Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YÜZSÜZLÜĞÜN BÖYLESİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 NİSAN  2017

Pazar günü Ankara'da Recep Tayyip Erdoğan 193 tesisin açılışını yapmak üzere bir 'EVET' mitingi gerçekleştirdi. Bu miting nedeniyle Metro-Ankaray- Belediye otobüsleri ve devletin pek çok sayıda aracı hizmete verilmişti.

Tesis açılışı deyince aklımıza her şey geliyor da bir türlü ciddiyeti olan bir şey gelmiyor nedense. Dile kolay say say bitmeyecek kadar çok tesis. Ciddiyeti olsa sayısı az değil, bu yüzden de diyoruz ki açılan tesisler zaten dandik şeylerdir ama ayrıca da bu tesisler kaçıncı kez açılmıştır Allah bilir.

Şahsıma bu dinci imancı kesimin bir dediğine inanmam. İnanmam çünkü söylediklerinin hiçbiri doğru değildir. Diyelim ki bunlar dürüstlükten söz ediyorlar inanmam ne mümkündür. Niye mi? Recep Tayyip Erdoğan zaten 'EVET' mitingi yapıyor, eh peki, zaten yaptığı halde niye mitingine bir de tesis açılışı adını koyuyor? Bu yöntemde bir cinlik var elbette ama bu yöntemle ahmağı bile kandırmanın olanağı yoktur. Siz siyasi bir rejim değişikliği peşindesiniz onu da yurttaşların vergilerinden toplanan paralarla gerçekleştiriyorsunuz. Niye inandığınız bir dava için kendi paralarınızla miting yapmıyorsunuz da devletin olanakları ile bizlerin başına çuval geçirme gayreti peşindesiniz?

Metro, Ankaray, belediye otobüsleri bedava. Ne için bedava ve kime hizmet için bu yöntemi seçiyorsunuz? Bizim gibi 'HAYIR' yanlısı olanların olanaklarını siz kendi çıkarınıza kullanıyorsanız biliniz ki çok inandığınızı söylediğiniz inançlarınıza ters yolda hareket ediyorsunuz. Bütün bu girişimlerin gözümüzün içine bakıla bakıla gerçekleştirilmesi var ya aklı başında hiçbir yurttaşın kaldıracağı şey olmadığını söylüyoruz, isterseniz bunu varın bir kez de siz düşünün bakalım düşünmeye bile yüreğiniz varsa.

Olacak şey değil. İ. Melih Gökçek bütün çevre ilçelere belediyenin arabalarını göndermiş. Çarşıdan, şurdan, burdan Ankara'ya gidecek mitingci aranıyor. Yeterince mitingçi bulunamadığı için de şu Ankara'nın ilçe ve köylerine kadar dağılmış olan ne kadar Afganistanlı varsa miting için toplanıp otobüslere doldurulmuşlar. Eh bizler de soruyoruz size; Afganistanlıları yurttaş yaptınız da bizim mi haberimiz yok? Diyelim ki yapmadınız, oy kullanmayacaklarsa ne diye onları toplayıp Ankara'ya getiriyorsunuz? Mitingin kalabalık görünmesi ve 'EVET' oyu vermeyecek yurttaşlarda bir algı yaratarak 'EVET' oyu verilmesinin sağlanması için bu yöntemlere mi başvuruyorsunuz? Hoş zaten yeterince dağı taşı 'EVET' afiş ve pankartları ile donatarak yapmışsınız zaten yapacağınızı. Sokağa çıkan insanlar sansınlar ki 'HAYIR'ın çıkması olanaksız, ne yapalım bu kez de 'EVET' diyelim baskısı yaratmak peşindesiniz.

Yollar, caddeler, sokak içleri, panolar, köprü geçişleri sanki babanızın mülküymüş gibi sizler tarafından ele geçirilmiş. Başkalarına nokta kadar yer bile bırakmamışsınız. Bıraksanız bile 'HAYIR' oyu vereceklerin paraları olmadığı için sizlerle yarışması olanaksız. Çünkü sizler bu propaganda çalışmalarını kendi cebinizden yapmıyorsunuz, devleti ele geçirmiş sağımlık inek gibi sağıp duruyorsunuz. Öyle yüzünüzün derisi kalın ki yapılan eleştirilere hiç mi hiç aldırdığınız yok. Oysa bizler bu ülke de hiç değil bir zamanlar görevlerini yapabilen Yüksek Seçim Kurulu'nun bir ölçüde de olsa olduğunu bilirdik. O seçim kurulu ki bu tür propaganda çalışması yürütenler için yine de bir engel teşkil ederdi, şimdiyse kılını bile kıpırdatmıyor. Özel TV'lerin iktidarın çıkarına propagandaya alet olması yetmezmiş gibi TRT'yi de ele geçirmiş tepe tepe kullanıyorsunuz. Sizlerin yanlış hesabını Bağdat'tan çevirecek ne yargı koymuşsunuz ne de başka bir kurum. Bal tutan parmağını yalarmış hesabı parmağınızı yalayıp duruyorsunuz.

Bir de öyle halleriniz var ki şaşmamak elde değil. Kılıçdaroğlu gazetecilere demiş ki, Fethullahçıların siyasi ayağı ortaya çıkarılmadığına göre, 15 Temmuz darbe girişimi de kontrollü darbe girişimi olabilir. Hepiniz ayağa kalkıyorsunuz. Kılıçdaroğlu'nu hem yalancılıkla itham ediyor hem de kanıtla diye kükrüyorsunuz. Dedim ya size ne söylesek az bile. Çünkü tepeden aşağı hepiniz Fethullahçılıkta birbirinizin eline su dökemez konumdasınız. Geçmişte yapmış olduğunuz konuşmaları bir anımsayın göreceksiniz ki neredeyse içinizde Fethullahçı olmayan yok. Diğer birçok ismi sıralamıyorum, sadece Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın konuşmalarını örnek versem şimdilik yeter diye düşünüyorum. Ha bir de İ. Melih Gökçek'i örnek vereyim ki değsin. Değsin çünkü muhterem bir kitap yazmış. 'Sol siyaset…Fetö İlişkileri' diye. Bir insan ancak bu kadar pişkin olabilir. Yüzsüzlüğün böylesi görülmemiştir. Bizde bu tür tevatürlerin peşinde koşanlar için iz azdırıyor derler. Yani sözün özeti içiniz dışınız Fetöcü dolu amma sizler yine de iz azdırmaya soyunuyor ve birilerine her türlü iftiranın daniskasını atıyorsunuz.

Şu CHP Milletvekili Hüsnü Bozkurt için de aynı şeyi yaptınız. Sözlerini çarpıtarak diyorsunuz ki "vay Hüsnü Bozkurt, 'EVET'çileri denize dökecekmiş." Savcıları bile harekete geçirmişsiniz. İş kendinize gelince ne savcının eli ayağı tutuyor ne de içinizden birisi çıkıp da kendi yandaşlarınıza tek söz bile etmiyorsunuz. Durum bu olunca da kiminiz 'HAYIR' oyu verenleri tutuklayacağını söylüyor, kiminiz silah sıkarak öldürmekten söz ediyor, kiminiz lütfedip 'HAYIR'cılara 'EVET' oyu çıktıktan sonra da hayat hakkı tanınacağını, kiminizse öleceksiniz…gebereceksiniz diye kükrüyorsunuz. Sayısız tehditlerinizi saymıyoruz bile. Unutmayın çok bağırdığınızda, çok kükrediğinizde haklı olmuyorsunuz. Bu yüzden de ne yaparsanız yapın bu ülkenin insanları size kanmayacak ve sandıkta 'HAYIR' oyları %58'lere varıp dayanacaktır.

Özel not: bu sabah İsmail Küçükkaya'yı dinledim. O da AKP trollerinin fazla etkisinde kalmış olmalı ki Kılıçdaroğlu'na Hüsnü Bozkurt için ne yaptınız diye soruyordu. Hızını alamadı bir de Kılıçdaroğlu'nun kontrollü darbe eleştirisi içen sizin hiç mi danışmanınız yok diye soruyordu. Her sabah Mustafa Kemal Atatürk'ün 'NUTUK' kitabını göstermekle olmuyor bu işler. Televizyona onca insan çağırdınız. Herkes bir şekilde çıkıp düşüncesini söylüyor.

Peki, bu ülkenin sosyalistleri yok mu? Onların 'HAYIR' oylarının hiç mi bir değeri yok? Bugüne kadar sabah programınıza hangi sosyalisti ve de sosyalist partinin temsilcisini çıkardınız da maç yöneten hakem gibi siyasete ayar verme çabasındasınız?

Bizde size bunu soruyoruz Sayın İsmail Küçükkaya?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA