Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SURİYE POLİTİKASI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 NİSAN  2017

AKP iktidarının ta başından beri Ortadoğu politikası yanlıştı. Hele ABD emperyalizminin dümen suyunda yelken açıp bölgede ve dünyada ABD tehditlerinin bir parçası haline gelmesi ise akıl kârı sayılacak bir iş değildi. Bir dönemlerin Dışişleri Bakanı ve Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun yazdığı 'Stratejik Derinlik' isimli kitabı baz alınarak hareket edildi ve Yeni Osmanlı düşleri görülerek hem Suriye'nin hem de Türkiye'nin geleceğine en büyük darbe indirilmiş oldu.

Suriye politikasından birinci derecede sorumlu konumda olar Recep Tayyip Erdoğan ortaya çıkan Suriye politikalarının sonuçlarından sıyrılmak için hükümet içinde bir operasyona gitti ve Ahmet Davutoğlu'nu hem Başbakan koltuğundan hem de AKP Genel Başkanlığı'ndan indirerek yerine Recep Tayyip Erdoğan'ın her dediğinin altına koşulsuz imza atmaya hazır özelliksiz Binali Yıldırım'ı getirdi. İçten içe kaynayan AKP'liler arasında bazı olumsuzlukların ve Suriye politikasının faturası da Ahmet Davutoğlu'na kesilerek Recep Tayyip Erdoğan'a bu konularda çamur sıçratmamaya özen gösterildi. Oysa 'Arap Baharı', ' Büyük Ortadoğu Projesi' gibi çeşitli isimler altında sürdürülen politikalarda tek tayin edici bugün olduğu gibi geçmişte de Erdoğan'dı.

İşte o bu politikaların yarattığı sonuçlar bugün öyle bir noktaya geldi ki Türkiye'yi tam bir ateş çemberinin içine itmiş oldu. Bir yandan Suriye'de AKP iktidarı tarafından desteklenen terör örgütlerinin kıyımından kaçanlar, diğer yandan da Suriye Merkezi Hükümetini kast ederek ülkelerini terk edenler ardı arkası kesilmeden Türkiye'ye sığındılar. Bugün sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte sığınanların sayısı 4 milyonu geçmiş bulunuyor. Dolayısı ile bu denli kalabalık bir nüfusun Türkiye'de bulunmasının yaratacağı ekonomik, politik ve sosyal sorunları da düşünürsek Türkiye yanlış politikalar sürdürmesi nedeniyle başına görülmemiş bir bela almış durumda. Gerçi AKP ve saray bu denli yoğunlukta bir nüfus potansiyelinin bugün ve ileride yaratacağı sorunları bile hesap etmekten yoksun bir anlayışla Suriyelilere yurttaşlık hakkı verilirse oylarını arttıracağını düşündüğü için bu yönde kimi açıklamaları ile birlikte girişimleri de oldu.

Ülkemizin her yanına dağılan Suriyelilerin sorunlarının çözümü mümkün olmaması ayrı bir sorun yaratacağı sosyal olay ve olguları da ülke düzeyinde şimdiden yaşamaya başladık bile. Üstelik Suriyeliler her yıl 100 bin yeni doğumla birlikte Türkiye'nin nüfus demografisini değiştirmesi bağlamından da gelecekte altından zor kalkılacak bir tehlike potansiyeline sahip.

Eğer AKP iktidarı Suriye'nin içişlerine karışmasa ve de Suriye topraklarında yuvalanmış olan terör örgütlerini fiilen desteklememiş olsaydı belki de bunların hiçbirini yaşamayacak, Suriyeliler kendi topraklarında kendi yaşamlarını sürdüreceklerdi. Karışıldığı için sınır bölgelerimize yakın olan bölgelerde Suriyeliler akın akın ülkelerini terk ederek ülkemize gelmek zorunda kaldılar. Hiç kuşku yok ki gelenler arasında terör örgütlerinden etkilenen önemli bir nüfus olduğu gibi terör örgütlerine bulaşmış olan ve Türkiye üzerinden bu terör örgütlerine silah dahil her türlü lojistik desteğin verilmesini sağlamak amacıyla da gelenlerin sayısı oldukça yüksektir.

Yaratılan savaş ortamı sonucu Suriye bir yandan terör örgütlerince kontrol edilen bölgelere ayrıldığı gibi bir yandan da bu bölgede merkezi hükümetin denetiminin ortadan kalkması ile birlikte fırsatı değerlendirmek isteyen yapılar ortaya çıkmıştır. Bugün Suriye'nin kuzeyinde ABD desteğinde PYD'nin yarattığı bu oldubitti buna somut örneklerden birisidir. Ayrıca bir önemli nokta ise Suriye'nin zayıflatılmasını fırsat bilen İsrail'de bazı terör örgütlerini kullanarak kendisi için nüfus alanları açmaya yönelik bir tutum içerisinde olduğu için zaman zaman da Suriye'nin stratejik noktalarını vurmaya kalkışmaktadır.

Son zamanlarda AKP iktidarının PYD'yi terör örgütü olarak ilan etmesi ve PKK'nın bu örgütle içli dışlı olduğunu ileri sürerek bölgede ABD'nin korumasında bazı yeni adımlar atmalarına karşı operasyonel girişimlerde bulunması kuşku yoktur ki ABD'yi rahatsız etmiştir. Bu yüzden de ABD bölgeye yapılacak operasyonları engellemek için tehdide yönelmiş, sınırımıza da zırhlı birlikler yığmıştır. Ayrıca ABD'nin Türkiye'yi girişeceği operasyonlardan caydırmak için diplomatik ve askeri planda da attığı adımlar ortadadır. Yani sizin anlayacağınız bölgemizde her an bir felaket yaşanması olasılık içindedir.

Bugüne kadar Türkiye'yi böylesine büyük tehlikelerle karşı karşıya getiren AKP'nin dış politikası içerde de farklı değildir. Tek kişinin diktatörlüğünü geçerli kılmak için hileli bir halkoylaması yapılmış, organize çete hareketinin içine YSK'nın da katılmasıyla sonuç 'EVET'e bağlanmıştır. Sizin anlayacağınız bu andan başlayarak içerde de AKP ve saray iktidarının tehlikeli girişimleri hız kesmeksizin devam edecektir. İçerde ve dışarda Türkiye'yi boğazına kadar iyice bataklığa iten bir iktidarla karşı karşıya bulunmaktayız.

Bundan böyle ya HAYIR Bloğu olarak birlikteliğimizi koruyarak yolumuza devam edeceğiz, AKP ve saray iktidarının yaratacağı felaketlerin önüne geçeceğiz ya da güçlerimizi dağıtarak iktidarın yaratacağı felaketlerin seyircisi olacağız.

GERÇEKLER BU KADAR ALENİDİR

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA