Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ADALET BUYSA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

26 MAYIS  2017

AKP ve Saray iktidarının her geçen gün adalet anlayışını daha da bir iyi kavrıyoruz. Bunların adalet kavramından neyi nasıl anladıklarını yaşadığımız her olay bütün çıplaklığı ile gösteriyor.

Biliyorsunuz Veli Saçılık, "Hayata Dönüş Operasyonu"nda kolunu yitirmiş bir kardeşimiz. Serbest bırakıldıktan sonra kendisine kamuda iş verildi. Sürülmeden önce Çankaya Nüfus Müdürlüğü'ne kimlik çıkarmak için uğradığımda gördüm kendisini. Sıcakkanlı, sevgi dolu bir yürek taşıyan güleç yüzlü bir kardeşimiz kısaca.

Fethullahcı darbe kalkışımı bahane edilerek işinden atıldı. Kendisiyle işine dönmek için Yüksel Caddesi'nde imza toplarken de birçok kez görüştük. Onca yaşadığı zorluğa karşın, yüzündeki ışığın hiç sönmediğini gördüm. Bu arkadaşlar için bir şey yapamamanın üzüntüsünü öyle derinden duyumsadım ki anlatamam. Çünkü bir insanın işinden görüşleri nedeniyle atılmasının ne olduğunu geçmişte yaşadığım için iyi bilirim. Üstelik bizim dönemimizde başvurulacak yargı da vardı. Oysa şimdi hem yargı yok hem de yargı yolları hepten kapatılmış. Kurulması konuşulup duran komisyon ha kuruldu ha kurulacak derken kuruldu ama öyle sanıyoruz ki bu komisyonun da adaletli bir görev yapmasının ne koşulları var ne de yapmak için bir niyetleri.

Veli Saçılık'ın annesi Yüksel Caddesi'ndeki direniş sonrası yerlerde sürüklenmiş. Kendisine bir yerinin ağrıyıp ağrımadığı sorulduğunda; duyduğu yürek acısından dolayı hiç acı duymadığını söylemiş. Bu sözler karşısında taş olsa erir erimesine de bu iktidar da bunları yürekten duymak için bir duyarlılık var mıdır işte bütün mesele o.

Bugüne kadar işlerinden atıldıkları için açlık grevi sürdüren Akademisyen Nuriye Gülmen ve Öğretmen Semih Özakça için bir şey demeyen iktidarın sözcüleri baskı ve zulümlerinin boyutu bütün dünyada duyulmasının arkasından arka arkaya konuştular ve bu iki kişiyi de DHKP-C üyesi terörist olarak ilan ettiler. Eğer birileri terör örgütü üyesi ise koyarsın belgelerini tutuklarsın. Şimdiye kadar bunların hiçbiri yapılmamış ama şimdi bu iktidar yavuz hırsız ev sahibini bastırır rolü ile dünya ve ülke kamuoyunda üste çıkmaya çalışıyor.

Dünyaca ünlü Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu'da işine son verilenler arasında yer aldı. Bu şekilde görevden alınanların ne maaşı verilmekte, ne başka bir iş yapması olanağı tanınmakta. Üstelik Kaboğlu, Sarbon Üniversitesi'nde ders verme olanağı varken pasaportuna el konulduğu, dışarı çıkması da yasaklandığı için işine Fransa'ya gidip devam edemiyor da. 15 Temmuz Fethullahçı Darbe kalkışması sonrası yüz binlerce kişi işinden edildi. Emekli maaşını hak edenlerin emekli maaşları kesildi. Sizin anlayacağınız hak edilen haklar bu iktidarın adalet anlayışının sorunlu olmasından kaynaklı ayaklar altına alındı.

Bir devlet düşünün ki yurttaşlarını açlığa mahkum etmiş, hiçbir işte çalışma olanağı da bırakmamış. Böyle durumda bu tür kimseler çoluğuyla çocuğuyla açlığa mahkum edilmiş olmuyor mu? Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir uygulama olabilir bir bilen varsa çıkıp anlatsın ki bizler de aydınlanalım. Üstelik 15 Temmuz Darbe girişiminin bir numaralı sorumlusu ve hazırlayıcısı iktidarken kendi beceriksizliğinin acısını nasıl olur da masum onca insandan çıkarmaya kalkar?

Uzatmayalım; bu iktidara sorulacak o kadar çok soru var ki sayıya vursan insanın aklı rakamlardan karışır. Daha önce seslerini çıkarmayan bakan düzeyinde adamlar şimdi kalkmışlar "…eğitimciymiş, biz çocuklarımızı nasıl teröriste emanet edebiliriz" diyorlar. Ortada teröristlik sıfatı ile anılacak ne var ki sayın bakan bu denli haritayı pusulayı yitirmiş bir şekilde konuşuyor.

Ama biz size söyleyelim, sizin eğitim anlayışınız yüzünden oraya buraya o kadar ne olduğu belirsiz insanlar yerleştirdiniz ki çocuklarımız yurtlarda, okullarda, Kuran kurslarında tecavüze uğruyor, canlarından oluyor. Üstelik bu tür suçların sorumluları hakkında yargı kararı da o kadar çok ki…Bu ülkenin insanları çocuklarını, eğitimi bu hale getiren sizin zihniyetinizde olanlara mı emanet edecek?

Uzatmayalım sizin adaletiniz böyle bir şey işte. Salt kendinizi düşünmekten kimsenin ne hakkını ne de hukukunu korumak gibi bir derdiniz yok. Bakın Kadir Topbaş'ın damadı ile ilgili bir şeyler söyledi de Bahçeli hemen; hem de en yüksek makamdan hak ettiği yanıtı alıverdi.

SİZ ÖNCE KENDİ PARTİNİZİN İÇİNİ TEMİZLEYİN.

Sonra kavurmacı ile ilgili sözleri de var tabi. Konu Kadir Topbaş'a söylendiğinde o da dedi ki; "Cumhurbaşkanımızın sözünün üstüne söz söylenmez." İsteseniz de söyleyemezsiniz Sayın Kadir Topbaş. Çünkü pabucun ne kadar pahalı olduğunu içinde olduğunuz politik yapıdan dolayı çok iyi bilirsiniz çok.

Ne yazsak ki, eğer sizin adaletiniz buysa size hangi söz yeterli olabilir ve de söylediklerimizden dolayı bizim içimiz soğuyabilir.

Sadece Veli Saçılık'ın annesinin yüreğine acı salmış değilsiniz.

Sizler bütün ülkenin insanlarının yüreğini öyle bir acıttınız ve çizdiniz ki gün gelecek aynı acıyı sizler de çekmekten yakanızı kurtaramayacaksınız, işte bu kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA