Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NOKTA-VİRGÜL

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

18 MAYIS  2017

Muhalefet gitme dedi. Yalaka ve yandaş basında bir tafra bir tafra demeyin gitsin. Sanki Recep Tayyip Erdoğan ABD'ye gidecek Trump'a öyle şeyler söyleyecek ki ya Trump istekleri kabul edecek ya da ABD ile ilişkilere virgül değil basbayağı nokta konulacak. Muhalefetin "gitme" çıkışına Recep Tayyip Erdoğan'dan gelen yanıtta ilginçti elbette. "…Siz ne anlarsınız siyasetten, işinize bakın."

Daha Çin gezisine gidilmeden önce Recep Tayyip Erdoğan önemli adamlarını Amerika'ya göndermiş, onlar da orada sözde gereken çalışmayı yapmıştı. Oysa beklenen hiç de öyle olmadı. Recep Tayyip Erdoğan'la Trump topu topu 23 dakika görüştü.

Yani sizin anlayacağınız işin içinde devletlerarası nezakette olmasa Trump neredeyse Erdoğan'ı kabul bile etmeyecekti. Bu görüşmeye görüşme mi desem yoksa geçerken selamlaşıp hal hatır mı sorma desem öyle bir görüşme oldu işte. Erdoğan, Trump'tan Fethullah'ı istemiş, Trump ülkemizde tutuklu olan papazı. Erdoğan, PYD ve PKK'yı terör örgütü saymış, Trump hiç o noktalarda değil. Sadece Türkiye ile iyi dost olduklarını, stratejik falan filan, gerisi ise baştan savma yalan…

Peki, yandaş ve yalaka basının Erdoğan'ın sözlerine dayanan açıklamalarında dile getirdiği virgülüne ve noktasına ne oldu? Ne olacak siz bu sözleri söylenmemiş kabul edin. Uzatmayalım; Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD'ye gitmeden önce kestiği racon yanına kâr kaldı. Türkiye kamuoyu da böylece bir kez daha yalan soslu dış politikanın ne menem bir beceriksizlik olduğunu görmüş oldu.

Bu görüşmenin bu şekilde bitmesine biliyoruz en çok Doğu Perinçek ve avanesi üzülmüştür. Daha önce Perinçek'ten duyduk da şimdi de onun bir partili deniz amirali var o da tıpkı Perinçek gibi "vatan" savaşı verildiğini ileri sürerek Erdoğan'ın ve Hulusi Akar Beyefendi'nin ABD'ye karşı nasıl cansiparane "vatan" savaşı verdiklerini söylemekle kaldılar o kadar. Yani sizin anlayacağınız bu iktidarın Kürtlere yönelik savaşı; oldu vatan savaşı. Tabi bunu Perinçek ve avanesi ABD sosuna batırılmış PKK'ya karşı savaş olarak sunup Türkiye kamuoyunun gözünü boyayarak yapıyorlar bu işi.

Oysa bölgede olup bitenlere baktığımız zaman emperyal güçlerin oyunu güpegündüz ortada iken ve de AKP iktidarının ilk gününden bu güne kadar emperyalist güçlerin bu iktidar neredeyse piyonu gibi davranmış ve işlerin bu noktaya gelişinin hazırlayıcısı iken bütün bu gerçekler görülemeyip Perinçek ve avanesinden ne değerlendirmeler geliyor gerçekten de şaşırıyoruz. Eee Recep Tayyip Erdoğan'dan katıksız bir Atatürkçü yaratanlar da onlar elbette. Bu durumda Perinçekgillerin insan aklıyla oynayan yazılar ve açıklamalar yapmalarından doğal ne olabilir ki?

Recep Tayyip Erdoğan'ın Amerikan gezisinden akılda kalacak bir tek şey var. O da 15-20 kişilik Kürt grubunun kendisini protesto için Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nin yakınına gelerek gösteri yapmaları oldu. Bunların karşısında da Türk Bayrağı ile oraya gelen Erdoğancılar vardı. Çıkan kavgaya doğrudan Erdoğan'ın korumaları da katıldı. 15-20 kişilik grubun üzerine saldırıldı ve korumalar oradakilere tekme tokat giriştiler. Bu arada korumalardan biri de Amerikan polisi tarafından coplanıp kovalandı. Yani sizin anlayacağınız ABD'de hiçbir şey elde edemeyen Erdoğan korumaları aracıyla bizde sizin terörist kabul etmediğiniz kimseleri ve Kürtleri böyle döveriz mesajını da vermiş oldu. Yani Recep Tayyip Erdoğan'ın Amerikan gezisine gitmeden önce sözünü ettiği nokta da korumalarının kavganın içine canhıraş bir şekilde girmesiyle birlikte noktadan murat edilen şeyin de ne olduğunu böylece anlamış olduk.

Tamam, siz Türkiye'de gıkını çıkaranı ne hale getiriyorsunuz biliyoruz da, elin ülkesinde bunu yaptığınız zaman sanırım dünyaya nasıl rezil olduğunuzu niyeyse bir türlü kavrayamıyorsunuz. Dünyanın her tarafında benzer protestolar olur, insanlar gelirler protestosunu yapıp dağılırlar. Daha ileri giderlerse de o ülkenin polisi gerekeni yapar. Peki, siz ne yapıyorsunuz? Korumaları kavgaya gönderip gösterici pataklattırıyorsunuz. Hani doğrudan Erdoğan'a bir saldırı olsa bunu anlamak olasıdır, ne ki Erdoğan'ın korumalarının böyle bir olayın içine girmiş olmaları öyle basite alınacak bir şey değildir. Nitekim ABD yangısı konu ile ilgili olarak gerekli işlemleri yapmaya başlamış bile. Hani yok mu bir de Amerikan polisi orada üç-beş tane Erdoğan'ın korumasını gözaltına alıp doğru Zarrab'ın yanına gönderseydi ne olurdu dersiniz? Bir kişi Erdoğan'ın koruma polisi olunca her türlü yaptırımdan uzak mı sayılıyor? Belki böyle bir şey bizim ülkemizde mümkündür ama elin Amerikasında buna izin vermezler…

Eğer kavganın sonucu oraya varsaydı ne nokta konmuş olurdu demeyin gitsin. Erdoğan yine de sözünü tuttu. Orada kim oldukları önemli değil Selahattin Demirtaş'ın serbest bırakılmasını isteyenleri korumalarına dövdürerek de nasıl nokta konulurmuş dünya aleme göstermiş oldu. Ancak bu olay bile bundan sonra Recep Tayyip Erdoğan'ın gezilerine bazı ülkelerin yasak konulacağını da konuşmaya başlamalarına neden olacak ki bize ne varsın sonucunu Erdoğan düşünsün.

Çünkü o daha çok ülke gezecekti çok…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA