Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


O'NA YARIN BİR SÜRPRİZ YAPIN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 NİSAN  2017

Yarın 'EVET' - 'HAYIR' oylaması için sandık başına gideceğiz. Uzun zamandır çok şey söylendi, çok şey yazıldı. 'EVET'çilerin aksine 'HAYIR' diyenler 18 maddelik anayasa değişikliğinin neler getireceği neler götüreceği ile ilgili olarak ne var ne yok hem yazdılar hem de her fırsatta toplumun karşısına çıkarak görüşlerini açıkladılar. Bütün gerçeklerin karşısında 'EVET' diyenlerin getirdikleri anayasa değişikliğini savunacak hiçbir dayanakları olmadığı için onların görevi de toplumu daha da germek ve 'HAYIR' oyu vermek isteyenlere ağır hakaretler içeren sözler söyleyip ellerinden gelen her türlü baskıyı da uygulamaktan geri kalmadılar. Yetmedi devletin olanaklarını ve paralarını sonuna kadar kullanarak ülke insanının gözüne kül üfürmeye kalkıştılar. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, hangi olanaklarla karşımıza çıkarlarsa çıksınlar inandırıcı olamadıkları için ibre bir türlü 'EVET'ten yana döndürülemedi. İbre 'HAYIR' oylarından yana açık ara kilitlenip kaldı.

Yarın sandık başına gideceğiz ve oylarımızı kullanıp O'na öyle bir sürpriz yapacağız ki sonuca dünya alem şaşırıp kalacak.

Hoş sonucun açık ara 'HAYIR' olacağını anlamak için anayasa değişikliğinin 18 maddesini şöyle bir okumak bile yeter de artar bile ama bizler bunu bile zahmet edip okumayanların olduğunu bildiğimiz için yine de bir özet yapmayı yararlı görüyoruz.

Anayasa değişikliği bağımsız yargıyı tam anlamıyla ortadan kaldırıyor ve bir kişinin hükmüne veriyor. Dolayısıyla yargı bağımsızlığı ortadan kalkmış oluyor. Yargının ataması onun isteğine bağlı.

Cumhurbaşkanı tarafsızlık yemini etmiş olmasına karşın bir partinin genel başkanı oluyor ve halkın cumhurbaşkanı olması gerekirken sadece partisinin cumhurbaşkanı konumuna düşüyor.

Gerek gördüğünde partili cumhurbaşkanı tek başına OHAL ilan edebiliyor.

İstediği zaman Kanun Hükmünde Kararname çıkarabiliyor.

Bakanları kendisi seçiyor, bakanlar meclise karşı sorumlu olmadıkları gibi hesap vermek konumunda da değiller. Bakanlar seçilmişlerden değil partili cumhurbaşkanının seçtiği kimselerden oluşuyor.

Kimi isterse yardımcısı olarak seçebiliyor.

Partili cumhurbaşkanı istediği zaman herhangi bir bakanlığı kaldırabileceği gibi yeni bir bakanlık kurma yetkisine de sahip olabiliyor, istediğinde yeni kurumların oluşmasını da sağlayabiliyor.

Ne bakanlar, ne de partili cumhurbaşkanı için bir denetim mekanizması söz konusu olmadığı gibi ortaya çıkabilecek çok büyük suçlarda bile yargı yaptırımı mümkün değil.

Partili cumhurbaşkanı istediği zaman meclisi feshedebiliyor.

Kendi partisinin milletvekillerini o belirliyor.

Bütçeyi partili cumhurbaşkanı hazırlıyor.

İstediği zaman federatif yapılar kurduğu gibi bütün mülki amirleri ve devletin bütün kademelerindeki yöneticileri atayabiliyor.

Ordu onun denetiminde, orduyu istediği gibi yapılandırıyor, başkumandanlığı da işin tuzu biberi. Genelkurmay Başkanı şekli hale geliyor.

Tek başına savaşa karar verebiliyor.

Eğitimi istediği gibi düzenleyebiliyor, üniversite rektörlerini, dekanlarını partili cumhurbaşkanı atadığı gibi bütün kurumların yöneticilerini de o atıyor.

18 yaşında milletvekili seçilmesi ise bir kandırmaca dan ibaret. Kim ya da kimlerin çocukları seçilecek o zaten belli.

Bu kadarı yeter değerli arkadaşlar.

Böyle bir durumda ülkenin rejimi sizce ne olur dersiniz? Biz yazalım. Krallık, padişahlık, diktatörlük ve faşizm.

Madem öyle, sizler de yarın sandığa gidin 'HAYIR' oyu kullanıp O'na öyle bir sürpriz yapın ki geniş halk yığınlarını kandırmaya bundan böyle kimse kalkmasın, kalkamasın.

Yarın oyumuzu kullanacağız, 17 Nisan sabahına aydınlık içinde merhaba diyeceğiz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA