Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DENİZLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

06 MAYIS  2017

6 Mayıs 1972 günü sabaha karşı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edildi. Yargılama safhasını ve önceki dönemlerini bir yana bıraksak bile sehpaya çıkmadan önce eylemleriyle ve çıktıktan sonra Türkiye ve dünya tarihine geçmeyi milyon kez hak etmiş olan yiğit devrimcilerdir. Çünkü birkaç dakika sonra yaşamlarının son bulacağını iyi bilen bu yiğit devrimciler ölümle yüz yüze geldiklerinde bile asla boyun eğmeyerek egemen güçlere karşı ferman okuyarak aramızdan ayrılmışlardır.

Bugün; onlara ne idam cezası verenlerin adları sanları kalmıştır ne de bu cezaların verilmesine politik destek verenlerin iminden timinden söz etmek olasıdır. Birileri gelmiş ve iz bırakmadan dünyayı terk ederken, Deniz Gezmiş ve arkadaşları gibi devrimciler ölümsüzleşerek milyonların gönüllerinde sonsuza dek yer almayı başarmışlardır.

Hepinizin bildiği gibi Amerikan 6 Filosu'nu denize döken yiğitler canlarını ortaya koyar ve ülkeleri için mücadele ederlerken, ABD'nin hizmetinde kurulmuş sözüm ona dinci imancı örgütler ise 6. Filo'yu kıble yapıp namaza durmuşlar ve polis desteğinde devrimcilere saldırarak kan dökmüşlerdir. Bugün eline devrimci kanı bulaşmış olan birçok kişi devletin en üst kademelerinde görev alırken o günün yiğitleri birer birer katledilerek yok edilmeye kalkışılmıştır. Ancak tarihin cilvesine bakın ki birileri sağ iken ölüdür, devrimcilerse öldürülmüşken hep diri kalmışlardır.

Bugün 6 Mayıs 2017. Denizlerin aramızdan ayrılışının üzerinden tamı tamına 45 yıl geçmiş. Ne var ki değil 45 yıl, milyon yıl bile geçse kimse onların adını ne silebilecek ne de unutturabilecektir. Yalnız unutulmayanlar elbette Denizler değildir. Nurhak'ta katledilen Sinan Cemgil ve arkadaşları, Kızıldere'de Mahir Çayan ve arkadaşları ve İbrahim Kaypakkaya da hiçbir zaman unutulmayacaklar hep gönüllerde hak ettikleri yerlerinde olacak, devrimcilere birer esin ve eylem kaynağı olarak görevlerini sürdüreceklerdir.

Biz devrimcilerin ve sosyalistlerin anlatılacak o kadar çok öyküsü vardır ki hangisinden başlasak milyonlar için yol göstericidir. Bu öyküler öyle kolay hak edilen bir şey de değildir. İşte bu yüzdendir ki yalnız bizim ülkemizin tarihi değil, dünyanın bütün ülkelerinin tarihinde benzerlerimizin öyküleri koskoca bir tarih olmuş insanlığa ders niteliğinde bir etki gücüne sahip olmuştur.

Bizim karşıtlarımızın da bir tarihi elbette vardır ancak onların tarihini tarihin çöp sepetinden çıkarıp da kimse tahammül göstererek dinleyemez. Dinleseler bile bu öykülerin aslında öykü de olmadığını görür. Söylüyoruz, ülkemizde dinci, gerici ve faşist çevrelerin yukarıda dile getirdiğimiz gibi bir sonraki kuşaklarına aktaracakları hiçbir öyküleri olmamıştır. Olsa bile kimse övünçle; ben Denizleri ipe gönderdiydim, ben ABD 6. Filo'sunu kıble yapıp namaza durduktan sonra devrimcilere saldırarak kanını döktüydüm, biz siyasal iktidar olarak ABD'nin hizmetinde 'YEŞİL KUŞAK' oluşturup kontrgerillasında görev alarak sosyalizmle mücadele ettiydim, ben işçi grevlerine saldırdıydım, öğrencilere pusu kurup katlettiydim, ülkemizin güzel insanlarına cehennem hayatı yaşattıydım diyerek anlatamaz.

İşte bu yüzdendir ki, AKP ve saray bizim de bir öykümüz olsuna öykündüğü için kendi yarattıkları Fethullahçıların darbe girişimine karşı bizim de bir öykümüz var demek için her şeyi yapıyorlar. Türkiye'nin her tarafındaki alanların adını 15 Temmuz olarak değiştirdiler, Kazan'a bile Kahraman Kazan adını vererek kendileri de ne menem bir demokrasi aşığıymışlar gibi görüntüler sergilediler. Ancak 15 yıllık AKP iktidarı döneminde gördük ki bunların mayası aynı. Değişen küçücük bir şey söz konusu değil. Baskı, zulüm diz boyu. Yargı hak getire yargı olmaktan çıkarılmış. Bir kişinin söz sahibi olması ve istediğini yapması için öyle bir mekanizma harekete geçirilmiş ki salt bu yüzden kimsenin yarın ne olacağı belirsiz. Gazeteciler içerde. Kendileri gibi düşünüp davranmayan kim varsa yafta hazır, "terörist"…

Birilerinin hep iflah olduğu, birilerinin iflahının kesildiği günleri yaşıyoruz. Denizler, Sinan Cemgiller, Mahir Çayanlar, İbrahim Kaypakkayalar yine varlar, hep var olacaklar ve bizim öykümüz kesintisiz sürecek. Onlarınsa öykülerini burnunun direğini kırmadan pis kokulardan dolayı kimse dinleyemeyecek kimse…

Onlar hep delikanlı kalacak, mitinglerde, grevlerde, direnişlerde hep bizimle olacaklar, hep bizimle…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA