Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YEMEK ve DOMUZ ÜZERİNE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 MAYIS  2017

Bir söz vardır bilirsiniz. "devlet malı deniz, yemeyen domuz" diye. İşte bu söz tam da AKP ve saray iktidarı için söylenmiş sözdür. Çünkü 16 Nisan referandumunda devletin kasasından harcanan paralar nedeniyle bütçe Ocak-Nisan aylarında 17.9 milyar açık verdi. Ayrıca Nisan açığı ise 3 milyar lira.

Ne kadar olağan bir şey değil mi? Adamlar tek adamlıklarını bile bizim cebimizden çıkan paralarla gerçekleştiriyorlar. Sonra da çıkıp milli irade böyle istedi diye karşımıza geçip bizi susturmaya çalışıyorlar. Hoş, bunların referandumda aldıkları oy taş çatlasa %42 civarında ya, sonuç oyun üstüne oyun kurularak ve yargıyı da işin içine sokup değiştirildi. AKP ve saray iktidarı döneminde bütün kurum ve kuruluşlar öyle laçkalaştı ki akıl alacak gibi değil. Sizin anlayacağınız devletin kurumları bir alem olup çıktılar. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar her ne hikmetse dinci gericileri dolaşıp duruyor. Dolaştıklarının çoğu da Mustafa Kemal Atatürk düşmanı. Ve nihayet M. Kemal Atatürk'e sövmeyi alenileştiren bu güruhtan bir kişi tutuklandı. İki kişi de ifade verip serbest bırakıldı. Bırakılan iki kişinin verdiği ifadeye bakarsanız; yayın canlı olduğu için önleyememişler. Sövme olayı kendiliğinden gelişmiş. Oysa serbest bırakılanların siciline baktığınız zaman M. Kemal Atatürk'e karşı ne çok hakaretleri var, diliniz tutulur.

Her neyse biri ya da birileri açıktan bu devletin kurucusu ve Kurtuluş Savaş önderi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına alenen küfrediyor ve yakayı kolaylıklar kurtarıyorlar ama Cumhuriyet Gazetesi'nden Oğuz Güven yanlışlıkla bir başlık attı diye örgüt üyesi yapılıp içeri atılıveriyor. Yani sizin anlayacağınız bizim sırtımızdan harcanan bunca para yine bizim tozumuzu attırmak için harcanmış oluyor. Bir yargı düşünün ki atılan bir başlık nedeniyle bir kişiyi örgüt üyesi yapabiliyor. Hem de Fethullahçı örgüt üyesi. Oysa bu iktidarın içinde en tepesinden en aşağılara doğru sayısız birçok insan Fethullah Gülen için hem toplantılar düzenlemiş hem de öve öve bitirememişlerdir ama Fethullahçı olmuyorlar niyeyse. Örneğin Adaleti yerle yeksan edilmiş ülkenin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ bunlardan birisidir. Son olarak serbest bırakılan Kadir Topbaş ve damadı Kavurmacı-zade de bunlardan birisidir. Saymaya kalksak sayfalar yetmez.

Dedik ya, bunlar bizim paralarımızla kendi saltanatlarını sağlamlaştırıyorlar. Denetimsizlik öyle aldı başını gitti ki örtülü ödenek bunlar için gerçekten de örtülü örtülü işlerin çevrilmesi için para aktarılan imdat kasasına dönüştü.

Ama ne yapalım ki bunlar da haksız sayılmazlar. Çünkü dilimize pelesenk olmuş bu söze göre bu muhteremler devletin kasasından kendileri için para aşırmamış olsalar domuz olup çıkacaklar. Onlar da haklı olarak domuz olmamak için bu yolu seçmişler. Hani bir söz daha var bu konu ile yakından ilgili. "Bal tutan parmağını yalar" diye. Öyle ya bu durumda bunlar suçlu sayılabilirler mi? Hem bunlara diyorsunuz ki buyurun bu balı tutun, parmaklarını yaladıkları zaman da birden celallenip çıkışıyorsunuz bunlara. Olmadı işte. Hem domuzlu, ballı deyimleriniz olacak hem de olanları görüp celalleneceksiniz. Adamlar bir kez bizim gibi değiller. Ata yadigarı ne varsa sahip çıkıyorlar. Sahip çıkmasalardı daha mı iyi olacaktı? Hem söyler misiniz ağzı olan yemez mi?

Değerli yurttaşlar; dünkü yazımızda Trump - Erdoğan görüşmelerinden nelerin çıkacağına dair kafanızı ütüledik. Düşünün ki bölgede Rusya, İran ve Suriye'den oluşan bir blok oluşmuş. Türkiye bu bloğa karşı mı, içinde mi, nerede belirsiz.

Bugüne kadar AKP ve saray iktidarının nerede durduğu belliydi. Ancak koşullar öyle gelişti ki iktidar ister istemez Amerika ile ters düştü. Öyle ya ABD'nin verdiği ağır silahlarla bu ülkenin evlatları canlarından oluyorlar. Bu yüzden de AKP ve saray iktidarı Rusya'ya yakınlaşıyormuş gibi bir görünüm içine girdi. Girdi de her an ABD'nin bir ıslığına bakacak bir duruş sergilemekten de geri durmadı.

İşte bugün konu ile ilgili görüşmeleri olacak Trump'la Erdoğan'ın. Tam da bu görüşmeler başlayacağı sırada Putin, PYD ile iyi ilişkiler içinde olacaklarını, silah vermeyeceklerini ve Türkiye'nin bundan korkmaması gerektiğini açıkladı.

Bizim gazeteler abandone. Sen de mi Sezar dercesine başlıklar atmışlar "Sen de mi Putin" diye. Ne var ki bu dili iyi okumak zahmetine bile girilmemiş olması ne denli sığ politikalar izlenildiğini göstermesi bakımından ilginç sayılmalı bence. Çünkü Putin'in verdiği mesaj şudur; Amerikan Bloğuna fazla yanaşma. Gerçekten de Recep Tayyip Erdoğan Trump'la görüşmesinden toplu iğne başı kadar bile bir yarar elde etse arkasından hemen ne denli stratejik ortak olduğumuzdan başlar, Rakka'ya birlikte gireceğimize kadar bir sürü içinde savaş olan ateşin içine Türkiye'ye atıverir, konu bu kadar basit. Böyle bir durumda da zarar görecek olan başta Suriye olmak üzere Rusya, İran bloğu olur ki burada Türkiye'ye verilen mesaj 'UZAK DUR' mesajıdır.

Bitirirken söylemek istiyorum ki AKP ve saray iktidarı istihdam kampanyası başlatıyor, cup dipte, dış politika yedi kat yerin altında. Adalet darmaduman. Uzatmayalım bitiğiz bitik.

Bu yüzden de referandum sonuçları kabul edilemez, sineye çekilip bir kişinin hegemonyasına boyun eğilemez…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA