Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BUGÜN DE 20 MAYIS

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 MAYIS  2017

Bildiğiniz gibi 19 Mayıs günü Sözcü Gazetesi'ne yönelik bir operasyon gerçekleştirildi. Bu operasyonda aramaların arkasından gözaltılar geldi. Bu olayın yaşanmasının arkasından bazı değerlendirmeler yapıldı ki şaşırmamak elde değil.

Çünkü birçok konuşmacı, yorumcu Sözcü'ye yönelik operasyonun 19 Mayıs gününe denk getirilmesini manidar bulan sözler söyledi. Bu tür yaklaşımlar kabak tadı vermeye başladı. Çünkü AKP ve saray iktidarının bugüne kadar gerçek amacını yeterince kavrayamamışsak ne zaman kavrayacağız?

İktidar doğrudan cumhuriyeti ve demokrasiyi hedef almış istediğini yapmaktan da bir adım bile geri durmuyor. Anımsarsanız Cumhuriyet Gazetesine yönelik operasyonda 29 Ekim tarihleri sırasında gelmişti. Yine o zaman da benzeri şeyler söylemiş ve eleştirilerde bulunmuştuk. Ne var ki değişen bir şey olmamış Cumhuriyet'in gazetecileri 200 günü aşkın süredir içerdeler. Üstelik bugüne kadar bu gazetecilerin niye tutuklandıklarını da kamuoyu yeterince anlamış değil.

İktidarın sopası haline getirilmiş yargıya bakılırsa yeni bir suç icat edilmiş ve örgüt üyesi olmamakla birlikte denilerek; yat babam yat içerde tutulmaktadırlar.

Sizin anlayacağınız AKP ve saray iktidarı kimi kendi varlığı için tehlikeli görüyorsa bir suç icat edip içeri atıveriyor. Bu denli keyfiliğin gözümüzün içine bakıla bakıla uygulanmasına bir isim vermemiz gerekirse ne diyebiliriz? Yoksa hepimiz olup bitenlere alıştıkta "olur böyle vakalar " deyip geçiştiriyor muyuz? Kim ya da kimler çıkıp da böyle uygulamaların olağan hale getirildiği bir ülkede demokrasi var diyebilir? Eğer demokrasi yoksa iktidar elinde bulundurduğu güce dayanarak her istediğini hiçbir hukuk kurallarına dayandırmadan gerçekleştiriyorsa böyle bir ülkede geçerli rejim faşizm değil de nedir?

Evet, dün 19 Mayıs'tı. Ülkenin her tarafında sokağa çıkan gençlerimiz ve yediden yetmişe herkes haklı tepkilerini koydular, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları için bazı çevrelerin buna iktidar da dahil saldırganlıkları karşısında ülkede geniş bir kesim ayağa kalkmaktadır, kalkıyor. Bu tepkileri etkisizleştirmek ve toplumu sindirmek için valisinden kaymakamına, cumhurbaşkanından bakanlara kadar bildiğimiz bu çevreler yasaklamalar koyup polisiye tedbirler alarak toplumu yılgınlığa düşürmek, AKP ve saray iktidarının dinci, gerici ve faşist sultasına boyun eğmelerini sağlamaya çalışıyorlar. Daha açık söylemek gerekirse günden güne ülkede demokratik mücadele yöntemlerinin önü kapatılmış durumda.

Eften püften nedenler ileri sürülerek insanlar zindanlara atılıyor. Sözcü Gazetesi'ne yönelik operasyonun gülünçlüğü karşısında insan diyecek bir şey bulamıyor. Neymiş efendim darbe günü Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'te nerede olduğunu Sözcü haber yapmışmış. Dün akşam CNN'de konu ile ilgili tartışan saraycılardan biri bu haberi sanıldığı gibi masum bulmadığı söylüyor ve diyor ki adam Recep Tayyip Erdoğan'ın hangi saatlerde balkona çıktığını bile koordinatlarıyla vermiş.

Yalanını diyeceksin adama ama ayıp kaçacak. Bir ülkenin cumhurbaşkanı görevini üstlenen birinin nerede olduğunu yazmaktan nasıl suç çıkarılır gerçekten de anlamak çok ama çok zor. Öyle ya sözü geçen darbenin ne zaman olacağı, nasıl seyredeceği ve nasıl durdurulup işlevsiz hale getirileceği bilinmiyor olsa Recep Tayyip Erdoğan niçin saklansın ki? Haydi, diyelim ki onca stresten bunaldı kafa dinliyor bu yüzden de kendisinin nerede olduğunun bilinmesini istemiyor, nerede olduğu bilindiğinde buradan cumhurbaşkanına yönelik saldırının nereye yapılacağının bilgisini bir yerlere verildiği sonucu mu çıkarılır? Darbe girişiminde bulunanlar burnunun dibindeyken bu iş gazetecilere mi düşer?

Ama hayır, darbeyi kendileri için Allah'ın lütfü olarak görenler yıkanmış, yunmuş pürü pak ama gazeteciler suç çamurunun içinde yüzüyorlar. Böyle bir yaklaşımı kimse yemez ülkenin Sayın savcıları ve yargıçları. Hele emirle iş yapıyor olmanızı bu ülke kesinlikle kaldıramaz. Gördüklerimiz yetmeli artık. YSK referandum sonuçlarını değiştirip EVET olarak ilan etti, cumhuriyet elden gitti. Danıştay Başkanı Zerrin Güngör'ün marifetlerine tanık olduk. Anayasa Mahkemesi görevi üstünden savdı. Yargıçlar, savcılar AKP'lilerden seçilip atanıyor. Eskiler ise şu ya da bu şekilde AKP'lileştirilerek iktidarın sopası haline getirilmiş.

Yarın AKP kongresi var. Recep Tayyip Erdoğan hem cumhurbaşkanı hem de AKP'nin Genel Başkanı olacak. Dün bizlere yine tarih öğretti. Neymiş efendim geçmiş şanlı tarihimizi bilmeliymişiz. Bizler biliyoruz da Sayın Erdoğan acaba siz biliyor musunuz? Yoksa tarih dediğiniz şey bir özenti mi? Tarih dediğiniz şey her istediğinizi size bahşeden aksakallı yaşı bilinmez bir ihtiyar mı?

Ama o tarih dediğiniz sürecin içinde ne tahtlar devrilmiş ne taçlar parçalanmıştır bilmeniz gerek. Kastettiğiniz Osmanlı Tarihi ise o tarih öyle bir tarihtir ki o tarihte doğan padişah namzedi şehzadeler ne zaman boynumuza ip geçecek korkusu ile yaşamışlardır. Ya gerçekten boğulmuşlar, hayatta kalanların bazıları ise kafayı yiyip delirmişlerdir. Sizin kastettiğiniz şanlı tarihimiz içinde bunların da olduğunu unutmamanız gerekir ama nerede sizde o tarih bilgisi.

Siz şimdilik dün söylediğiniz gibi "SESSİZ DEVRİM"inizle ilgileniyorsunuz.

Bizlerse bu sözlerin hangi kapıyı açacağını çok iyi biliyoruz çok.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA