Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YARGININ ALTIN ÇAĞI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 HAZİRAN  2017

Doğu Perinçek çıktı televizyona ve şu an içinde yaşadığımız ne varsa elinin tersi ile itti ve dedi ki; "yargı şu an altın devrini yaşıyor." Bu savını da Perinçek Fethullahçılara yönelik tutuklamalara dayandırarak aklınca kanıtlamaya çalıştı.

Neymiş efendim? Her dönem Perinçek içeri alınırmış.12 Mart'ta alınmış, 12 Eylül 1980 darbesi sonrası ve daha sonra pek çok kez içeri girip çıkmış. Bu arada kendisiyle birlikte yaşamlarını yitirmiş Denizleri, Mahirleri de anmış ki kendisine yönelik içeri atılmaların bir inandırıcılığı olsun. Gerçi 12 Mart döneminde solun her kesimine yönelik tutuklamalar ve cezalar söz konusu olmuştu ama asıl ayırt edici tutuklamalar ve gözaltılar 12 Eylül 1980 sonrası yaşanmıştı.

O dönemde sol ve sosyalist kesimlerden pek çok kişi işkencelerde inim inim inletilir, ipe gönderilir ve en ağır cezaları alırlarken işte böyle faşist bir dönem Doğu Perinçek ve arkadaşlarını sadece bir tedbir olsun diye Dil Okulları'nda konuk etmiştir. Kaldı ki bir insanın ne kadar devrimci olup olmadığını içeri girip çıkması ve ödediği bedellerle de belirliyor değiliz. Ancak Perinçek, sol yapıların aksine çok ama çok başka bir bir özelliğe sahiptir. Onun bu özelliği hiç kuşku yok ki en iyi 12 Eylül döneminde anlaşılmıştır. Diğer yaramaz solun aksine kendisinin farkına varılıp kendisine de farklı bir muamele çekilmiştir.

Esasen bunların tarihine baktığınız zaman TİP dahil, DEV-GENÇ'in bölünmesinde de çok ciddi bir rol oynamışlardır. Halil Berktay'ın çevirileriyle ilk kez ülkemize Maocu anlayış yerleştirilmeye çalışılmış, o andan başlayarak da sol kendi içinde çok şiddetli tartışmalara girişerek ayrışmalara ve bölünmelere maddi zemin hazırlanmıştır. O günün tartışmalarına ve 1970'li yılların tartışmalarına şöyle bir göz atarsak bu çevreler en büyük düşman olarak Sovyetler Birliği'ni görürler. İşi o denli azıtmışlardır ki Amerika'nın Sovyetler Birliği'ne niye savaş açmadığına kadar vardırırlar arsızlıklarını utanmazlıklarını.

O dönemin Çin'i üçüncü bir güç olmak ve Çin milliyetçiliği tavrıyla hareket edip dünyanın her tarafında bir güç toplamak için sürdürdüğü ideolojik ve askersel taktik ve stratejilerin savunması da Perinçek ve arkadaşlarına düştü niyeyse. Oysa Çin 'Üç Dünya Teorisi' ile sınıf mücadelesi anlayışından çoktan sıyrılıp çıkmıştı. Bu yüzden de ister istemez Çin'e benzemek için Perinçek ve arkadaşları MHP şovenizmini bile sollayıp geçtiler. Bugün de tutum ve davranışları bundan ibaret.

Öyle ya Recep Tayyip Erdoğan döneminde yargı altın devrini yaşıyorsa ve de Perinçek böyle bir tespiti sonuna kadar savunuyorsa ya gözleri kapalı olduğu için bunları yapmaktadır ya da gerçekten görevli olduğu içindir. Yoksa Fethullahçı çete tutuklanıyor diye yargının altın devrini yaşadığı tespiti abesle iştigalden öte bir şey değildir. Fethullahçılar bu iktidar tarafından babalarının hayrına tasfiye edilmeye çalışılmıyor ki? Fethullahçılar iktidar ortağı olmak hatta iktidarda tek söz sahibi olmak istedikleri için Erdoğan'la araları açıldı. Son ana kadar "ne istediler de vermedik" diyen Erdoğan laf olsun diye bu sözleri söyler mi? Hem Fethullahçılara operasyon çekiliyor da ne oluyor sanki?

Fethullahçılar olmaz da Ensarcılar ya da ne bileyim Nurcular veya Menzilciler aynı işlevi görüyorsa devlet içinde fark eden ne olmuştur da Perinçek halkın gözünün içine baka baka yalan nameler sürdürmeye devam ediyor acaba? Haydi, Perinçek ustaca bu davranışlarını sürdürüyor diyelim; bu yapının çevresinde kümelenmiş onca özverili genç niye olup bitenleri tartışmaz ve sorgulamaz da efsunlanmış gibi Perinçek'in arkasından kaz adımlarıyla yürümeyi sürdürür dersiniz?
Perinçek hukuk adamıdır. Hukuk nedir bilir, nasıl işlemesi gerektiğinin de yeterince ayırdındadır. Bugün ülkemizde yaşananlara bakıp da yargının bugün altın çağını yaşadığını söylemek de neyin nesidir? Eğer böyle bir tespit yapılabiliyorsa bunu da Vatan Partisi bir bütün olarak savunuyorsa ki öyle görünüyor bu yapının da Bahçeli'nin MHP'si ile arasında hiç mi hiçbir fark yoktur.

Nihayet dün Bahçeli de yazdı bir şeyler. Onca şehidimiz oluyormuş da yürüyüşlerin gıkı çıkmıyormuş, yürüsünlermiş ve hatta istiyorlarsa Pensilvanya'ya kadar yürüsünler bir daha da gelmesinlermiş. Vay, vay, vayyy siz şu babayiğide bakın.

Bu ülkenin aydını, ilericisi, devrimcisi, sosyalisti Fethullahçılara karşı onca ölüm kalım savaşı verirken sizler bu çevrelerin çanak yalayıcısıydınız. Şimdi kalkmış şehitlerden ve Fethullahçılardan dem vuruyorsunuz. Hem şehitler için daha çok değil, kısa bir zaman önce Erdoğan'ı suçlamıyor muydunuz? Şimdi ne oldu da yönetimde sorumluluğu olmayanlar şehitlerin sorumlusu oluyorlar? Bugüne kadar uygulanan içerde ve dışarda politikaların mimarları kimlerdir söyler misiniz? Bu ülkenin zehirlenen askerleri için bile meclis araştırma komisyonu kurulmasını AKP'nin oylarıyla reddeden sizler değil misiniz? Aslına bakarsanız sizin yurtseverliğiniz sadece sözden ibaret, bu yüzden de solcuların, sosyalistlerin yurtseverliği ile kendinizi denk tutacak bugüne kadar hangi ölçünüz var da, iki de bir çıkıp esip yağarak oraya buraya çamur atmaya yelteniyorsunuz.

Oturun oturduğunuz yerde Sayın Bahçeli, oturmazsanız da yanınıza Perinçek'i de alıp uzun bir dünya gezisine çıkın ve de bir daha dönmeyin olmaz mı?

Bu da bizim size önerimiz bilmem anlatabildik mi?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA