Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YARGIYA TALİMAT -2

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 HAZİRAN  2017

Dün CHP Grup Toplantısı'nı yol güzergâhında açık havada yapan Kemal Kılıçdaroğlu çok önemli bir iddiaya imza attı.

Çağrısı doğrudan Recep Tayyip Erdoğan'a olan Kılıçdaroğlu; "Sizin ve hükümetinizin mahkemelere talimat verdiğini kanıtlarsam istifa edecek misin" diye seslendi ve "kanıtlayamazsam ben siyasetten çekileceğim" dedi. Bu söz hiç kuşku yok ki yargıyı kuşa çevirmiş ve AKP'ye bağlamış olan iktidar çevrelerinde bomba etkisi yarattı. Bu denli açık bir çağrıya herhangi bir yanıt verilemedi ama gerek Erdoğan'dan gerekse Başbakan Binali Yıldırım'dan YÜRÜYÜŞ ile ilgili olarak yanıtlar gelmekte gecikmedi. Sayın Erdoğan her zaman olduğu gibi tehdit havalarında alıp verirken en komik diyebileceğimiz sözleri ise Binali Yıldırım sarf etti. Binali Yıldırım, Kadir Topbaş'ın damadı Kavurmacı'nın yeniden tutuklanması ile ilgili Kılıçdaroğlu'nun iki farklı şey söyleyerek; serbest bırakıldığında karşı çıktığını, yeniden tutuklandığında ise bu kez de tutuklanmasına tepki verdiğini dile getirdikten sonra; Kılıçdaroğlu'nun yorgun olduğu için bu çelişkiye düştüğünü, sağlığını bozmamasını, kendilerine lazım olduğunu belirterek aklınca ironi yapmış oldu.

Ne yazık ki Kılıçdaroğlu'nun söylediğini anlamayacak kadar geri bir noktadan seslenen Binali Yıldırım'ın ADALET YÜRÜYÜŞÜ'nü de anlaması beklenemez. Kılıçdaroğlu zorunlu olmadığı sürece genel olarak tutuklamanın doğru olmayacağını belirten Kılıçdaroğlu'nun sözleri çarpıtılarak niyeyse Kadir Topbaş'ın damadına indirgenerek sözüm ona buradan yargının nasıl da tarafsız olduğu Binali Yıldırım tarafından anlatılmaya çalışılmakta ama ortada yığınla örnek dururken yargının konumunu Binali Yıldırım kamuoyuna anlatmak şöyle dursun yanından bile geçecek durumda olmadığını bir güzel göstermektedir.

Bu arada ADALET YÜRÜYÜŞÜ bir gerçeği net olarak ortaya çıkarmış bulunmaktadır. O da iktidar tarafından bile açıkça adaletin var olduğunun savunulamaması. Oysa iktidarda olan bir parti yargıyı bilerek isteyerek iktidar partisine bağlı hale getirmiştir. Dolayısıyla böyle bir yargıdan adalet dağıtmasının beklenebileceğini düşünmek akla ziyan bir durumdur. Bir değil, beş değil hangi konuda olursa olsun yargı tam bir çuvallama içindedir. Daha dün Pendik'te dolmuşa binen ve şort giymiş üniversiteli bir kızımız orada bulunan biri tarafından giyimi ileri sürülerek taciz edilmiş, minibüste bulunanlar ise sessiz kalarak bu tacizi bir anlamda onaylamışlardır. Daha sonra kızımızı yumruklarla döven tacizci kişi kızımızın şikayeti üzerine mahkemeye çıkarılmış ancak yaşanılanlar bütün çıplaklığı ile ortada olmasına karşın mahkeme şahsı serbest bırakabilmiştir. Sizin anlayacağınız AKP'ye bağlı yargı adalet dağıtmak yerine AKP'nin ideolojik sopasına dönüşerek saldırıya uğrayan Üniversiteli kızımızı mağdur etmiştir.

Daha sayısız örneklerle bu savımızı güçlendirebiliriz. Ancak Adaletsizlik sadece yargıda yaşanıyor da değildir. Bugün hemen her konuda iktidara yakın çevreler kayrılmakta, işe alımdan, ihaleye kadar kapılar sonuna kadar AKP ve yandaşlarına açılırken diğer yurttaşlarımıza yurttaş gözü ile bile bakılmamaktadır.

Sonuç olarak adaleti yerle bir edenlerin günlerinin de sayılı olduğunu asla aklımızdan çıkarmayarak haklının yanında, zorbaya karşı duruşumuzu onurla sürdürmeliyiz ki bu zorbalar meydanın kendilerine kaldığını düşünerek daha fazla mağduriyet yaratmaya yeltenemesinler

Bu arada bir de şu Vatan Partisi cephesi var. Bunların görevi de zorbaların kılıcını sallamaktan öte bir şey değil. Ne buyurmuş Aydınlık gazetesi bugünkü yazılarında; 'KILICDAROĞLU'NUN MAĞDURLARI' diyerek sözüm ona Kılıçdaroğlunun Fetöcülere arka çıktığını anlatmaya kalkışmışlar. Hemen aynı karede HDP: 'Yürüyüşü Sokağa Taşıralım' başlıklı haberini koyarken hemen yan tarafta da Kılıçdaroğlu'nun fotoğrafının altına ise 'Fetöcü Gazetecilere Sahip Çıktı' başlığını atmışlar.

Eğer biri ya da birileri akıldan yoksun değilse bu tür yaklaşımları ya görevli oldukları için yaparlar ya da bir yerlerden GDO'lu olarak yemleniyorlardır. Perinçek ve partisiyle ilgili karanlık noktaları ortaya çıkaracak o kadar çok örnek var ki, bunların neresinden tutsanız elinizde kalacağı kesindir.

Çünkü bu partinin tarihi bu tür gelgitlerle doludur ve bugüne kadar da bunlarda dikkate alınacak bir değişiklik yoktur.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA