Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ADALET

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 HAZİRAN  2017

Ne gariptir ki bir ülkede en çok ne konuşuluyorsa onun olmadığı kesindir. AKP iktidarı ile birlikte en çok konuşulan kavramlardan birisi de hiç kuşku yok ki "adalet" kavramıdır. Bununla birlikte iktidar adaletin tozunu attırdığı için adaleti bulana da görene de aşk olsun. Hem sadece adalet sözcüğünü kullananlar salt muhalefet değil, iktidar da bir o kadar kullanmakta ve her fırsatta da adaletten söz ederek olmayan bir şeye kendi anlayışları çerçevesinde anlam yükleyip oraya buraya veryansın edip durmaktadırlar. Hoş, onlara göre adalette, adalet dağıtan kuruluşlar da çağdaş anlayıştan çok uzak, evrensel hukuk kurallarının hiçe sayıldığı birer olgu haline dönüşmüş yani dini kavramlardan alıyor kaynağını. Bu yüzden de kim iktidardaysa, kimin borusu ötüyorsa onların olay ve olgulara bakışı ve iki dudaklarının arasından çıkacak sözcüğe bakıyor her şey.

CHP Milletvekili Enis Berberoğlu'na önce müebbet sonra cezasının 25 yıla indirilip tutuklanmasına gelmeden önce bir konuya işaret etmekte yarar var. Bilinmeli ki davaları süren yargılamalarla ilgili iktidar yetkilileri ve sonucu etkileyecek hatırlıların konuşması suçtur. Çünkü bu tür davranışlar yargı kurumu üzerinde baskı yaratarak özgürce karar vermelerini ortadan kaldırabilir. Geçelim bunları bugün en tepedeki kişiden bütün hatırlılara kadar neredeyse yargıya talimatlar yağıp durmaktadır.

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dünkü konuşmasına baktığınız zaman neredeyse her sözünün talimat niteliğinde olduğunu görmekteyiz. Sayın Erdoğan konuşmasında kimi kast ederse etsin, o kişiler hangi davanın suçluları ve sanıkları olurlarsa olsunlar tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkına sahiptir. Yargılananlar eğer suçluysa ceza alırlar, değillerse aklanıp çıkarlar. Bu yüzden de Sayın Erdoğan'ın makamı da dikkate alındığında sözleri gerçekten de vahimin de ötesinde çok ama çok tehlikelidir. Salt burada kalsa neyse; kişi diyelim ki cezasını aldı, yatıp çıktı. Sayın Erdoğan'a göre o kişi yine de suçludur, asla peşi bırakılmayacaktır.

Anayasa değişiklikleriyle, değişiklik sırasında çivisi çıkarılan tutum ve davranışlarla, Yüksek Yargı'ya ve HSK'da yapılan düzenleme ve değişikliklerle, bütün yargının oluşumu ve işleyişi ve hatta karar almasına bile karışılarak ve de talimat verilerek gelinen noktaya baktığımız zaman bu iktidarın tartışılacak bir yanının kalmadığını açıkça görürüz. Bu yüzdendir ki CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu'nun 'ADALET' yazısıyla İstanbul yürüyüşünü başlatmasını tabiî ki de destekliyor, iktidarın ve iktidar tarafından yeniden yapılandırılan yargının tutum ve davranışlarını şiddetle eleştiriyoruz.

Enis Berberoğlu CHP'nin bir milletvekilidir. Milletvekili sıfatı taşıyan kişilere eğer hiçbir maddi kanıta dayanmaksızın bu kadar ağır ceza verip tutuklayabiliyorlarsa bu demektir ki ülkemizde hiçbir yurttaşın anayasal haklardan doğan haklarını kullanmasının olanağı kalmamıştır. Elbette bu Türkiye halkının tercihinin dışında bir tercihtir, ancak bu tercihin adı da doğrudan faşizmdir. İnsanoğlunun da tarih boyunca garip bir tutumu vardır ki o da baskılara ve zulme boyun eğmemek olarak tarih içinde kendisini göstermiştir. İşte bu yüzden kimse Enis Berberoğlu'na verilen cezayı farklı okuyup yorumlamaya kalkmamalıdır.

Bu anlayıştır ki kolayca birçok milletvekilini HDP milletvekillerini de kast ediyorum içeri atabilir, ne yazıktır ki onca suça bulaşmış iktidarın bakan ve milletvekillerine karşı ise dokunulmazlık zırhı keyfiyane bir şekilde kullanılabilir. Zaten yargı bu haliyle tescilli bir parti yargısına hızla evrilmekte, yargı iktidarın sopasına dönüşmüş bulunmaktadır.

Hukukun rafa kaldırıldığı, uygulamasının devletin gücü kullanılarak yurttaşlara karşı zulüm haline geldiği bu ortamda biz sosyalistler elbette ki yapılanları ve sonuçlarını sineye çekemeyiz. Kuşkusuz bütün bu karanlıkların içinden çıkmanın bir yolu vardır. O yol; 'HAYIR'da nasıl birleşilmişse zorbalığa ve keyfi uygulamalara karşı da aynı kararlılıkla birleşilebilir ve demokrasi düşmanlarına geri adım attırmak için gerekli tepkiler en yüksek düzeyde gösterilerek diktatörlüğe heveslenenlerin istekleri de kursaklarında bırakılabilir.

Bu nedenle Türkiye Sosyalist İşçi Partisi üyelerini, sempatizanlarını ve bütün yurttaşları CHP'in İstanbul yürüyüşünü desteklemeye çağırıyorum.

Öyle ya İ. Melih Gökçek gibi kışkırtıcılara alan bırakılmamasını da ayrıca boynumuzun borcu diye düşünüyorum.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA