Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KAZANAN ERDOĞAN KAYBEDEN TÜRKİYE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 NİSAN  2017

'EVET' kazandı mı belli değil. Bununla birlikte bilinçli olarak hem de yargının marifetiyle 'EVET' oylarının önde çıktığı belirtildi. Birkaç televizyon ve günlük gazetenin dışında hemen hepsi aynı deliğe işemeye başladılar. 'EVET' kazanmış ama 'HAYIR' oyları da üç büyük ilde önde çıkarak önemli bir atak gerçekleştirmiş. Üstelik Başbakan Binali Yıldırım'a helal olsunmuş, öyle bir balkon konuşması yapmış ki bütün yurttaşları kucaklayasıymış. Aynı şekilde Recep Tayyip Erdoğan'ın da konuşması öyle bir konuşmaymış. Bizler ne yapacakmışız? 2019 yılında merkez sağdan da destek alacak bir aday göstermeli ve seçimleri kazanmalıymışız.

Halkoylaması sonuçlarını bir kısım medya böyle okurken, yandaş medya zaten hop oturup hop kalkarak şenlik yapıyor. Oysa; bu kez yapılan oylama şu ya da bu partinin iktidar koltuğuna oturtulması falan değil, olup bitenler basbayağı da ülkemizde kökten gerçekleştirilen bir rejim değişikliği olup basbayağı da 94 yıllık cumhuriyetin tozlu raflara kaldırılmasından ibaret olduğunu birileri ya göremiyor ya da gerçekten görmek istemiyorlar nedense.

Ben kendi adıma halk oylaması çalışmalarında nasıl eşitsiz yarışılmış, devletin bütün olanakları nasıl Erdoğan'a ve AKP iktidarına verilmiş bunlara değinmek bile istemiyorum. Çünkü bunları bir kez daha bir kez daha anlatıp durmamız biliyorum ki kabak tadı verecek bir yaklaşım olacak. Bu yüzden de işin bu noktasını geçiyorum.

Şimdi gelelim öze değin söyleyeceklerimize. Bir kez bu denli eşitsiz yarışmaya karşı kazanmak için bir araya gelmiş 24 milyonun üstünde korkusuz ve yürekli insan nasıl mücadele edilirmiş karşımızdaki her türlü hileyi marifet sayan unsurlara göstermiş bulunmaktadır. Bununla birlikte tam tersi olması gereken sonuçlar Saray ve AKP iktidarı adına Yüksek Seçim Kurulu tarafından hediye edilmiştir. Bu gerçekte bizlere göstermiştir ki hukukun olmadığı bir yerde demokrasinin D'sinden söz etmenin olanağı da yoktur. Bir kez hukuk AKP ve saray sultası eliyle kırıntısı bile bırakılmaksızın yok edilmiştir.

Günlerce nasıl oy kullanılacağından tutun da kullanılan oyların hangi durumlarda geçersiz sayılacağına dair hem de YSK'nın açıkladığı görüşler çerçevesinde hem seçmen bilgilendirilmiş, hem sandık başında bulunacaklar eğitilmiş ve seçim ve seçim sabahı da oy verme işlemi öyle başlatılmıştır. Ancak bütün yasa gereği şeyler birdenbire hiçe sayılarak YSK'daki AKP temsilcisinin isteği üzerine YSK seçim yasalarını hiçe sayarak bir karar almış ve bu kararını da anlaşılamayacak şekilde sandıklar açılınca açıklayıvermiştir. Mühürsüz oy pusulası ve zarflarda kullanılan oylar hem de yasa hükmüyle geçersiz sayılacağı belirtilmiş olmasına karşın YSK; 11 üyenin oy binliği ile dışardan getirildiği kanıtlanmadığı sürece oyları geçerli sayarak sonuca noktayı koymuştur. Mühürsüz kullanılan 1 milyon beş yüz bin oyla birlikte usulsüz oyların iptal edilen toplam 2,5 milyon oy söz konusudur.

Durum bu kadar hassas iken YSK'nın badem bıyıklı Başkanı Sadi Güven sonuçları ilan ederek yargı eliyle sonuçların nasıl değiştirilebileceğini bir güzel kanıtlamıştır. Üstelik YSK'nın vermiş olduğu karara karşı itiraz edilecek herhangi bir makamda olmadığı için bundan böyle cumhuriyetin köküne çökelek suyu dökülmüş bulunmaktadır.

Buradan açıkça belirtmek istiyoruz ki YSK'nın bu kararı önümüzdeki günlerde yargı eliyle nelerin yapılabileceğine en güzel örnektir. Hukuk güvencesinin olmadığı bir ülkede bütün yurttaşların kucaklanacağını söylemek ve buna inanmak ikiyüzlülükten başka bir şey değildir. Bugün ülkede yapılan halk oylaması ile birlikte 94 yıllık cumhuriyet dönemi bitirilmiştir. Bundan böyle hem de yargının desteğiyle Türkiye görülmemiş baskıların yaşanacağı bir diktatörlük dönemine girecektir ki bizler dün olduğu gibi bugün de birçoklarının aksine bu gerçeğe işaret etmekteyiz.

Bizlere her fırsatta bir sonra yapılacak olan seçimleri işaret ederek yapılan onca hukuksuzluğa boyun eğmemizi söyleyenlerin masallarıyla devam edecek olursak 2019 yılında yapılacak olan seçimlerde de bugünkü oyunların, hilelerin ve baskı ve yıldırmaların yüz misli ile karşılaşacağız ve üstelik yeniden yapılandırılan yargı nedeniyle hukuk diye bir şeyde olmayacağı için Türkiye daha da karanlık günlerin içine yuvarlanmış olacaktır. 17 Nisan gününden itibaren Türkiye'nin ufku artık bilinmeli ki karanlıktır. Bazıları bizim bu yaklaşımımızı kötümserlik ve moral bozgunluğu olarak anlayabilir. Ancak değil, bizler bir gerçeğe işaret ediyor ve diyoruz ki gerçekçi olalım, imkansızı isteyelim.

Eğer gerçekçi olmaz Polyanacılık oynamaya devam edersek bilelim ki sonumuz faşizmin zindanlarında çürümek olacaktır. İşte bu yüzden şahsım adına YSK'nın verdiği kararı ne tanıyorum ne de hukuk adına içime sindirebiliyorum. Bizler öğretilmiş çaresizliğin kalıplarını parçalamış insanlarız. Faşist diktatörlüğü amaçlayanlar bilmeliler ki; faşizmin dayatmalarını da hiçbir şekilde sineye çekmeyecek ve parçalayıp geçeceğiz.

Son söz; 'HAYIR' kazandığı halde sonuç yargı eliyle değiştirilmiş bulunmaktadır.

Bunu bu ülkenin ilericileri, devrimcileri, demokratları ve sosyalistleri asla asla unutmayacaktır.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA