Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NEYİ OYLUYORUZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 NİSAN  2017

16 Nisan 2017 günü sanmayın ki olağan bir oylama yapılmaktadır. 16 Nisan günü Türkiye halkı sandık başına gidecek ve ya ayağındaki prangaları söküp atacaktır ya da ayağına daha da ağır ve kırılması zor prangalar taktırarak 17 Nisan sabahına uyanacaktır. Bir düşünelim; zaten gerektiği kadar hak ve özgürlüklerden yararlanamıyoruz, işimiz yok, yarınlarımızdan emin değiliz, bizi bir çoban gütsün diye kim kalkar da 'EVET' oyu verir? Verirse de böyle bir sonucu olağan bir durum olarak görmek olası mıdır?

Bugüne kadar nasıl olmuştur da halkımız böyle bir noktaya sürüklenmiştir hiç bunları düşünüp tartıştınız mı? Ülke adım adım tarikat ve cemaatlerin sultasına sokulur ve kul olma kültürü egemen kılınmaya çalışılırken kim ya da kimler neredeydiler acaba? Bugün bu soruyu soruyoruz çünkü ülkemiz tarihi; halkına ihanet eden politikacıların cirit attığı bir ülke olmuştur. Bugün birileri utanıp sıkılmadan Türkiye'nin beka sorunu olduğunu söylemektedir. Söyler misiniz; eğer böyle bir sorun varsa kim ya da kimler ülkeyi bu noktaya getirmiştir acaba? Gerilere gitmeye gerek yok. 15 yıldır iktidarda her istediğini yapan bir iktidar nasıl olmaktadır da eğer ülkenin beka sorunu varsa kendisinden hesap sorulamamaktadır? Doğal, bütün bunlar bir bir gerçekleşirken bu iktidara şenliklik şölenler yapan ve kalemleriyle başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere övgüler düzenler kimlerdi dersiniz?

Ülkemizde beka sorunundan söz ediliyor ya, şaşırmıyoruz. Şaşırmıyoruz çünkü ülkemizi korumak ve kollamakla yükümlü olan ordunun bu iktidarın elinde ne hale getirildiğini görmek gerekir. Bizler elbette Kurtuluş Savaşı'ndan bu yana köprülerin altında çok sular geçtiğini bilmekteyiz ancak nasıl olmuştur da bir tepeyi yarım saat geç aldığı için canına kıyan bir ordu geleneği kimlerin elinde bu kadar bozulmuştur da hemen Ege kıyı şeridimizin dibinde bulunan adalara Yunan bayrağı dikilmiştir? Ya da nasıl olmuştur da Suriye'nin içişlerine karışan bir iktidar tarafından ordu olmadık bataklıkların içine hem de bir hiç uğruna sürüldüğü ve sonucu ağır bir yenilgi olan bir sonla karşılaşmak gibi bir yazgı tepesine bir çuval olarak geçirilmiştir?

Hiç kuşkusuz bu noktaya gelinceye kadar kulaklarından bir bir tutulup ortaya çıkarılacak sorumlular yok değildir. Ancak bugün bu gibi sorunlarla zaman geçirmek gerçekten de faydasızdır. Bugün yapmamız gerek tek şey dün nasıl bir yerlerde Sevr anlaşması hazırlandı ve padişahın önüne konulduysa ve o Sevr nasıl Anadolu'nun yiğit insanları tarafından bir direnişle yırtılıp atıldıysa bugün aynı karanlık güçlerce hazırlanan anayasa değişikliği de 16 Nisan 2017 günü bir daha getirilmemek üzere sandığa kilitlenmeli ve ülkenin onuru bir kez daha kurtarılmalıdır. Yok, eğer bu başarılamazsa Türkiye başına örülecek çorabı tahmin bile etmek çok ama çok zordur.

Gerçi birileri ben bu anayasa değişikliğini geçirir ülkeyi de istediğim gibi yönetirim diye düşünüyor olsalar da, öyle bile olsa göreceksiniz bunlar istediklerini yapamayacaklardır. Bakın; Ankara Hipodrom alanında Recep Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım 193 mü nedir açılışın törenini yapacak ve sizlerin önüne getirdikleri ihanet anayasası için 'EVET' oyu isteyeceklermiş. Bunun için şimdiden bütün kamu araçları, hacılar cami imamları, diyanet harekete geçirilmiş. Bizlerin verdikleri vergilerden toplanan paralarla birileri bizim yazgımızı çizmek istiyormuş. Değerli Ankaralılar ve bütün Türkiye halkı; bunlara izin mi vereceksiniz yoksa Sevr'i nasıl yırtıp attıysanız 16 Nisan günü getirdikleri anayasa değişikliğini yırtıp yüzlerine mi çarpacaksınız?

Bizler iyi biliyoruz ki 17 Nisan sabahına onurlu yurttaşlar olarak bütün dünyanın bizden söz ettiği bir güne uyanacağız. Bunun için işimiz çok da zor değildir.

Sandığa gideceğiz ve 'HAYIR' diyerek bunlara geçit vermeyeceğiz o kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA