Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DARBE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

13 HAZİRAN  2017

CHP darbe komisyonunun hazırladığı raporla ilgili muhalefet şerhini açıkladı ve birçok karanlık noktalara işaret etti. İşaret ettiği konular iktidarı ve bazı kıl kuyrukları uyuz etmiş olmalı ki onlar da hemen harekete geçip seslerini yükselttiler. Bakın şu Aydınlık Gazetesi ne yaptığı çok belli gazete ne başlık atmış.

'CHP'DEN FETÖ'YE CAN SİMİDİ'

Aydınlık, yazının alt başlığı ise; "CHP kontrollü darbe' ısrarından vazgeçmiyor. CHP Darbe Komisyonu raporuna karşı yazdığı şerhe, 'Öngörülen, önlenemeyen ve sonuçları kullanılan kontrollü bir darbe ifadesi kullanıldı" sözlerini hedef alarak; "CHP'DEN FETÖ'YE CAN SİMİDİ' eleştirisi getiriyor.

Bu tür yaklaşımlarla Aydınlık ve Vatan Partisi kim ya da kimlerin can simidi görevini üstlenmiş onu da kuşkusuz bu hareketin içinde yer alanlar âlâsını biliyor. Kuşku yok ki Fethullahçı darbe girişimine ödün anlamına gelecek yaklaşımlar yanlıştır ve de kabul edilemez. Ancak nasıl olmaktadır da Aydınlık CHP'nin bu muhalefet şerhinden bu sonucu çıkarıyor gerçekten de şaşırtıcıdır.

Ülkemizin son 15 yıldır dipten doruğa yaşadıklarına baktığımız zaman AKP iktidarının Fethullahçılara kapıları sonuna kadar açtığını, her kurumun, ele geçirilmesi için siyasi destek verdiğini açıktan açığa gördük yaşadık. İş bu kadarla da kalmadı kuşkusuz. AKP iktidarı yargıyı, polisi, orduyu, kısacası devleti ele geçirmek ve sonuna kadar yapılanmalarını sağlamak için Fethullahçılara tartışmasız en büyük desteği sundu. Üniversiteye giriş, KPSS, polis ve yargı mensupları sınav sorularını Fethullahçıların çalıp yandaşlarına dağıttıkları söylenir ve yazılırken iktidarın kılı bile kıpırdamadı. Ergenekon operasyonunda AKP iktidarı bu işin tezgahçısıydı. Sayın Recep Tayyip Erdoğan da savcısı.

Sonra ne oldu da işler tersine döndü? "Ne istediler de vermedik" diye hayıflanan Recep Tayyip Erdoğan 17-25 Aralık operasyonundan sonra bile az uzlaşma yolu aramadı. Baktı ki olmuyor, bu kez de "inlerine gireceğiz inlerine" diyerek tavır almadı mı? 17-25 Aralık 2013 yılına kadar Fethullahçı olanlar nasıl oldu da bu tarihten itibaren hidayete erip saf değiştirerek yakayı kurtardılar acaba? Ortaya çıkıp ben 17-25 Aralıktan sonra Fethullahçılıktan vazgeçtim diyenlere karşı hiçbir hukuki yaptırım yoksa ve de bunlar terörist değil denilebiliyorsa içerde terör suçlaması ile yatan binlerce kişi de biz şu tarihten sonra içinde olduğumuz örgütlerden vazgeçtik dediklerinde bunların da suçları ortadan mı kalkıyor? Hukuken bu olası olmadığına göre AKP içinde, Recep Tayyip Erdoğan'ın çevresinde vızırdayıp duran Fethullahçılar terörist olmaktan nasıl aklanabiliyorlar da yakalarını kurtarabiliyorlar?

Konu ile ilgili Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş da bir açıklama yaptı. Ve o da CHP'yi tıpkı Vatan Partililerin diliyle eleştirdi.

Şimdi var mı AKP, saray ve Vatan Partisi arasında bir fark?

Görüldüğü gibi her şey birbirine karıştırılmış. Kim işine nasıl geliyorsa öyle hareket ediyor. İster istemez bu durum da kim kimlere karşı çıkar ilişkileriyle bağlı sorusunu bizlerin aklına getiriyor. Şu darbe sonrası olup bitenlere bir bakın. AKP ve saray bu bahane ile ülkeyi OHAL'le yönetiyor. Hukuk rafa kaldırılmış olduğu için kimsenin yargı yolu ile hakkını araması olası değil. En küçük bir hak arayışı bile OHAL var denilerek engelleniyor. 150 bine yakın kamu görevlisi görevlerinden oldu. Bu konuları incelemesi gereken komisyon bile aylar sonra kuruldu ancak daha görevine bile başlayamadı. Başlasa bile bu kadar çok sayıda dosyayı sonuçlandırması kaç yılı alır varın siz düşünün. Baksanıza bir yurttaş AİHM'e başvurmuş, AİHM'de komisyonların varlığını göstererek iç hukuk yollarının tükenmediğini ileri sürüp başvuruyu kabul etmemiş. Sizin anlayacağınız kadre uğrayan binlerce insan ne içerde ne de Türkiye'nin taraf olduğu AİHM'de hakkını arayamamaktadır.

Bütün bu gerçeklere karşın bazıları kalkmışlar Fetöcülüğü bahane ederek hak gaspını olağan karşılıyorlar. Hatta kim hakkını aramaya kalkar ve de olup bitenlere karşı çıkarsa bu tutumu da Fethullahçılık olarak niteliyorlar.

Oysa değişen hiçbir şey yoktur. Dün AKP Fethullahçılarla iş tutuyor onları baş tacı yapıyordu bugün şu ya da bu tarikat ve cemaat örgütlerini baş tacı yapıyor. Fethullahçılar suç işlerken örneğin soruları gizli saklı çalıp her yeri ele geçirirken AKP' iktidarı bunu açıktan açığa yapıyor. Öyle ya askeri ve polis okullarına girişte İmam Hatip Okulu çıkışlılara başka nasıl kolaylık sağlanabilir ki değil mi?

Konya'da bir okul önümüzdeki yıl kız ve erkek öğrencilerin sınıflarını ayırmaya hazırlanıyor. Bunun için velilere bilgi bile verilmiş. Bursa'da bir Kız Meslek Lisesi'nde bir bayan müdür kalkmış öğrencilere iftar için 20'şer liradan yemek bileti satmış. Yemek yetmeyince de bu duruma karşı çıkan öğrenciler yatakhaneye kilitlenmişler. Orada İzmir Marşı söyledikleri savıyla karne töreninde onur belgelerinin "hak etmiyorsunuz" denilerek verilmeyeceği, gelecek yıl bazı öğrencilerin bu okulda öğrenimlerine devam edemeyecekleri söylenmiş.

Sonuçta görüntümüz ortada. Bu görüntünün yandan çarklı destekçisi Perinçek ve arkadaşları. Uygulayıcıları ise AKP ve saray iktidarı. "Dur bakalım ne olacak" diye bekleşenlere söylüyoruz.

Bekleyin nasıl olsa göreceksiniz…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA