Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


CHP'DE OLANLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 MAYIS  2017

Ne zaman demokrasi güçlerinde bir kıpırdama olsa birileri bir şekilde çıkıyor, gündemin içine edip bırakıyor. YSK tarafından HAYIR Bloğu'nun yenilgiye uğratıldığı ilan edilmiş olmasına karşın aslında durum hiç de ilan edildiği gibi değildi. Aradaki fark en az 7-10 puan olmasına karşın YSK göbeğini çatlata çatlata 'EVET' oylarının %51,4 olduğunu açıklayarak Recep Tayyip Erdoğan'ın tek kişilik hegomanlasına geçit verdi.

Bu durumda yer yerinden oynaması gerekirken çok da etkili olmayan belli sayıdaki tepkilerin dışında bir tepki gelmedi ve AKP ve saray iktidarı da bu rahatlık ortamında gerçekleştirmek istediği rejim doğrultusunda ilk adımları atmaya başladı. Esasen sessiz sedasız oluşan HAYIR Bloğu belli ilkeler çerçevesinde oluşmadığı için oylama sonrasında nasıl davranacağını da kestirmek pek kolay değildi. CHP haklı olarak referandum sonuçlarını tanımayacağını söylemiş, bu yönde de atması gereken bazı adımları atmaya başlamışken CHP içinden gelen çatlak sesler sonrasında ortalık birdenbire karışıverdi. Karışıklıklar sonrasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir açıklaması vardı ki herkesin bu açıklamaya kulak vermesi ve geçiştirmemesi gerekirdi ama korkarız bu gürültü patırtı arasında bu sözler kimsenin aklına bile gelmeyecek.

Neydi Kılıçdaroğlu'nun açıklaması?

Kılıçdaroğlu aşağı yukarı şöyle söylüyordu. YSK'nın oylama sonucunu etkilemesi ve 'EVET'in kazandığını açıklamasının arkasından binlerce insanı YSK önüne yığardık ama karşımızdaki güçlerin silahlandığını gördük ve çok büyük tehlikeler yaratacağı düşüncesiyle bu düşüncemizden vazgeçtik. Durum gerçekten böyle miydi bilemiyoruz ama eğer böyleyse ortaya çıkan tablo YSK'nın iktidarın dümen suyunda bir açıklama yapmasından bile tehlikelidir. Çünkü bu durum açıktan açığa birilerinin silah yolu ile zor kullanarak iktidarı ne pahasına olursa olsun elinde tutacağı gerçeğini ortaya çıkarıyordu ki seçimlerin, seçim sandıklarının, yurttaşların oy kullanma haklarının bu durumda öneminden dem vurup tartışıp durmanın da ortadan kalktığı anlamına geliyordu.

Hiç kuşku yok ki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bildiği bu tehlikeyi Deniz Baykalından Muharrem İncesine, Fikri Sağlarından Selin Sayek Böke'ye kadar herkesin de bildiğini kabul etmek gerekir. Bütün bu gerçeklere karşın, ortada demokrasinin D'si bile kalmamış ülke rejim değişikliğine rampalamışken sizce CHP içinde birdenbire demokrasinin varlığı ve yokluğunun tartışılmaya başlanmış olmasını bilmem yeterince kavradınız mı? Hem de başlatılan bu tartışma AKP ve sarayın hileli yöntemle ulaştığı amacına doğru ilk adımlarını atmaya başladığı sırada başlatılması size de 'ne oluyor' sorusunu sordurdu mu bilemem ama bizler bu işin içinde bir hinoğlu hinliğin olduğunu kesinlikle gördük ve olup bitenleri de biraz da kızarak ibretle izliyoruz.

Deniz Baykal yine ortalarda. Birkaç hemşehrisi ile hemen her gün bir basın toplantısı yaparak başta kendi partisi olmak üzere bütün HAYIR'cılara maval okumaya devam ediyor. Bu mavallara kendisinden ve çevresinde oluşan çok az sayıda kimsenin dışında kimsenin inanmadığını hepimiz biliyoruz ama AKP ve Saray iktidarı da böylece amacına ulaşmış oluyor. Olup bitenler karşısında Bahçeli gibi gericiliğin kağnı tekeri adam bile söyleyecek bir şeyler buluyorsa yaratılan ortamla ilgili CHP'liler oturup bir güzel düşünmeli diye düşünüyoruz.

Muharrem İnce'ye gelince; o muhterem de hemen olağanüstü kongre diye tutturmuş, tüzük değişikliği ve organların yeniden seçilmesinden dem vuruyor ve imza toplamak partiyi yorar diye de aklınca parti yararına sözler söylüyormuş havasında verip veriştiriyor. Sanırsınız ki iddialarından vazgeçmediğini de ileri süren İnce zafer kazanıp partiyi yıldızlara taşıyacak.

Fikri Sağlar'dan söz bile etmiyorum. Çünkü onun politika serüvenini yakından izleyen biri olarak ve yarattığı çalkantılı ortam nedeniyle ülkemizde gerici, dinci ve faşist yönetime karşı bir hesaplaşma içinde olduğunu ise asla görmüyor ve var bu işin içinde bir Çapanoğlu diyorum.

Selin Sayek Böke'nin görevlerinden istifa etmesi sonrasında yaptığı açıklamalara gelince ilginç bulduğumu söylemek istiyorum. Böke; oylama sonuçlarının böylesine değiştirilmesi sonrasında izlenecek politikalarda yetersiz kalındığını söylüyor ve birlikte çalıştığı ekiple ayrılığa düştüğünü dile getiriyor. Gerçekten de Türkiye'de rejim değişikliğini gerçekleştirmek isteyenlere karşı mücadeleyi 2019 yılında ya da daha önce yapılacak bir seçimde kazanmak üzerine yapılacakları formüle edenlerin o günleri görmeleri, görseler bile bu hile hurda ve baskı yöntemleriyle başa çıkabileceklerini doğrusu benim de hiç mi hiç aklım kesmiyor.

Olması gerekenlerle ilgili kısa özet:

CHP anlamsız iç tartışmalarını bir an önce bitirmeli, kendilerinin dışında yer alan HAYIR Bloğu ile mücadeleyi ileriye taşıyacak bir yolu mutlaka bularak daha nesnel daha etkili bir politika yönünde içe sinecek adımlar atmalı ki HAYIR Bloğu'nun hem kendisi hem de CHP için yarattığı sinerji boşa gitmesin.

Yoksa birilerinin Recep Tayyip Erdoğan'dan da daha tehlikeli olacağını ve de olduklarını söylemeden edemeyeceğiz.

NOKTA…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA