Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KAÇAN KİM?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 NİSAN  2017

Ülkede demokrasi namına bir şey bırakılmamış. OHAL yönetimin silahına dönüşmüş. Valiler, kaymakamlar çeşitli kurum ve kuruluşların tepesindeki kişiler devletin görevlisi değil de bir partinin görevlisiymiş gibi keyfi davranmaya ve uygulamalara devam ediyorlar. 'HAYIR' toplantısı yapmak isteyenlere ne salon ne de herhangi bir yer verilmiyor. Veren olursa da Saray ve AKP iktidarının baskısıyla ilgililer bizzat giderek sahiplerini tehdit edip vaz geçiriyorlar.

'HAYIR'cılara her şey yasak, 'EVET'çilere her şey serbest. İşin daha da önemli yanı şu ki, 'EVET'çiler devletin olanaklarıyla yeri göğü 'EVET' pankart ve afişleriyle doldurmuşlar. Bilbordlar, binalar, kamu alanları bunların hizmetine verilmiş. 'HAYIR'cılar ise ne afişlerini asacak yer bulabiliyorlar ne de 'HAYIR'cıların astıkları afişler hatta stikırlar bile bir gün bile yerinde kalmadan sözüm ona zabıta tarafından sökülüyor. Sizin anlayacağınız eşit koşullarda geçmeyen bir halk oylaması kampanyası var. Bütün bu engellemelere ve yetersizliklere karşın 'HAYIR' çalışması sürdürenler bir yolunu buluyor ve kitlelere ulaşarak 'EVET'i savunanların nasıl bir yönetim getirmek istediklerini geniş halk yığınlarına yine de anlatmaktan geri durmuyorlar.

'EVET'çilerse tam anlamıyla bir bozgun halindeler. Kitlelere getirdikleri anayasa değişikliğini savunmak şöyle dursun yanına bile uğramaktan acizler. Onlar havadan sudan konuşarak yığınların gözünü boyamaya çalışıyorlar. Bunların iki sözlerinden birisi istikrar. 15 yıldır tek başlarına iktidardalar ve her istediklerini yapıyorlar ama yine de istikrarsızlıktan şikayetçiler. Bunlar 'EVET' çıkar ve anayasa değişikliği gerçekleşirseymiş ülkeyi gül gibi yönetecekler, terörü bitirecek, ekonomiyi düzeltecekler, Türkiye'yi uçuracaklarmış. Sizin anlayacağınız 15 yıldır iktidarda olan bu iktidarın bugüne kadar yaptıkları neyse bundan sonrası da aynı olacak ama bunlar bir kez yalanı meslek haline getirmişler, eğer yalan söylemezlerse dilleri şişer alimallah.

En tepedeki iki kişi; Recep Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım yeni bir tartışmadan medet umdukları için 15 Temmuz gecesi Kılıçdaroğlu'nun o gece kaçacağını ortaya attılar. Hem de bu yalanlarını gittikleri her yerde dile getirip duruyorlar. 15 Temmuz gecesi hem Erdoğan hem de Binali Yıldırım uzun süre ortada olmamalarına karşın binmişler bir yalan ipine Kılıçdaroğlu kaçacaktı deyip duruyorlar. İnsanın bunların haline üzülesi geliyor. Ortalıkta gözükmeyenler kendileri. Ne zaman Fethullahçı darbenin başarısız olacağı anlaşıldı bulundukları yerden birer birer ortaya çıkıp konuşmaya başladılar. Dün Urfa'da konuşan Recep Tayyip Erdoğan aynı yönde konuşmalarını sürdürdü ve kendisinin kaçmayacağını da bir devlet yöneticisi ağırlığı ile değil de sokaktaki insanın tarzıyla dile getirdi. Neymiş efendim; gâvur toprağında esir olamazmış. Bu yüzden de kendisine kaçırmayı teklif etmişler ama o bu teklifi geri çevirmiş.

Valla ne diyelim yürekli adammış. Yalnız bu sözleri çok da inandırıcı bulmamakla birlikte haydi diyelim ki öyledir, niçin "gavur" sözcüğünü kullanıyorsunuz acaba ülkenin cumhurbaşkanı koltuğunda oturan biri olarak anlatabilir misiniz meramınızı? Bir de niye anayasa değişikliğinin ne getireceği ile ilgili konuşmuyorsunuz da Kılıçdaroğlu kaçacaktı yalanına sarılıyorsunuz? Bu şekilde davranmak biliyoruz işinize geliyor da bir de ülkenin içine itildiği durum var, sizler buradan mı lehinize sonuç çıkarmak istiyorsunuz?

Egemen Bağış'ı unuttunuz mu? Bağış bildiğiniz gibi bakanlığı döneminde adı rüşvet olayına karışmıştı. Karışmıştı diyorsak söylemek istediğimiz şey naziklik olsun diye değil, biliyoruz ki rüşvet çamurunun içine boğazına kadar batmıştı.

Şimdilerde o da 'EVET' için çalışıyor. Sanırız olup bitenleri halkın unuttuğunu sanıyor olmalı ki yine orada burada görünmeye başladı. Egemen Bağış'ta tek adam diktatörlüğünü savunuyor. Savunurken de Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i örnek veriyor. Bu hırsıza göre Sezer, apartman yöneticisi bile olamazmış ama parlamenter sistem getirip onu başımıza cumurbaşkanı seçmiş. İşte böyle kötü bir şeymiş parlamenter sistem. Ecevit'e anayasa fırlattığı için ülkede dolar almış başını gitmiş, ülke çok büyük zararlar etmiş çok. O dönemde dünya krizle sarsılıyordu.

Şimdi ise öyle bir şey yok. Kimse kimseye de anayasa falan fırlatmıyor ama nasıl oldu da dolar gelip 4 liraya dayandı bunu açıklayabilir mi acaba Egemen Bağış? Enflasyon, işsizlik, ekonominin dibe vurmasını şimdi kimin döneminde yaşıyoruz biz? Elbette Recep Tayyip Erdoğan'ın döneminde. Bağış ve bağış gibilerin nasıl birisi olduğunu bilmiyor değiliz. Bağış ki Bir zamanlar Amerika'da Türk Amerikan Dernekleri yöneticiliğinde bulundu. Amerika'rın çıkarına da hizmet etmişliği vardır.

Diyoruz ki madem ona buna sataşıp duruyorsun o zaman çık git Amerika'ya gidebilirsen. Gidemezsin çünkü Reza Zarrab gibi hemen bileğine kelepçeyi elin oğlu takıverir.

İşti böyle, ülkemizde yavuz hırsızlar ev sahibini bastırmakta çok deneyim kazanmışlar.

Ancak 16 Nisan günü böğürlerine 'HAYIR' damgasını yiyip oturacaklar ve diktatörlük ve Osmanlılık hevesleri de kursaklarında kalacaktır, o kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA