Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YARGIYA TALİMAT

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

18 HAZİRAN  2017

Gösteri ve yürüyüş hakkı kimsenin kimseye sunduğu bir lütuf olmayıp evrensel insan hakları arasında yer alan önemli bir kazanımdır. Kaldı ki Anayasa'da da bu hakkın nasıl kullanılacağı belirtilmiştir. Bu yüzden de 'ADALET YÜRÜYÜŞÜ'nü kast ederek bunu hükümetin lütfu sayan Recep Tayyip Erdoğan'ın doğrusu düşünme sistematiğinin nasıl çalıştığını anlamak çok ama çok güçtür. Öte yandan iktidarın elinde bulunan olanakların hiçbirisi muhalefette yokken nasıl olacaktır da muhalefet yargıyı tehdit edecek ya da yargının kararları üzerinde etkili olacaktır? Bu gerçekler bilindiği halde AKP Genel Başkanı Erdoğan'dan söz bitti dedirtecek açıklamalar gelmeye devam ediyor. Bu bağlamda dün de 'ADALET YÜRÜYÜŞÜ'nü başlatan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu kast ederek Sayın Erdoğan'ın, "Yargı seni de davet ederse şaşırma" demesinin altında çok şey yattığını doğru okumak ve görmek gerekir. Çünkü bu yaklaşım doğrudan yargıya bir talimat niteliğindedir. Bu yüzden de bu talimat üzerine kaç savcı şimdi gerekçe hazırlıyordur kim bilir?

İşte attığı adımlarla yargıyı baştan sona saray iradesine bağlayan Sayın Erdoğan'ın bu tür çıkışları doğrusu bizim için hiç ama hiçbir şekilde yabancı değildir. Dikkat ederseniz Erdoğan ve çevresi de ülkede adaletin olmadığı konusunda bizimle hemfikirdir. Öyle olmasa "adalet sokakta aranmaz, mecliste aranır" da denilmezdi. Hoş bütün bu yöntemler bırakılsa mecliste nasıl adalet aranacaktır o da çok bellidir aslında da bunların korktukları bu yürüyüşün etkisinin dalga dalga büyüyerek milyonları sarması olduğu için konuyu tehdit ya da laf ebeliği ile başka yerlere çekme girişimleri olarak da anlamak olasıdır.

Sayın Erdoğan bir iftar yemeğinde yine hem basının haddini bildirmiş hem de basının nasıl haber yapması gerektiği üzerinde durarak "yerli ve milli medya" nasıl olunacağının da bilgilerini vermiştir. Tabi, Recep Tayyip Erdoğan'a göre "yerli ve milli medya" ancak ve ancak hemen her konuda iktidarın yanında duran, eğer onları şu ya da bu şekilde zora sokacak bir haber olursa o haberleri özenle atlayan ya da yayınlamayan, yurttaşların haber alma hakkını hiçe sayıp gün 24 saat saray yalakası olarak davranan basın milli ve yerlidir. Onun dışında gerçek haberler yazan ve gerçekleri halka duyuranlar da dış menşelidir. Gerçek o ki bizler bu yaklaşımı çocukluğumuzdan bu yana duyarız ancak bu sözü edilen medya ne yerlidir ne milli ne de yaptığı haberler halkın yararına haberlerdir. Asıl Sayın Erdoğan'ın sözünü ettiği medya tıpkı iktidar gibi o da dış güçlerin işbirlikçisi konumundadır ki bu sözler edilerek asıl saklanmak istenen konuların başında da bu gelmektedir.

Sonra hafriyatçı ve nakliyatçı kafaya sahip Başbakan Binali Yıldırım da yaptığı konuşmada hava alanı inşaatını kast ederek bu yapılanların herkesi kıskandırdığını söylemiş, "siz de çalışın sizin de olur" diyerek aklınca espri yapmıştır.

Espri yapsa iyi, o da ADALET YÜRÜYÜŞÜ'ne katılanları eleştirerek bunca yaptıkları işe rağmen "Türkiye'yi yabancılara şikayet ediyorlar" tespitinde bulunarak komik bir konuma düşmüştür.

Öyle ya ülkede sizler ekonomiyi batıracak ama kağıt üzerinde uçtuğumuzu söyleyeceksiniz, ortada ne adalet bırakacak ne de demokrasi ama insanlar çıkıp şu ya da bu şekilde protestoda bulundukları zaman Türkiye'yi yabancılara şikayet etmiş olacaklar öyle mi? Sizler faşizan yöntemleri her fırsatta bu ülkenin insanlarının tepesinde Demokles'in Kılıcı gibi sallayacaksınız sonra da çıkıp protesto edenlere karşı bizi yabancılara mı şikayet ediyorsunuz diyeceksiniz işte bu olmadı. Biz, böyle tutum ve davranışları köylü kurnazlığı olarak değerlendiriyor ve diyoruz ki Türkiye'de yapılan onca zulmü sokağa çıkıp kimse protesto etmese de dünya alemin görmemesi olası mı, hangi çağda yaşadığımızdan haberiniz yok galiba. Öyle ya başlarımız ezilse de, ağzımıza vurup ekmeğimizi alsanız da, işimize hiçbir açıklama yapmaksızın son verseniz de, bizler ortalıkta mutluluk gülücükleri saçarak dolaşsak sanıyorsunuz ki ülkede her şey yolunda gidecek, sizler de tıkır tıkır ülkeyi yöneteceksiniz öyle mi?

Özetle söylersek sizin haliniz hâl değil, gidişiniz ise freni patlamış bir kamyona benziyor. Hani tarafsız olarak yutturmaya kalktığınız yargı var ya; daha sonra atılacak adımlara emsal olacak bir karar verdi ki evlere şenlik. Neymiş efendim, bir kişinin işten atılması için makul şüphe yeterliymiş. Bu karardan sonra neler olabileceğini tartışmaya açmanın bile gereği yok. Bundan böyle iktidar kimi isterse hem de kanıta, bir yargı kararına gerek duymadan, savunmasını bile almadan kapının önüne koyabilecektir. Bu kararı veren yargının acaba hukukla bir ilintisinin varlığı iddia edilebilinir mi? Ya da bu kafada olanlar adalet dağıtacağına kimi ya da kimleri inandırabilir söyler misiniz? Ülkeyi alamet iyi yönetiyorsunuz maşallah, bu yüzden de kıyametinizin yakın olduğunu sizler de görüyor olmalısınız ki herkesi tehditle susturmaya çalışıyorsunuz. Ama nafile, bu yaptıklarınızdan açıkça belirtmek isterim ki kazançlı çıkan sizler olmayacaksınız…

Gelelim kışkırtıcıların yani Vatan Partisi'ni destekleyen Aydınlık gazetesinin bugünkü herzelerine; Aydınlık bugünkü başlığını şöyle atmış:

'KILIÇDAROĞLU'NUN YOL ARKADAŞLARI'

"CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun başlattığı yürüyüşe HDP'den Halkevlerine, Mazlumder yöneticilerinden Fetö'cülere kadar değişik kesimlerden destek gelmesi dikkat çekti" denilerek akıllarınca ADALET YÜRÜYÜŞÜ'nü karalamaya kalkışmışlar.

Evet, bir ses ki Afrika borazanı gibi kulağımız yırtıyor, bu ses iktidarın sesidir, bir de akortsuz zart zurtlar ki var ki bu ses de dinginliğimizi bozuyor, bu seste Vatan Partisi ve Aydınlık çevresinin sesidir ki ne zorbalık ne de kışkırtıcılık fayda vermeyecek tarihin çöplüğünde yer almaları gerekenler erinde gecinde hak ettikleri yerde baş köşelerini kapacaktır.

Biz söylemiş olalım da…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA