Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


LÜTFETMİŞSİNİZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 MART 2017

'EVET'çiler iyice çuvalladı.

Birisi kalkmış 'EVET' çıktığında da 'HAYIR'cılara yaşam hakkı tanıyacağız diyor, Recep Tayyip Erdoğan'sa CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu kast ederek bu ülkede Alevilerin bir partinin genel başkanı olabileceği izlenimi verirken aslında çam üstüne çam deviriyor. Aslında olamazlarmış ama bunlar lütfetmişler Alevi bir yurttaşımız ana muhalefet partisinin genel başkanı bile olmuşmuş.

Ne diyebiliriz ki? Padişah, İncili Çavuş'a bir özür dile özrün kabahatinden büyük olsun demiş o da saray koridorunda padişaha bir çimdik atıp; özür dilerim padişahım ben sizi sultan hanım sandım demiş. İşte o hesap Recep Tayyip Erdoğan'ın söylediklerinin özrü kabahatinden büyük.

Bütün bunlar yapılırken sanılmasın ki dil sürçmesi ya da söylenen sözün nereye gidebileceği yeterince kavranılmadığı için öylesine söylenmiştir. Bu gibi sözleri söyleyenler 'EVET' - 'HAYIR' oylamasında konuyu başka alanlara çekip tartışmak istedikleri için özellikle böyle bir yaklaşım içindeler. Çünkü bunlar ülkenin ve geniş halk yığınlarının hayrına olacak her şeyin karşısında yer almış oldukları için politikayı da inanç ve etnik köken üzerinden yürütmektedirler. Bize göre 'EVET'çi Tarzanlar sıkışmışlardır. Bu yüzden de tartışmaları sertleştirmek ve başka alanlar üzerinden götürmek düşüncesindedirler. Yoksa halkoyuna sundukları 18 maddenin ne anlama geleceğini bilmeyecek kadar akıllarını peynir ekmekle yemiş değillerdir.

Örneğin Kılıçdaroğlu demektedir ki, bu anayasa değişikliği kabul edilirse tek bir kişi meclisi feshedebilecektir. Recep Tayyip Erdoğan'sa Hayır öyle bir şey yok ispatlayın istifa ederim diyor. Bu konudaki madde değişikliği çok açık aslında. Bu yüzden de yapmış oldukları anayasa değişikliği üzerinden düşüncelerini savunmaları olanaksız çünkü. Bunlarda bunu iyi bildikleri için başka alanlara çekerek akıllarınca 'EVET' çıkarmak istiyorlar. Bunlar bugüne kadar söylediklerinde sürekli olarak anayasa değişikliği gerçekleşirse ekonominin düzeleceğini hatta Türkiye'nin uçacağını, terörün biteceğini, ülkeye istikrar geleceğini söyleyip durmalarına karşın ne acıdır ki yapılan anayasa değişikliği içeriğinde bu söylenenlere dair en küçük bir ima bile bulunmamaktadır. Bu yüzden de 'HAYIR'cılar bilinçli şekilde sert tartışmaların içine çekilerek karşılıklı çatışmalar çıksın isteniyor.

Dün bugüne kadar tanık olmadığımız bir şeye tanık olduk. Recep Tayyip Erdoğan 'HAYIR' çalışması yürütenlerin yanına uğradı. Gerçekten de şaşırttı. Hatta bazıları sandılar ki Recep Tayyip Erdoğan attığı bu adımla yumuşama eğilimi gösterecek. Ne gezer, durum hiç de sanıldığı gibi olmadı. Recep Tayyip Erdoğan; 'HAYIR'cılara ne istiyorsunuz; köprüler, okullar, tüneller, metrolar yaptık diyerek konu ile ilgili başka bir alandan 'HAYIR'cıları tartışmaya çekmek istedi. 'HAYIR'cılar elbette böylesine ucuz yaklaşımlara pabuç bırakacak değillerdi onlar da düşüncelerini söyleyerek Recep Tayyip Erdoğan'ın yaklaşımını boşa çıkardılar. Sonra bir de baktık ki Recep Tayyip Erdoğan bu ziyaretini bile mitingde malzeme yapmış.

Sözün özü AKP ve saray iktidarı çürümüş bir iktidar olarak karşımızda durmakta, bütün bu gerçeklere karşın yine de ne pahasına olursa olsun iktidar koltuğunu bırakmak istememektedir. Dolayısıyla bu iktidarın anayasa değişikliğine ve ülkede demokrasinin kırıntısının bile olmamasına gereksinimi vardır. Çünkü bunlar ülkeyi ancak bu şekilde yönetebilecek duruma düşmüşlerdir. İstiyorlar ki, kimse sesini çıkarmasın, canları kimi istiyorsa onları devletin her kademesine getirebilsinler, memur alımlarında ayaklarına dolaşabilecek hiçbir pürüz kalmasın, ülke hukukla değil bir kişinin ağzından çıkacak olan emirlerle yönetilsin. Özetle ülkede istedikleri gibi at koşturabilsinler. OHAL günlük yaşamımızın bir parçası haline getirilerek her gün ülke ve halkın yaşamı sarayın iradesine göre düzenlenip yürütülsün. Kimse hak ve özgürlüklerinden söz edemesin, eleştiri hakkını kullanmak da nereden çıktı sussunlar otursunlar yerlerinde. Yine de birileri çıkar da dik başlılık ederse o zaman da kulptan çok ne var, kurarsın bir kumpas, atarsın içeri yatsın oğlu yatsın.

Gördüğünüz gibi AKP ve saray bizim vazgeçilmez haklarımızı bize verilmiş bir lütuf gibi görüyorlar. Bunun için de her fırsatta öyle sözler ediyorlar ki geldikleri noktada mızrağı çuvala sığdırmalarının olanağı yok. Ne söylerlerse söylesinler, nasıl davranmak isterlerse istesinler sapır sapır dökülüyorlar.

Bu arada yeni bir şey daha yaşandı. Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Atilla ABD'de Reza Sarraf davası nedeniyle gözaltına alındı. Bu demektir ki Reza Sarraf olayı bir kez daha Türkiye'deki yöneticileri korku seansı içine sokacak. Sonra da bu iktidara yakın olanlar bundan böyle ABD'ye zor seyahat edecekler zor. Bir ülke için bu durumun ne kadar acı olduğunu öyle sanıyoruz ki önümüzdeki günlerde bir kez daha konuşacağız. 16 Nisan'dan sonra yeni bir fırtına Türkiye'nin gündemi olacak…

Sizin anlayacağınız 'HAYIR' demek için bizlerin binlerce nedeni var.

'EVET'çilerinse hava ile civa, görünen köy kılavuz istemez hallerine bakın demek istediğimi görürsünüz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA