Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YOZLAŞMA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 MAYIS  2017

Yaşananlar tam anlamıyla bir yozlaşmadır. Bu dinci imancı kesim öteden beri hep belden aşağıdan söz edip halka ahlak dersi vermeye çalışır. Oysa bunlarda ahlakın zerresi bile söz konusu değildir. Son zamanlarda çeşitli tarikat ve cemaatlerin yurtlarında yaşananlara bütün ülke tanık oldu ve bunların ahlaktan nasıl da hiç nasiplerini almamış kişiler olduğu bir bir ortaya çıktı. Ancak bunlar tescilli, belgeli olmalarına karşın yine de yavuz hırsız ev sahibini bastırır örneğinde olduğu gibi davranıp yoğun bir kara propaganda yürüterek topun ağzına başkalarını koymakta o kadar hünerliler ki anlatılacak gibi değil.

TV NET kimin televizyonu?

Tabiki de ülkemizde en tepede yer alan kişiye en yakın Albayraklar Grubu'na ait.

İşte bu televizyonda tarihin yanından bile geçmemiş olanlar 'DERİN TARİH' adlı bir program yayınlıyor ve bu programda amaçları tarih marih olmayan birilerinin sesi olma görevine soyunmuş olan kimseler doğrudan Mustafa Kemal Atatürk'ü hedef alarak saldırılarda bulunuyorlar. Böyle bir programın yayınlanıyor olması bir yana bu programda söylenen sözler yenilir yutulur gibi değil.

Bu programa katılan Yavuz Bahadıroğlu, Mustafa Armağan ve Süleyman Yeşilyurt 6 Mayıs'ta 'Derin Tarih' isimli program'da 'Mustafa Kemal'in Gönül Galerisi' konu başlığı ile tartışıyorlar.

Adı geçen kişilerin amacı ne tarih ne şu ne de bu. Zaten bunların tarihçi olmadığı meczup diye anılsalar da işin özü birer cumhuriyet düşmanı gerici oldukları her hallerinden belli. Bu yüzden de gericilerin hep bildiğimiz Mustafa Kemal Atatürk düşmanlığı bir şekilde en utanmaz ve arlanmaz bir şekilde ortaya konuluyor.

Saldırının bir başka kişisi de Hasan Akar. O da şu şekilde bir alçaklığa imza atmış.

Nur Cemaati hocalarından olduğu belirtilen Akar'ın söyledikleri de yenilir yutulur cinsten değil. Akar, videoda Mustafa Kemal Atatürk için "1938'de geberen piç" ve annesi Zübeyde Hanım için "Selanik'te resmi kayıtlarda genelevde çalışıyor" gibi ifadeler kullanıyor.

Sözü geçen saldırganlık kamuoyu tarafından duyulunca hiç kuşku yok ki tepki de büyük oldu. Her zaman olduğu gibi bazı çevreler bu olay içinde adı geçen kişilere meczup deyip yaşananları kapatmak istediyse de durum öyle olmadı. Duyarlı yurttaşların başvuruları ile harekete geçen savcılık bunlar hakkında tutuklama kararı çıkardı. Oysa adında Cumhuriyet olan savcılar bu olaylar yaşanır yaşanmaz harekete geçmeli ve bu ülke ve insanlık düşmanlarının hak ettikleri cezayı almaları için gerekeni yapmalıydı ama yargının içine düşürüldüğü nedenden dolayı böyle değil de şikayetler üzerine harekete geçildi ve adı geçen kişiler hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Ne var ki adı geçen kişiler çoktan ortalıktan kaybolmuş gitmişlerdi.

Bu tür saldırganlıkların artmış olmasını doğru okumakta yarar vardır. Son halk oylaması sonrası bu çevreler nasıl olsa bizlerden kimse hesap soramaz diye düşündükleri için ipi iyice kırmış durumdalar. Sizin anlayacağınız ülkede rejim değişikliği olduğunu en iyi onlar biliyor. Bu yüzden de emperyalist işgali kırıp devlet kuran, devletin şeklini de cumhuriyet olarak niteleyen başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere onun en yakın arkadaşları hedef seçilerek itibarsızlaştırılmak istenmektedir. Bu son olay daha önce ortaya çıkan olayların bir benzeridir ama daha vahim olanıdır. Çünkü bu son anayasa oylaması ile birlikte bu çevreler rövanşı aldıklarını düşünmektedirler. Dolayısı ile bu rezaletin Albayraklar Grubuna ait bir televizyonda yaşanmış olması da bir rastlantı değildir.

AKP ve saray iktidarı döneminde yaşananlara baktığımız zaman olup bitenlerin bir amaca hizmet ettiği tartışma götürmez bir gerçektir. Ve zaten son olayda da AKP ve saray çevresinden konu ile ilgili dişe dokunur bir tepki de gelmiş değildir. Birkaç cılız tepkiye bakarsak bu tepkiler tepki olmaktan çok yasak savmak amacıyla yapılmış tepkilerdir. Yoksa söylenenlerin bu denli ağır olduğu bir olayla ilgili olarak iktidar hemen harekete geçer ve bu kişileri kulağından tuttuğu gibi çoktan kodese koyardı.

Uzatmayalım içinden geçtiğimiz günler oldukça çetin günlerdir. Ülkemizde yargının da içinde fiilen yer aldığı bir sindirme ve boyun eğdirme operasyonu başlatılmış ve devam ettirilmektedir. Amaçlanan diktatör yal bir yönetime kapılar iyice aralanmıştır. Bizlerin içinde bulunduğumuz koşulları hesap bile etmeye ne zamanımız vardır ne de ne de koşullar ileri sürerek beklemeye tahammülümüz kalmıştır. Bu yüzden her zamankinden çok daha fazla birlikte karanlığın üstüne kol kola yürümeye gereksinimimiz vardır.

Kolları sıvayalım, kol kola girip omuz omuza hedefe kilitlenelim ki bizi teslim almayı kafalarına koyanlar kazın ayağının hiç de öyle olmadığını görsünler, görecekler de….

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA