Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AYDINLIK VE KIŞKIRTICILIK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 HAZİRAN  2017

Aydınlık işi gücü bıraktı ve namluları CHP'ye çevirdi. Dün başlığı 'CHP'DEN FETÖ'YE CAN SİMİDİ' idi, bugün de "Kılıçdaroğlu'ndan siyasete dinamit YAPILACAK SEÇİM MEŞRU DEĞİLMİŞ!!!"

Hepinizin bildiği gibi 16 Nisan tarihinde Anayasa değişikliği halk oylaması yapıldı ve YSK'nın müdahalesiyle 'EVET' oylarının %51 oranında çıktığı belirtilerek seçim sonuçlarının 'EVET' doğrultusunda çıktığı ilan edildi. Oysa sonuçlar hiç de ilan edildiği gibi olmayıp tersine 'HAYIR' oylarının önde olduğu yönündeydi. Çünkü YSK oylamanın bitmesine saatler kala mühürsüz zarf ve pusulalarla kullanılan oyların da geçerli olduğunu ilan etmişti. Gerçekten de alınan bu karar boşuna değildi. Geçerli sayılan oylarla birlikte 'EVET'in önde çıktığı belirtildi ve itirazlara da "hayır' denilerek konu kapatılmak istendi.

Oysa bu konu kapatılacak gibi değildi. Ortada konu ile ilgili bir yasa maddesi bulunmasına karşın YSK ortada duran yasayı görmezden gelmiş ya da yok hükmünde saymıştı. Sayıştay da aynı yönde davrandı. İşte bu andan itibaren 'HAYIR' oyu kullananlar tavır almaları gerekiyordu, CHP de içinde tüm öteki 'HAYIR'cılar oylama sonuçlarını haklı olarak tanımama yönünde tutum aldılar. Bu gerçekler ışığında Kemal Kılıçdaroğlu'nun söyledikleri niye Vatan Partisi ve Aydınlık gazetesini germişse doğrusu anlayamadık.

Aydınlık ve Vatan Partisi'nin geçmiş politik tutum ve davranışlarında da pek çok benzeri yol izlediğini iyi biliyoruz. ABD bütün dünya halklarının gözünde emperyalist ve kanlı katildi ama Aydınlık ve Perinçek Grubu o zaman da ABD'nin niye Sovyetler Birliği'ne savaş açmayışına hayıflanıyor, gazete ve dergilerinde bu yönde kışkırtıcı yazılar döşenmekten de geri durmuyorlardı.

Bugün garip bir anlayışla Recep Tayyip Erdoğan ve çevresinin 'vatan savaşı' verdiğine kanaat getirdiler ve herkesin aksine bu görüşü hem savundular hem de yandaşlarının bu tespiti sindirmesi için yoğun propagandaya giriştiler. Artık bu çevre için Recep Tayyip Erdoğan hem ABD karşıtıydı hem de kendileri sayelerinde Atatürkçü olup çıkmıştı. Bunlara göre Recep Tayyip Erdoğan karşıtı politika yürütmek vatanseverlik değil aksine Amerika'nın ekmeğine yağ sürmekti.

Durum bu olunca da sözüm ona Aydınlık için sözde söz konusu vatansa gerisi teferruat oluyordu. Yani minareyi çalan kılıfını da uydururdu. Aydınlık çevresi de epey zorlanmıştı zorlanmasına ama bu işi de kendi yandaşları nezdinde kılıfına uydurmayı başarmış sayılırdı.

Bu yüzden de bugünkü Aydınlık gazetesinde kendilerini haklı çıkarmak için Kılıçdaroğlu'na ve CHP'ye yönelik kışkırtıcı sorular sorarak akıllarınca gazetecilik yapıyorlardı. Evet, gasp yoluyla seçim sonuçlarının değiştirilmesi eleştirilebilirdi. Ancak bu yetmezdi. Madem ortada bir gasp gerçekleşmişti, haklı olarak da sonuçların tanınmamasından doğal ne olabilirdi ki? CHP siyaseten bunları söylüyordu ama Aydınlık gazetesinin sorduğu sorulara yanıt olacak adımları niye atmıyordu acaba? Bu Aydınlıkçılara dert olduğu için masumane soru soruyormuş havasına girerek CHP'yi başka yollara itmeye çalışan bir yol izliyorlardı. Yine biliyoruz ki Aydınlıkçılar bu kez de pekâlâ çıkar bak görüyor musunuz CHP, AKP'yi devirmek için zora başvuruyor bile derdi. Çünkü bizler bu çevreyi ortaya çıktıkları günden bugüne kadar iyi tanıyoruz. İyi tanıdığımız için de bu çevrenin yalnız CHP'ye karşı değil diğer sol yapılara karşı da kışkırtıcı davranışlarına pek çok kez tanık olduk.

Bu konuda CHP'nin söyledikleri madem AKP ve sarayı ilgilendiriyor, o zaman size ne oluyor da kendinizi ortaya atarak çığırtkanlık yapıyorsunuz açıklayabiliyorsanız bunu da siz açıklayın isterseniz.

Evet, şu an içinden geçtiğimiz zorluklar öyle böyle zorluklar değil, ancak bu zorlukların nasıl aşılacağı ortadayken, demokrasi güçlerinin iktidarın dayatmalarını boşa çıkarmak için mücadele etmeleri gerekirken Aydınlık çevresinin, AKP ve saray çevresine yığınak yapıyor olmasını kendi yandaşları da dahil herkes iyi okumalı, her fırsatta ortaya çıkıp gerici, faşist odakların yanında yer almasını boşa çıkarmak da bizim boynumuzun borcu olmalıdır.

Bilmem yeterince açık oldu mu?

 

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA