Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


CHP YERİNE AKP'NİN KARIŞMASI GEREKMEZ MİYDİ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

09 MAYIS  2017

Ohhh ne güzel! Hileli referandumu hile yoluyla kazanan AKP ve saray değil de CHP karıştı niyeyse?

Hani bazıları vardır asıl kavga etmesi gereken kişiyi bırakır da daha zayıf gördüğü kimseyle dövüşe girer ya işte o hesap CHP'nin içinden bazıları Recep Tayyip Erdoğan'ı da unuttular, Yıldırım'ı da hatta yandan çarklı Bahçeliyi de namluyu Kemal Kılıçdaroğlu'na çevirdiler niyeyse?

Oysa hileden, hileye karşın alınan sonuçlardan iyice tedirginleşmiş ve saldırganlaşmaya hazır iktidarla uğraşmak bunların aklına bile gelmiyor olması bizi olduğu kadar kamuoyunu da bir kez daha hem de çok ama çok derinden düşündürmüştür. Çünkü YSK'nında oyunun içinde olduğu bir organizasyon tarafından oylama sonuçları 'HAYIR' olmasına karşın 'EVET' olarak belirtilmiş ve CHP daha işin başında yapılan hileleri dikkate alarak referandum sonuçlarını meşru saymayacağını açıklamıştı. Bir şekilde pat diye ortaya çıkan ve bugünkü tartışmalara ortam hazırlayan kişiler CHP'nin bu tutumunun yanında yer alıp destekleyecekleri yerde kalkmışlar, başka hesaplara girerek CHP'yi olmayacak bir tartışmanın içine çekivermişlerdi.

Şimdi Deniz Baykal, Fikri Sağlar ve Muharrem İnce'nin içtenliğine bu durumda inanmanın olanağı var mıdır? Söyledik, söylüyoruz. CHP içinde bu insanlar öyleki kronik bir vaka haline gelmişlerdir ve de bu halleriyle AKP ve sarayın içine düştüğü zor durumdan bir ölçüde de olsa sıyrılmalarına doğrudan hizmet eder konumdadırlar.

AKP ve saray referandumu biz kazandık deseler de, onlarda adları gibi biliyorlar ki oylamada 'HAYIR' en az 'EVET' oylarından 7-10 puan öndedir. Bu farkın bu çevrelerde korku yaratmamış olduğunu düşünebilir miyiz? Gerçek odur ki AKP ve saray ne yaparsa yapsın bu sonuçları ne gizleyebilir ne de kimseye kabul ettirebilir. Çünkü bırakalım 'HAYIR' oyu kullananları AKP ve sarayın kendi içinden de pek çok kimse bu açık ara yenilginin farkında ve de korkusunu duymaktadır. Hem öyle anlaşılıyor ki AKP ve saray gerektiğinde sivil milis güçlerini de kullanarak sonuçları zorla da olsa kabul ettirmeyi göze almış olmalı ki bazı durumlarda ortalıkta bu yönde adımlar atılacağı rahatlıkla dillendirilmektedir.

AKP ve sarayın karışmasını gerektiren şeyler elbette ki sadece referandum sonuçları değildir. Onları en çok düşündüren şey girişmek istedikleri rejim değişikliğinin karşısına daha etkili ve kararlı bir kamuoyunun dikileceğidir.

Çünkü cumhuriyeti yıkmak ve yerine dinci, gerici, tek adamın egemenliğinde bir düzen kurulmasını sağlamak için atılacak adımlar hiç kuşku yok ki sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. Yapılan sistem değişikliği nedeniyle çıkarılacak olan yasaların hemen hiçbiri de demokratik içerik taşımayacağı için geniş halk yığınlarınca böylesi bir girişimi sessizce kabul edilmeyecektir. Tam da işin burasında AKP'nin özenle organize etmeye çalıştığı polis gücüyle amacına ulaşmayı deneyeceği bilinmeyecek bir şey değildir ama o çok konuşulan AKP ve sarayın sivilleri de devreye girerlerse Türkiye'nin içine itildiği durumu o zaman düşünmek bile zordur.

Ayrıca AKP ve saray iktidarının ekonomiyi de düzeltmesinin olanağı kalmamıştır. Hani Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu diyor ya; iktidara gelme durumumuz olsa hemen havaalanı, şu bu gibi yatırımları derhal durdurur üretim yapabilen fabrikalara yatırım yaparım diye, işte Türkiye'nin şu andaki konumunu ele alırsak Karamollaoğlu'nun söyledikleri çok ama çok önemlidir. Çünkü üretime yönelmeyen bir ülkede ekonominin düzeltilip düze çıkarılmasının hiç ama hiç yolu yoktur. Bir başka deyişle AKP ve saray stratejisi Türkiye ekonomisini tam anlamıyla bataklığın içine sokmuş, bırakalım sanayi alanındaki üretimi, tarım alanında yapılan üretimin bile belini kırmıştır. Üstelik de borç batağında debelenen bir Türkiye'nin ekonomisinin iyiye gidebileceğine inanacak olanlar ya akılsızdırlar ya da iktidarın görüntüyü kurtarması için görevlendirilmiş kimselerdir ki böylelerinin de mumu ancak yatsıya kadar yanar.

AKP ve saray, yanına yandan çarklı Bahçeli'yi de alarak Türkiye'de iç barışı tehlikeli bir şekilde bozmuştur. Bugün bu çevrelerin kullandığı dile bakarsak iki dünya bir araya gelir AKP ve saray iktidarıyla yollarını ayırmışların her anlamda bir araya gelmeleri olası değildir. Yine AKP ve saray iktidarının yürüttüğü dış politika nedeniyle Türkiye'nin sırtına yüklenen yükün ağırlığı da üstesinden gelinecek gibi değildir.

Her şeyi konuşmayı bir kenara bıraksak bile sadece AKP ve saray iktidarının Suriye politikası bile Türkiye için bir bataklık haline gelmiştir. Bu durumda bile AKP ve saray iktidarı Suriye ile doğrudan toprak bütünlüğü ve Suriye'nin iç işlerine karışmayacağı yönünde bir anlaşma yapıp çekilse bile Türkiye çok büyük kazanç elde edecektir ama ne yazık ki AKP ve saray emperyal güçlerle oynaşmaya devam etmek gibi sakat bir politikanın peşinden sürüklenip gitmektedir.

Böyle bir durumda içi, sağı-solu, yukarısı-aşağısı karışması gereken tabiki de AKP olması gerekirken eşyanın doğasına ters bir şekilde CHP'nin içinin karışmış olması akıl alır bir şey değildir.

Külahını ters giydirmek AKP ve saray kurnazlığıyla tıpatıp örtüşmektedir ancak papazın da her zaman pilav yemeyeceği bilinmeyen bir şey değildir.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA