Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TİLLERSON

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

31 MART 2017

ABD Dışişleri Bakanı Tillerson ülkemize geldi. Tillerson ülkemizde salt mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmedi. Binali Yıldırım ve Recep Tayyip Erdoğan'la da görüştü. Bilindiği gibi Suriye sorunu nedeniyle ABD ile sorunlarımız oldukça birikmişti. İnsanlar sanıyorlar ki ülkemizin yöneticileri Tillerson'un önüne biriken sorunları koyacaklar ve rahatsız oldukları noktaların altını çizdikten sonra şu şu şekilde olmalı, bu şu şekilde olmalı diyecekler. Olmadı elbette.

Olamazdı da, çünkü 15 yıllık AKP ve saray iktidarı döneminde saygın bir dış politika izlenmediği için doğal olarak da söylenenleri değil Amerika hiçbir ülke dikkate alıp kendisine ona göre çekidüzen vermezdi.

Önce konuyu şöyle ele alalım. Bilindiği gibi Tillerson ABD'nin Dışişleri Bakanı. Bu yüzden de Türkiye'ye geldiğine göre varsa sorunlar Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşür giderdi. Sorunlar görüşmelerle çözülürse ne âlâ, çözülmezse de Türkiye'nin de ona göre başka planları devreye girerdi. ABD'den geldiğine göre isterse bir ABD çavuşu gelsin şimdiki başbakan ve cumhurbaşkanı çok meraklı görüşmeye. Oysa kendileri ABD Başkanı ile görüşmek için randevu bile alamamakta, daha alt düzeydeki yöneticilerle görüşüp geri dönmektedirler. Ya da ABD ve diğer ülkelerin yöneticileriyle zırp pırt görüşmek sanıldığı kadar kolay değildir.

İnsan merak ediyor, Tillerson'la Başbakan Binali Yıldırım görüştü, o neyi eksik bıraktı da Tillerson daha sonra hem Dışişleri Bakanı hem de Cumhurbaşkanı ile görüşmektedir? Yoksa bu makamlarda bulunanların birbirlerine karşı güvenleri mi yok? Ya da ABD Dışişleri Bakanı Tillerson'u hızaya getirirse getirirse Recep Tayyip Erdoğan mı getirir diye düşünülmektedir? Görüşmelerden basına yansıyanları öğrendik. Tillerson'un ortaya sürülen her konuda tam anlamıyla diplomatik davranarak izledikleri politikaları aynen sürdürecekleri izlenimi ortaya çıktı. Bizimkiler Türkiye kamuoyuna yönelik; PYD-PKK ABD'nin yardımı ile güçleniyor, ABD terör örgütlerine yardım ediyor gibi açıklamalarının dışında bastırdıkları hangi söylemlerine tanık olduk? Olamayız ve öyle ki bu iktidar 71 askerimizin canına mal olan 'Fırat Kalkanı' operasyonunun durdurulduğunu bile belki de bazı konularda ABD'nin isteği ya da ne bileyim onlara yaranmak için açıkladılar.

Yoksa 'Fırat Kalkanı' operasyonu ne işe yaradı ki durdurulmuş oldu? Bu gerçeği AKP ve sarayda iyi bildiği için Binali Yıldırım; 'Fırat Kalkanı' operasyonu bitmiştir, gerekirse başka bir isimle başka bir operasyon başlatırız" diyerek kendilerine yönelik eleştirileri yumuşatmaya çabalamaktadır.

Eğer bir ülke onurlu bir dış politika izlemezse attığı her adım ağır bir zincir gibi ayağına dolanır. Bir süre önce ülkeye çağrılan Barzani'ye AKP ve saray iktidarı bağımsız bir devlet muamelesi çekmiş ve Barzani'nin bayrağı bizim semalarımızda dalgalandırılmıştır. Herkes biliyor ki, AKP ve saray tarafından Barzaniye bu jest Barzani'nin yönlendireceğini umdukları Kürt yurttaşlarımızdan 'EVET' oyu almak içindi. Bunlar yaşanırken iktidara karşı bir iki eleştiri geldi sonra da ülke gündemimiz çok yoğun olduğu için unutulup gitmek üzereyken bu kez de Kerkük sorunu pat diye gündeme geldi. Barzani yönetimi Kerkük'e kendi bayraklarını asınca orada bulunan Türkmeler ve Araplar da haklı olarak ayağa kalktılar. Dolayısıyla bu yeni aşamada da AKP ve saray iktidarı eli kolu bağlı bir şekilde gelişmeleri izlemenin ötesinde bir şey yapamayarak yaşananları suskunlukla geçiştirme yolunu seçti. Anlayacağınız AKP ve saray iktidarının izlediği dış politika dipten doruğa yanlış olduğu için sonuçlarda ister istemez ülkemizi yeni yeni tehlikelerle karşı karşıya getirmektedir. Oysa bu bölge ile özellikle de Suriye politikası ile ilgili politikaları AKP ve saray iktidarı değiştirmeli ve yeni adımlarını da bu politikalara göre ayarlamalıdır.

Bu nedenle de Suriye'de Beşar Esad'la anlaşma yoluna zaman geçirmeksizin gidilmeli ve Suriye'nin toprak bütünlüğü koşulsuz kabul edilerek eski ilişkiler arka planı olmadan yeniden işler hale getirilmelidir. Yoksa bölgede ABD ya da başka güçleri duruma göre öne alarak Suriye'nin zararına olacak şekilde kimi adımlar atmaktan uzak durulmalıdır. Daha önemlisi de AKP ve saray iktidarı ÖSO'da dahil hiçbir İslami terör örgütü ile iş tutmamalı ve bu tavrı açıkça ilan etmelidir. Yoksa daha çok ABD şu bakanı, bu bakanı ve askeri yetkilileri gelir gider ancak hiçbiri Türkiye'nin çıkarına bir sonuç doğurmaz.

AKP ve saray iktidarı ülkeyi her anlamda bataklığa itmiştir. Daha da iteceği gerisin geridedir. Bütün bu gerçeklerle ülkemiz yüz yüzeyken bu iktidar adeta gözlerini kapatmış bir kişinin başkan olması ve her istediğini gerçekleştirmesi için getirilen anayasa değişikliğine her türlü alavere dalavereye başvurarak kabul ettirmek istemektedir.

Bizler hem ülkemizi seviyoruz hem de özgürlüğümüze ölümü göze alacak kadar düşkünüz.

İşte bu yüzden AKP ve sarayın bütün baskı ve yıldırma girişimlerine karşı 'HAYIR'ı sandıktan çıkaracak, halk ve ülke düşmanlarına gereken yanıtı mutlaka vermiş olacağız…
 

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA