Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ŞAİBELER MÜHÜRLENDİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 NİSAN  2017

Bildiğiniz gibi 17-25 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonlarında adı geçenlere yönelik tutuklamalar gerçekleştirildi. Durumun hassasiyeti nedeniyle zülfüyare dokunulmadı bakanlar istifa ettiler. Bakanların hakkında Yüce Divan'da soruşturma açılması ise AKP'nin oylarıyla reddedilip tozlu raflara kaldırıldı. Sonrası ise malum, o yolsuzluk dosyasında adı geçenler tı teber pürü pak hale getirilip toplumun içine arap sabunu ile temizlenerek salındılar. Oysa bu tartışmalar ne bitti ne de bitecek gibi görünüyor. Ta 10 bin kilometre uzaktan elin oğlu davanın peşine düşmüş yolsuzlukları ortaya çıkarmaya çalışıyor. Reza Zarrab'tan sonra Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı'da Amerika'ya girişi sırasında gözaltına atılıp Zarrab'ın yanına konuldu. Dün görülen dava sonrasında ise olayın içinde iktidarın da olduğu davanın savcısı tarafından ortaya kondu ve peşinin bırakılmayacağı söylendi. Oysa işler bizim ülkemizde çoktan bitirilmiş, bu yolsuzluğu ortaya çıkaran hakim, savcı ve emniyet yetkililerinin çoktan defterleri dürülmüştü.

16 Nisan 2017 tarihinde Türkiye görülmemiş bir baskı altında halkoylamasına gitti. Sözüm ona devletin valileri, kaymakamları, bilumum yöneticileri köylü Mehmet'ten, Muhtar Hasan'a, memur Murat'tan işçi Gül'e kadar tehdit edilmedik kimse bırakılmadı ve yığınların 'EVET' oyu vermeleri için tepesine çullanıldı. Bütün bu zorbalıklara ve yasadışılığa karşın yine de yığınların büyük bir bölümü tehditlere pabuç bırakmadılar, oylarını da 'HAYIR' olarak kullandılar. Sonuçta 'HAYIR' oyları önde olmasına karşın oylamaya bizzat iktidar eliyle YSK'nın gözetiminde çekilen operasyonla oylamanın sonucu değiştirildi, 'EVET' kazandırıldı. Oysa ortada İlçe Seçim Kurulları'na yapılan o kadar çok itiraz söz konusuydu ki bunların sonuçları bile beklenilmedi, nihayet YSK yangından mal kaçırır gibi seçim sonuçlarını resmileştirip kesinleştirerek kararını verdi. Yargıya başvuruların sonucu bile beklenmeyerek YSK oylama sonuçlarını bir kez daha şaibeli hale getirerek tarihte karanlık kararları ile birlikte yerlerini almış oldular. Bir başka deyişle YSK tarafından şaibeler mühürlenmiş oldu.

Bir yargı düşünün ki ortada kapı gibi duran yasaya karşın canının istediği gibi karar vermekte ve keyfi davranmaktadır. Böyle bir yargıdan kim ya da kimler adalet bekleyebilir ki? Nihayetinde AKP ve saray iktidarı ile birlikte yargıdaki adaletsizlikler tavan yapmış oldu, yargı kendi güvenirliliğini kendi eliyle sonlandırdı. Gerçekler böylesine ortadayken hangi yurttaştan yargının sonuçlarına uymaları beklenebilir varın onu da siz düşünün artık.

Ülkemizdeki bu berbat durum arşı alaya çıkmışken ortalarda dolaşıp her tarafa laf yetiştirmeye çalışan bir de Adalet Bakanımız Bekir Bozdağ diye birisinin fink attığını görüyoruz. Bekir Bozdağ ki Fethullahçılarla Fethullahçıyken bir de ne görelim bir numaralı Fetö karşıtı değil miymiş? İşte o zat çıkmış halkoylaması sonuçları ile ilgili talimatlı laflar ettikten sonra bunca oy hırsızlığına karşın muhalefetin yine de yargı yoluyla hak araması karşısında esip yağarak CHP'yi suçlamakla kalmıyor, ola ki yargı işin bir yerinde CHP'nin başvurusunu olumlu karşılar korkusuyla da yargıyı açıktan açığa tehdit ediyor.

Gerçi bizler uzun zamandır adaletin olmadığı ülkemizde Adalet Bakanlığı'na ne gerek var diye düşünmüyor değiliz ama adalet çamura mı saplandı en çok çamura saplanmasına neden olanlar konuşuyorlar niyeyse? Düşünüyorlar ki bir açık verir de altında kalırsak ne yaparız. İşte bu yüzden iki de bir zırp pırt çıkıp laf üstüne laf üretiyorlar. Ne diyelim bunlara da yazık. Yazık çünkü bunca yalanın, dolanın ve üçkağıtçılığın üstü kolay kolay örtülemez. Ama biz yine de bunların işini kolaylaştırmak için bir öneride bulunalım kendilerine. Malum bunca pisliğin üstü bir tek Bekir Bozdağ ile örtülemez. Bu yüzden de üç beş hatta 15 yirmi tane Adalet Bakanlığı ihdas edilip o bakanlıkların başına da başka Bekirler geçirilebilir. Öyle ya birinin gözünden kaçarsa üstü örtülmesi gereken pislik bir diğeri tarafından hemen müdahale edilip ortaya çıkması böylelikle engellenmiş olur.

YSK, şaibeleri mühürleyip kaldırdı tamam da, neyi ya da neleri kurtardı dersiniz? Bizce karmaşayı biraz daha körüklemiş oldu. Eksik; aynı zamanda da 94 yıllık parlamenter sistemin de cumhuriyetin de köküne çökelek suyu dökerek bu suçun özneleri içinde tarihsel olarak yerini almış oldu.

Yani yanisi şu; TBMM'nin 94. Açılış Yıldönümü vardı ya, bu açılışta tüm davranışlarıyla Karşı devrimciliğin daniskasını sergileyen eline devrimcilerin kanı bulaşmış olan TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve onun gibileri de aklamış ve hak vermiş oldu ki ne tarih bunu unutur, ne de bizler unuturuz.

Bu görüşlerimiz de böylecene geçsin isteriz kara kaplı kitaba…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA