya bir başka görüşümü de eklemek istiyorum.

'EVET'çilerde aynı tas aynı hamam havası devam ediyor. Bir bakıyorsunuz Binali Yıldırım 'HAYIR' diyenlerin terörist olmadığını söylüyor bir de bakıyorsunuz ki onun dilinde 'HAYIR' oyu verenler terörist olup çıkmışlar. Kılıçdaroğlu'na yanıt veremedikleri için her fırsatta Kılıçdaroğlu'na hakarete varan sözler söyleyerek tartışmayı bir başka yöne çekmek istiyorlar. Binali Yıldırım pişkin pişkin CHP'lilere çağrıda bulunarak onların da 'EVET' oyu vermeleri gerektiğini söylüyor. Dayandırdığı nokta ise eğer 'EVET' oyu verirlerseymiş CHP'nin de iktidar olmak gibi bir şansı varmış.

Yoksa CHP sittin sene iktidar yüzünü görmezmiş. Bu sözleri işitince sağın dinci kesimlerinin 50 sene önce haller neyse 50 sene sonra da hallerini değişmediğini görüyorsunuz. Adamların kafası kasaba politikacısı kafasından öteye bir milim bile ilerlememiş. Bunların geçmişte taşıdıkları bezirgan kültür neyse aynısını şimdi de küçücük bir rötuş bile yapmaksızın devam ettiriyorlar.

Oysa dünya değişmiş, insanlık insan hak ve özgürlükleri konusunda yetersiz de olsa öyle bir noktaya gelmiş dayanmış ki daha azıyla yetinmesinin olanağı yok. Oysa bunlar getirdikleri anayasa değişikliği ile neredeyse orta çağ dönemine kadar geri dönüş yapmışlar ama bütün bunların bir anlamı da yok, kimseye bu hak ve özgürlükler gerekli de değil. Bu çevreler için dümenin başındaysanız her şey tamamdır. Dümenin başında olmak size her kapıyı açar. Mal edinirsiniz, politik itibar elde edersiniz, yönettiğiniz yurttaşları böcek yerine bile koymaz gerektiğinde böcek gibi ezmeyi de kendinizde hak sayarsınız. Üstelik bunlara ilaveten de Karun kadar zengin olur, geniş halk yığınlarını garip guraba yerine koyarak onları hayır hasenat ekonomisi ile bir güzel de kendinize kul köle yaparsınız olur biter.

Bahçeli ülkenin pek çok ilinde miting yapacak düzeyde olmadığı için gösterişli mitingini Erzurum'da yaptı. O mitingi gözlemleyen arkadaşlardan edindiğimiz bilgiye göre meydan AKP'lilerle doldu taştı. Bahçeli ise kalabalığı görünce yine ağdalı konuşmalarına firensiz devam etti. Onun hedefinde de yine Kılıçdaroğlu vardı.

Kılıçdaroğlu'nun ne yüzsüzlüğünü koydu ne de bilgisizliğini. Yüzünün de davul derisinden olduğunu söyleyerek elinde bulundurduğu bir avuç ülkücüyü ve Şeyh Sait sever AKP'lileri yerinden zıplatacak sözler etti. Eee Bahçeli bu, daha dün Recep Tayyip Erdoğan için ettiği sözleri çabucak yalamış yutmuş olmalı ki bu kez demiri tersine bükerek Kılıçdaroğlu'na çevirdi salvo atışlarını. Bakın bakın ne diyor, Bahçeli denilen bir başka bezirgan politikacı. Kılıçdaroğlu ölüde ağlamaz, düğünde oynamazmış. Devamı ise zırva. Zırva çünkü o konuşurken kimden cumhurbaşkanı olmaz diye saydığı laflar geliyor da aklımıza utanmazlığın, sıkılmazlığın bu kadarısı da olmaz diyoruz sadece.

Bu AKP ve saray bastonu Bahçeli'de 'HAYIR' oyu verecekleri teröristlikle suçluyor. Hızını alamayıp bir de ülkenin beka sorunundan söz etmez mi çileden çıkıyorsunuz. Bugüne kadar dinci ve faşist ayaklarda politika yapanların aklınızın almayacağı yöntemlere başvurarak politika yaptıklarına çok tanık olduk. Ancak ne AKP ve Saray çevresi ne de Bahçeli gibisine rastlamadık desek abartmış olmayız. Öyle ya ülkenin Beka sorunundan söz edenler Suriye'de askerlerimizin ne duruma düşürüldüklerinin farkında bile değiller.

Gelinen noktada Türkiye'yi ne gibi tehlikeler bekliyor bunu bile kavrayacak yetenekten yoksunlar. Ege'de bulunan adaları basın yazıp çiziyor. Bunların Yunanlılar tarafından nasıl silahlarla doldurulduğunu, insan bulunan kimi adalarda da Yunan askerleri dahil halktan savunma milisleri oluşturulduğunu bilmiyor değiliz. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın bir Kardak adası çevresinde gemi gezintisi ile zevahiri kurtarmak ve beka sorununu çözebileceğini düşünmek bu iktidardan ve bu iktidarı abuk subuk sözlerle desteklemekten söz eden Bahçeli'nin kandırıkçılığı ile oyalanmaktan çok öte sorunları var bu ülkenin. Bu tutumları yakından izlediğinizde bunların getirdiği anayasa değişikliği için bir değil bin tane neden söylemekte zorlanmazsınız. Ancak bir şey daha var.

Osmanlı İmparatorluğu biliyorsunuz ki ülkemizi izlediği sakat politikalarla emperyalizmin işgaline neden olmuştur. Osmanlının politikalarını tersyüz ederek emperyalist güçleri bu topraklardan kovanlar salt ülkeyi işgal altından kurtarmış değillerdir. Aynı zamanda da meclisi kurup cumhuriyeti ilan ederek ülkeyi tek kişinin sultasından da kurtarmışlardır. Meclisin tarihte böylesine önemli bir yeri vardır. Ancak aynı meclis yıllar sonra kendi içinden çıkanlara geçit vererek anayasa değişikliği ile birlikte yeniden cumhuriyeti yok ederek, tek kişinin sultasına ülkeyi terk eden bir anayasa değişikliğini kabul ederek bugünkü yasalarımızda karşılığı ağırlaştırılmış müebbet olan büyük bir suç işlemiştir.

Böyle bir anayasa değişikliğini getirenler, bu anayasanın 330 bandını aşarak halk oylamasına sunulmasına oy veren milletvekillerinin tamamı bu suç kapsamı içindedirler. Şimdi de 16 Nisan tarihide tarihin tekerleğinin geriye çevrilmesi için halk oylaması yapılmaktadır. Böyle bir oylamanın ne hukuksal olarak ne de sosyal ve politik olarak bizim katımızda hiçbir değeri yoktur. Çünkü böyle bir politik tutum suçtur, karşılığı da bellidir. İşte bu yüzden böyle bir dayatmayı getirenlerden bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün kesinlikle hesap sorulacak, kimsenin yaptığı yanına bırakılmayacak, Bahçeli gibi kükreme hastası olanlara üstüne basa basa anımsatırız.

Bizler hem 'Hayır' oylarımızla bu niyeti kursaklarında bırakacağız, hem de kazanımlarımızdan küçücük bile olsun ödün vermeyerek getirilen anayasa değişikliğindeki insan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan uygulamalara boyun eğmeyeceğiz o kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA