Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KUYRUKLU YALAN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

28 MART 2017

Ülkemiz o kadar çok yalana tanık oldu ki haddi hesabı yok. Alın size bir yalan daha. Hem de bu yalan doğrudan Recep Tayyip Erdoğan tarafından söyleniyor. Neymiş efendim 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Kemal Kılıçdaroğlu kaçmışmış.

Darbeyi Allah'ın bir lütfü olarak görenler bile lütuf ibresinin tamamen kendilerinden yana döndüğünü görmeden saklandıkları delikten ortaya bile çıkmadılar. Ne zaman darbenin ordu içinde küçük bir grup tarafından yapıldığı anlaşıldı ya da ne bileyim bilinen darbe kendi lehlerine döndü iktidarı ellerinde bulunduranlarda yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladılar. Yoksa maazallah bir terslik olsaydı kimin kaçacağını kimin Fethullahçı darbecilere karşı mücadelelerini teslimiyetsiz sürdürecekleri bugün ne ortaya çıkacaktı ne de bugün Erdoğan dahil kimse böyle hamaset dolu laflara başvurmayacaktı.

Bizler diyoruz ki eğer bu anayasa değişikliği kabul edilirse ülkemizde yurttaşların en az yarısına yaşam haram edilecektir. Onlarsa böyle olmayacağı yönünde durmadan ahkam kesmeyi sürdürüyorlar. Örnek verelim; bildiğiniz gibi daha anayasa değişikliği bile kabul edilmiş olmamasına karşın yaratılan fiili durumla AKP ve saray iktidarı hukuk mukuk tanımayarak istediği gibi karar alıp yaşama geçirmektedir. Kamu görevinden sorgusuz suvalsiz onca insan atılmıştır. Birçok kişi salt bu iktidara karşı tutum aldıkları için tutuklanıp içeri yollanmışlardır. Bunların çoğu niçin içeri bile atıldıklarını bilmemektedirler.

Çünkü aradan onca zaman geçmiş olmasına karşın savcılık haklarında iddianame bile düzenlememiş, sözü edilen gazetecisinden öğrencisine kadar pek çok kişi de cezaları kesilmiş gibi fiilen içerde yatırılmaktadır. Sonra fiili durumu kendisinde hak gören ve kendisi anayasaya uymuyorsa anayasa ona uydurulmak istenen Recep Tayyip Erdoğan sarayda muhtarları toplayıp onlar aracılığı ile toplumun geniş kesimlerine baskıyı amaçlayan toplantılar düzenlemekte sonuna kadar özgürken, muhtarlar için de böyle bir toplantıya katıldıkları için herhangi bir yaptırım düşünülmezken her ne hikmetse muhalefet muhtarlarla 'EVET' - 'HAYIR' oylaması ile ilgili bir toplantı düzenlediği için Nevşehir'in Gülşehir İlçesi'nde 70 muhtardan 50'si hakkında savcılıkça soruşturma açıldığı basına yansımış bulunmaktadır. Şimdi sözü geçen savcıya sormak gerek; siz Recep Tayyip Erdoğan'ın toplantısına katılan muhtarlarla ilgili bir soruşturma açmayı düşündünüz ya da aklınızdan geçirdiniz mi, geçirmediyseniz niçin geçirmediniz de sözü edilen muhtarlarla ilgili soruşturma açma yetkisini kendinizde görmüş bulunuyorsunuz? Size doğrudan sormak istiyorum.

Bu ülke nasıl bir ülke haline getirildi acaba? TBMM'den 17-25 Aralıktan önce Fethullahçı olanlara özel bir af mı getirildi (anayasamıza göre özel bir af olamazda, haydi diyelim ki bu iktidar anayasa manayasa tanımadı çıkardı) bizim haberimiz mi yok? 17-25 Aralık öncesi Fethullah'ın kapısını aşındıran, elini eteğini öpen, çevresinde 'Hoca Efendi, Hoca Efendi' diye dolaşanlar suç işlememiş oluyorlar da diğerleri mi suçlu sayılıyorlar ne dersiniz? Çünkü herkes biliyor ki, 17-25 Aralık öncesi Recep Tayyip Erdoğan dahil, bütün AKP ileri gelenleri köküyle kömçeğiyle Fethullahçı oldukları için istiyorlar ki bu yöntemle kendilerine ilişilemesin. Yani bu konuda baştan sona yalanın kuyruklusu söylenmekte olup olanların kendilerini nasıl suç çukurundan çıkardıklarının resmidir bütün bu gördüklerimiz.

Adam gazetede köşe yazarı. Öyle bir yazı yazmış ki lütfetmiş. 'HAYIR' diyecek olan bizlere de sandıktan 'EVET' çıktığında yaşam hakkı tanınacakmış. Bu sözleri söyleyenler AKP ve sarayın akıl hocalarından birisi. Bu tür yaklaşımları olanların ülkeye bir HAYIRININ dokunmayacağını bildiğimiz için böylelerini zaten dikkate bile almıyoruz ancak bir zihniyete de işaret etmeksizin geçemiyoruz.

Bugünkü Star Gazetesi'nin birinci sayfasında atılan başlığa baktınız mı? Neymiş efendim, 'DEMOKRASİ TÜRKİYE'YE SIĞINDI" diye yazılmış. Yahu insanın tepesi atıyor, "yalancının …" diyesi geliyor ya bizim onlarla bir benzerliğimiz olmadığı için böyle bir yaklaşımı yersiz ve gereksiz görüyoruz. Sadece diyoruz ki bunu anlamak mı istiyorsunuz; o zaman ülkemizde yaşananlara ve uygulamalara bakmanız yetecek ve artacaktır da…

Son olarak yazımızı Düzce Belediye Başkanı'nın akrabalarını belediyeye doldurma hikayesi ile bitirmeyi yararlı gördük. Sağ olsun Düzce Belediye Başkanı bir gerçeği halkın gözünün içine öyle bir sokmuş ki demeyin gitsin. Olabilirliğini göremiyorum ama bir terslik olur da anayasa değişikliği geçerse yeni başkanlık sistemimizde neler olabileceğini Düzce Belediye Başkanı tarafında yapılan uygulamalar tartışmaya meydan bırakmayacak denli aleni etmiştir. O belediye Başkanı ki, sınavsız, şunsuz, bunsuz doğrudan belediyeye en yakın akrabalarını bir bir doldurmuş ve onları belediyede çeşitli mevkilere getirerek görevli kılmıştır. Başkanlık geldiğinde de bütün Türkiye'nin gökyüzü aynı benzerlikle karartılacak, Türkiye için dönüşü zor bir labirente girilmiş olacaktır.

Anlayacağınız AKP ve saray çevresinin ortaya attığı bütün görüşler yalandır, hatta yalanın da ötesinde kuyruklu yalandır. Bu yüzden de ülke yurttaşlarını bu kuyruklu yalan karşısında kanmamaya davet ediyor, bunların yalanlarını da yönetim anlayışlarını da sandığa gömelim diyoruz.

İşte önümüzde kalan gün sayısı 19. 19 gün içinde krallar devrilir, taçlar parçalanır, yeni bir dünya kurulur ki biz 'HAYIR'cılar da bunu yapmalıyız, o kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA