Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YALAN MIYDI?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 MAYIS  2017

Her birinizi referandum çalışmaları boyunca dinledik. Deniz Baykal çıkıyor cumhuriyet için son viraj diyor, Muharrem İnce bindirdikçe bindirerek nasıl cumhuriyetten ve devrimcilikten yana olduğunu sesi kısılıncaya kadar anlatmaya çalışıyor. Fikri Sağlar'a gelince kendisini sahada pek göremedik ama onun gibilerin kendilerinden söz ettirecekleri bir yolu mutlaka bulacaklarını iyi biliyoruz.

Oysa cumhuriyet için son viraja girildiği, bundan böyle demokrasinin D'sinden bile söz edilemeyeceğini salt onlar değil, ülkemizde %60'ları geçen bir kitle zaten iyi biliyordu. YSK'nın 'EVET'i çıkarmak için başvurduğu hukuksuzluktan söz etmenin gereği bile yok. YSK; oyların sayımı ve seçim sonuçlarını 'EVET' olarak ilan etmesiyle zaten her şeyi göze alarak ayağına kurşun sıkmış bir kurum olarak karşımızda duruyor. Üstelik HAYIR Bloğu'nun oylama sonuçlarını bu koşullar altında kabul edip sineye çekmesi olası değilken, bunu CHP yönetimi dahil kabul etmez ve meşru saymazken öncelikle Baykal'ın televizyona çıkıp ipe sapa gelmez laflar etmesi hemen herkesi şaşırtmıştır. Böyle durumlarda insanının aklına şu söz geliyor niyeyse. "Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü." Daha açık söylemek gerekirse Baykal başta kendi partisi olmak üzere HAYIR Bloğu'nu öptü diyebiliriz.

Fikri Sağlar'ın çıkışı ise tüm Münasebetsiz Memed Efendi çıkışı sayılır. Gündem başka şekil yürürken o kalkmış CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu "tek adamlıkla" suçlayıvermiştir. Üstelik de; "Recep Tayyip Erdoğan'a tek adam diyor, kendisi tek adam" diyerek. Anlaşılan Fikri Sağlar bu yöndeki çıkışına Hayır Bloğu'nda yer alan bir gazete bulamadığı için Akşam gibi yalaka ve yandaş basın havuz medyasında söyleşisine yer bulması ise hayli düşündürücüdür.

Gelelim Muharrem İnce'ye. Muharrem İnce yapılacak olağanüstü bir CHP kongresinden ne ummaktadır da o da çıkıp "hemen olağanüstü kongre toplanmalıdır" açıklaması yaparak, imza toplamak da dahil başka bir tartışmanın başlatıcısı olmuştur dersiniz?

Özetlersek yapılan çıkışlar Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı haksızlık olarak tarihe geçmiştir desek yeridir. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi referandum çalışması boyunca etkili bir çalışma yürütülmesini sağlamış, Deniz Baykal ve Muharrem İnce'nin de sahada tıpkı Genel Başkan sıfatı taşıyorlarmış gibi çalışmalarına olanak sağlanmıştır. Üstelik CHP'nin yürüttüğü çaba ve çalışmalar HAYIR Bloğu içinde de bugüne kadar olmadığı kadar destek bulmuştur. Bir başka deyişle referandum çalışmaları ve başta Kılıçdaroğlu olmak üzere partinin yöneticilerinin gösterdiği tutum nedeniyle de CHP'nin hanesine artılar yazılmıştır. Bütün bu gerçeklere karşın aradan bir ay bile geçmeden birilerinin çıkıp bu olumlu havayı bozması ve HAYIR Bloğu'nu atomize etmeye çalışmaları ilginçtir bir o kadar da düşündürücüdür. Durum bu olunca da Kılıçdaroğlu'nun bu çıkışları talimatlı bulması çok da haksız değildir.

Bugüne kadar demokrasi bloğu içinde yer alanların birlikte davranmaları, AKP ve saray iktidarının yarattığı tehlikelerin önüne geçilebilmesi için sayısız yazılar yazdık, düşünceler ileri sürdük. Bu şekilde davranmamızı gerektiren o kadar çok neden var ki farklı havalarda davranmak tam da iktidarın dinci, gerici ve faşist tutum ve davranışlarına gel beri etmek olurdu. Ama ne oldu? Bu büyük bloğu çatlatacak tutum ve davranışlar CHP'nin içinden yine bildiğimiz kimselerden geldi. Sanırız hırs bazılarının gözlerini kör etmiş olmalı ki bazıları tarafından onca tehlike bir anda yok sayılıp mücadelenin CHP'nin içinde geçmesini sağlayacak bir otama kapı aralanmış oldu.

Sözü uzatmanın gereği yok. Bu iktidarın demokrasi ile insan hakları ve özgürlükleriyle yakından uzaktan ilişkisi yoktur. Bu iktidar dinci bir devlet kuruluşunun peşindedir, bunun için de elinden ne geliyorsa yapmaktadır. Bütün kurumlar çürütülmüştür. Hele eğitim kurumu bunların elinde tam anlamıyla çürütülmüş ve işe yaramaz hale getirilmiştir. Onca İmam Hatip Okulu yanında normal okullarda imam hatipleştirilmiş, okullarda çağdaş eğitimin yerini dinsel eğitim almıştır. Bu yönde atılan adımlar şimdi daha da hızlandırılmaktadır.

Bu sabah bir okulun derse başlama görüntüsünü izledim Halk TV'den. Öğrenciler dini ilahiler eşliğinde toplanma yerine gelip sıra oluyor, bir süre ilahiler söylendikten sonra öğrenciler günlük derslerine öyle başlıyorlar. Bunlar değil miydi bazı marşları ve Andı yasaklayanlar? Peki, şimdi ne oluyor da derse başlama yöntemi olarak öğrencilere İstiklal Marşı bile söyletilmeyip ilahiler söyletiliyor hiç düşündünüz mü? Ya da öğrencilerin arasında gezinen öğretmen midir yoksa iktidarın siyasi din polisi midir belirsiz adamlara ne buyrulur?

Evet, miting meydanlarında güzel güzel konuşan Deniz Baykal, Muharrem İnce, Fikri Sağlar bunları görmüyorlar mı da kalkmışlar şimdi ortalıklarda bize demokrasi taslayıp kılıç sallıyorlar? Bitirelim; elbette Recep Tayyip Erdoğan'a karşı mücadele sanıldığı kadar kolay değildir. Ancak olanaksız da değildir.

Hele Deniz Baykal ya da başkalarının takozluğu sonucu hiç mi hiç sonucu değiştirmeyecek, HAYIR Bloğu tehlikenin farkında olarak yoluna devam edecektir.

Bu da böyle biline…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA