Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HIZ KONTROL

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 HAZİRAN  2017

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun başlattığı ADALET YÜRÜYÜŞÜ ile ilgili başından beri pek çok şey söyledi. Dünkü söyledikleri ise diğer söylediklerinin hepsinin üzerine tüy dikti. Neymiş efendim; ADALET YÜRÜYÜŞÜ ile Fetöcülerin 15 Temmuz 2016 tarihinde F16'lar, helikopterler, tanklar ve ağır silahlarla giriştikleri darbe girişimi arasında hiçbir fark yokmuş.

Bu durumda denilmek isteniyor ki ADALET YÜRÜYÜŞÜ yapanlara tıpkı Fethullahçı darbecilere yapılacak şeyler yapılacaktır. Bu durumda yargı harekete geçebilir, gereken talimatları yerine getirerek bu yürüyüşü yapanlara istediği yaptırımda bulunarak haddini bildirebilir.

Ne güzel değil mi? Ülkede bu sözleri söyleyenlerin hak aramak için sahip oldukları haklardan habersiz gibi davranmalarının anlaşılır yanı var mıdır? Anlaşılması tabiî ki de olası değildir ancak bütün bu olanlar karşısında Sayın Kemal Kılçdaroğlu'nun verdiği yanıtta oldukça yerindedir. Çünkü iktidar gücüne dayanarak herkesi susturabileceklerini düşünenlerin tutum ve davranışlarıyla karşı karşıyayız. Dolayısı ile de böyle durumlarda Kılıçdaroğlu'nun "Her Firavun'un bir Musa'sı olur" sözü cuk diye yerine oturmuştur.

Bu arada Bahçeli'nin de ortalarda ağdalı sözler söyleyerek dolaşması ise daha da ilginçtir. Bahçeli ve parti sözcülerine göre bu yürüyüş devlete karşı olup Fethullahçıları arkalamaktadır. CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel'in de söylediği gibi Hababam Sınıfı'ndaki Badi Ekrem neyse siyasetinde Badi Ekrem'i Bahçeli'dir. Bu yüzden de Bahçeli'yi ve birlikte davrandıkları partililerini dikkate almaya bile gerek yoktur. Bahçeli bugün her ne hasletle olursa olsun 180 derece dönerek saray adamı olmuştur olmasına da adaletin onun için de gerekeceğini asla unutmamalıdır.

Gerçek o ki bu yürüyüş geniş halk kitlelerinin büyük ölçüde sempatisini toplamıştır. Bu yüzden de yürüyüşe destek çığ gibi büyümektedir. Her zaman olduğu gibi bu yürüyüş için de değişik değerlendirmeler yaparak ama, fakat diyenlerinde bir an önce eteğindeki taşı dökmesi ve bu yürüyüşü desteklemesi gerekir.

Önemli konulardan biri de Sayın Erdoğan'ın medya sahiplerini toplayarak yürüyüşle ilgili haber yazmamaları talimatıdır ki böyle bir hareket dünyanın hiçbir yerinde eşine rastlanacak bir hareket değildir. Tabi bu arada benzetmesi de ilginçtir. Medya sahiplerinin karşısına geçip yazının en üstün silahlardan bile etkili olacağını söylemesi, terörü arkalayan yazılar yazmayın demesi ve oradakilerin kendisini kuzu kuzu dinliyor olması da oldukça ilginç sahnelerdir. Recep Tayyip Erdoğan'a göre onu arkalamayan, ya da onu eleştiren her yazı kesinlikle terördür. Bu yüzden de söyledikleri olağanın dışında şeylerdir ki, bu tür davranışların da hangi rejimlerde olduğunu bilmiyor değiliz. Dolayısıyla Recep Tayyip Erdoğan'ın hız kontrolünün olmadığı ortadadır. Bu yüzden de demokrasiden yana tüm toplum güçlerinin bu tehlikeli gidişe dur demeleri ve çeşitli bahanelerle yargıyı parti yargısı haline getirmelerinin önüne geçilmelidir.

Şurası bir gerçektir ki AKP iktidarı ile birlikte işler iyice çığırından çıkmış bulunmaktadır. Bir düşünün ki Manisa'da yüzlerce askerin yemekten zehirlenmesi söz konusudur, hem de bu olay arka arkaya dört kez yinelenmiş bir askerimiz de yaşamını yitirmiştir.

Bütün bu gerçeklere karşın 4 ay süre içinde etkili bir tedbir almaya bile gerek duyulmamıştır. Türkiye'de bu zehirlenmenin kaynağını kolaylık ortaya çıkaracak labarotuvarlar varken, bugüne kadar bu zehirlenmenin nedeninin kamuoyuna açıklanmaması bile oldukça düşündürücüdür. Milli Savunma Bakanı'nın şaka gibi sözlerini de dinledikten sonra insan işin içinde bir iş olduğunu daha iyi anlamaktadır. Bölgede deprem oluyormuş da bundan da olabilirmiş. Başka yetkililerse bu kadar çok kişinin zehirlenme belirtisi göstermesini psikolojik etkiye bağlıyorlar ki onların durumu daha da komiktir.

Hani; Erdoğan olmadığını kabul ettiği adaletin aranma yerinin meclis olduğunu söylüyor ya işte o mecliste AKP ve MHP'lilerin oylarıyla Manisa'daki zehirlenme olayının araştırılması için bir önerge veren CHP Milletvekilinin önergesi reddedilmiştir. Sizin anlayacağınız, çoğunluklarına güvenerek meclisi de felç eden bu kafadaki insanların meclisi hak arama adresi göstermesi anlaşılır gibi değildir. Bir de ortalarda Adalet Bakanı sıfatı ile dolaşan Bekir Bozdağ vardır ki o da benzer şeyler söylemekte ve Enis Berberoğlu'na verilen cezanın daha aşamaları var diyerek ADALET YÜRÜYÜŞÜ yapanları eleştirmektedir. Yargı sanki diğer aşamalarında farklıymış, parti yargısı haline getirilmemiş gibi bizim aklımızla alay etmeye kalkmaktadır.

Sonuç kim ne söylerse söylesin yaşananlar ortadadır. AKP ve saray ülkede demokrasinin köküne kibrit suyu dökmüştür. Bu nedenle de onlardan adalet beklemenin olanağı kalmamıştır. Dolayısı ile demokrasi güçleri aynı zamanda yanlış içinde olan iktidara da ayar çekme gücüne sahiptir.

ADALET YÜRÜYÜŞÜ'de böyle bir işlevi yerine getirecek ve de geniş halk kitlelerinin kararlılığı ile bütün çıkışsızlıklar bir bir temizlenip aşılacaktır.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA