Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YARGI ÇOK BAĞIMSIZ ÇOK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 MAYIS  2017

Bir söz vardır ya; "Kendin çal kendin oyna" diye. İşte o hesap Danıştay'ın kuruluş yıl dönümü dolayısıyla konuşan Danıştay Başkanı Zerrin Güngör yine inciler döktürdü. Onun konuşmasını televizyondan izlerken düşündüm ki, bırakalım yüksek yargıda görevli olmayı, sıradan bir hukuk insanı bile görüntüsü çizilmedi.

Bir hukuk devletinde bir yargıcın bilmesi gereken en önemli şey elbetteki yargının bağımsızlığıdır. Eğer bir ülkede kuvvetler ayrımı yerli yerine oturmamışsa bırakalım orada hukuktan, adaletten söz etmeyi kırıntısından bile söz etmenin olanağı yoktur. Hiç kuşku yok ki daha önceleri yargı müthişti, öyle bir adalet dağıtıyordu ki ülkemizde gül gibi geçinip gidiyorduk diyemiyoruz ama hiç değil bir ölçüde de olsa uluslararası normlarda karınca kararınca bir ölçü söz konusuydu. AKP'nin iktidara gelişiyle başlayan ve 15 yıllık süreç içinde içine düşülen konuma baktığımız zaman olağan olarak nitelememiz şöyle dursun ibretlik bir duruma düşürüldüğü pek çok örnekle sabit hale gelmiştir. Bunun en göze batan örneği tabiki de Fethullahçıların yargıyı ele geçirmeleri ve toplum vicdanında yarattıkları onmaz acılar olmuştur.

Her ne kadar bugünkü AKP yönetimi ve saray çevresi suçu tamamen Fethullahçılara atıp bir arınma durunma seansı ile karşımıza çıkıyorsa da bu yalanları kimsenin yutmasının olanağı yoktur. Kuşkusuz yargı en büyük darbeyi 2010 yılında gerçekleştirilen Anayasa değişikliğinin halk oylamasında olur çıkmasıyla aldı. O saatten sonra yargı dipten doruğa kuşatılarak ele geçirildi. Ele geçiriliş serüveninden sonra yaşadıklarımızı uzun uzadıya anlatmanın gereği yoktur.

Çünkü yargının bu hale gelmesi sonrasında yıllarını içerde geçiren, hayatları sönen, evleri barkları dağılan yüzlerce örnek vardır elimizde.

Devamında ise AKP içinde iktidar çatışması yaşandı ve Fethullahçılara yönelik operasyonlar gündeme geldi ve bu yönde temizlik yapılırken tabiki de ortaya çıkan onca yolsuzluk, rüşvet, ihalede yaşanan usulsüzlüklerin vb üstünün örtülmesine de gerekçe yaratılmış oldu. Bu gerekçe ile yargıda öyle bir deprem yaşandı ki bu kez de yargı AKP ve saray çevresine ram olmuş kendilerine yargıç ve savcı denilemeyecek insanlarla dolduruldu. İktidara verilen yetkiler nedeniyle kim nereye getirilmek isteniyorsa getirildi. Adalet dağıtması gereken yargı da böylelikle iktidarın topuzu haline dönüştü. Artık her yol mubahtı. Yüksek yargı mensupları Recep Tayyip Erdoğan'la yurt gezilerine çıkıyor, çay toplayıp horan teptikten sonra birçok toplantıda da Erdoğan'ın muhalefeti eleştirmesine alkış tutuyorlardı.

Bu davranışların nereye varacağını göstermesi bakımından dünkü Danıştay'ın kuruluş yıldönümü dolayısıyla konuşan Danıştay Başkanı Zerrin Güngör'ün söyledikleri söylediklerimizi doğrulama açısından öyle bir konuşmaydı ki ne etseniz bir hukuk insanının hukuk dışı tutum ve davranışlarını ne silebilir ne de unutturabilirsiniz. Zerrin Güngör bir hukukçuydu ama OHAL'i savunuyordu. Ona göre OHAL gayet normaldi. Normaldi, çünkü OHAL kendilerine yürekten bağlı olduğu AKP ve saray iktidarının hemen her konuda aldığı kararları denetim dışı tutuyor ve iktidarın konumunu daha da sağlamlaştırıyordu.

Oysa OHAL bahanesi ile on binlerce yurttaş işlerinden olmuş, hukuk yoluyla da bu yurttaşların hak arayışının önü de kavi bir şekilde kapatılmıştı. İşinden atılanlar, haksız yere tutuklananlar yargı yolu ile haklarını arayabilirlerdi ne ki bu yol kapalıydı. Üstelik ortada öyle bir yargıda olmadığı için herkes iktidarın gürzünü yiyip oturmalıydı yerine. Tabiki de bütün bunlardan Danıştay Başkanı Zerrin Güngör'e neydi? O makamın ve makamında yerine getirdiği görev sonrası iktidarın iyiliklerine mazhar olursa daha ne isteyebilirdi ki? Kaldı ki iktidarın son yargıç atamalarında yaptığı usulsüzlüklerde kızının adının geçmesi de bir rastlantıydı sadece.

Herkesin tepesini attıran bir şey daha söylemişti ki Zerrin Güngör gerçekten de akıllara ziyan şeylerdi söyledikleri. Neymiş efendim son anayasa değişikliği ile yargı şimdi çok daha bağımsız hale gelmiş, kuvvetler ayrılığı da cuk diye yerine oturmuştu. İşte bu sözler; Zerrin Güngör Hanım kimdir, kim değildir tanımam etmem ama kendi gerçekliğini dışa vuran aynı zamanda da bağımsız davranamayacak kadar iç denetimden yoksun bir tutum içindedir ki biz böyle yargıçlarla adaletin çarkının kırılacağını iyi biliyor ve karşı tutumumuzu da açıkça dile getiriyoruz.

Önemli bir nokta da şudur. Bu konuşma sonrası ayrı kapıdan Recep Tayyip Erdoğan'ı uğurlayan Güngör Hanım'ın söyledikleri ile ilgili ne AKP'den ne de Bahçeli ve MHP'sinden çıt bile çıkmamış olmasını, bunun karşısında CHP başta olmak üzere HDP'nin ve meclis dışındaki partilerin tepkisini de karşılaştırıp düşünmek ve bir yargıya varırken bile hakkaniyetli olmak gerekir.

Çünkü yargı işi çay toplamaya benzemez…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA