Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KÜFÜRLE BASKI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

23 HAZİRAN  2017

AKP iktidarı işbaşına geldiği günden bu yana bazı hakaretler öyle olağan hale geldi ki, bu tür davranışlar sokaktaki insanların ağızlarında bile dolaşmaya başladı. Tıpkı imam cemaat olayında olduğu gibi. Diyelim ki birisi ile ilgili bir eleştiride bulundunuz, bunun karşılığı kanıtlayamazsanız; "alçaksınız, namus yoksunusunuz" demek değildir. Hem bu sözü söyleyen muhtereme bu tür yaklaşımdan yüz misli daha az bir eleştiri yüzünden ülkemizde kaç kişi gözaltına alınıp içeri atıldı hiç haberiniz var mı? Hani adalet falan denip sokağa çıkıldı ya işte bu tür suçlama ve küfürlerin sahiplerine herhangi bir işlem yapmaktan korkan yargı mensuplarının tutum ve davranışları yüzündendir ki ülkemizde adalet aramak için yollara düşüldü. Ne söylenmiş ki 3,5 milyar dolar servetiniz olduğu söylenmiş. Bu iddiaya yanıtınız insanların değer verdiği bütün kavramları altüst etmek mi olmalıdır?

Hani siz bu şekilde ağır sözler söylediğiniz zaman insanlar; "bakın yahu adamın hiçbir şeyciği yokmuş, bir de çıkıp iftira atıyorlar" diyeceğini mi sanıyorsunuz? Diyelim ki bu sözler haksızdır, çıkarsınız menkul, gayrimenkul nerede neyiniz varsa açıklarsınız olur biter. Hem siz bulunduğunuz mevki itibariyle bunu zaten yapmak zorundasınız. Bir talimat verirsiniz içerde ve dışarda para yatırılan güvenli bankalara onlar da bir şeyinizin olmadığını söylediğinde toplumda anlar ki size boşu boşuna eleştiri yapılmış.

Tabi işin bir de akının yanında kayıtı kuyutu olmayan servetler vardır ki o işler bizim konuşacaklarımızın dışındadır. Vardır ya da yoktur bilemeyiz. Hani bir de 17-25 Aralık 2013 tarihinde oğlunuzla yaptığınız ileri sürülen telefon kayıtlarınız vardır ki bu kayıtların zaten sizde sahte olduğunu kanıtlamış değilsiniz. Bana göre herhangi bir yurttaş savcı değildir, yargıç değildir kimin neyi var neyi yok nasıl kanıtlayacaktır ki? Örneğin ben böyle bir iddiayı kanıtlamaya kalksam nelerle karşılaşacağımı bilmiyor muyum da böyle bir şeye girişeceğim?

Diyelim ki bu iddia yanlışsa açarsınız bir dava, yargıda sorar soruşturur bu savı ileri süren kişi ya da kişilere verilmesi gereken bir ceza varsa verirse verir. Hani bu tür bir savı ileri sürmek size göre suçta, siz alçaksınız, namus yoksunusunuz derseniz onure mi etmiş oluyorsunuz da bu sözleri kolaylıkla söyleyebiliyorsunuz? Hem de bunu devletin parasıyla düzenlediğiniz iftar sofralarında yapıyorsunuz ki bizim için oldukça ilginç geliyor.

ADALET YÜRÜYÜŞÜ sizi çok öfkelendirmiş olmalı. Öyle ya yandaşlarınız nerede bir görüş ve düşüncelerini birileri açıklamaya kalksa iktidarınızın verdiği güvenle aslan kesilip gösteri ve yürüyüşçülere saldırıyor. Örnek Gerede'de işaretinizi yaparak yürüyüşçülere sataşanlar ve memleketiniz Rize'nin Çayeli'nde yapılan yürüyüşe saldıran yandaşlarınızın yürüyüşçüleri nasıl tehdit ettiğini görüyor musunuz? Görüyorsanız sizinle gurur duyan yandaşlarınızı uyarmanız gerekli değil mi? Silahsız, saldırısız, bir yürüyüş gerçekleştirenlere aklınıza ne gelirse söylerken nasıl olmaktadır da küfürbazlarınızın kışkırtıcılığına tek söz söylemek aklınızdan bile geçmiyor.

Bir de şu MHP var. Küçüle küçüle Balgat'a sıkışmış MHP. Onlar da işlerini güçlerini bırakmışlar, sözde vatan millet söyleminin arkasına saklanarak iktidarın sözcülüğüne soyunmuşlar. Ülkeyi bu hale getiren, iç ve dış tehlikelerle burun buruna olmasına neden olan iktidarı ve iktidarın adaletsizliklerini unutmuşlar CHP'nin gerçekleştirdiği yürüyüşe akıllarını takmışlar. Yürüyüşçülere ve CHP'ye onca ağır eleştirilerine karşın Bahçeli'ye verilen düzeyli yanıtı herkes görüyor da niye Bahçeli ve arkasından gidenler göremiyorlar acaba? Bahçeli isterse hükümet sözcüsü olabilir ya da adalet istiyorsa o da bizimle yürüyüşe katılabilir yaklaşımının kışkırtıcı bir yanı var mı? Oysa MHP, CHP'yi ve yürüyüşçüleri neyle suçluyor? Dış güçlerin oyuncağı olmak, PKK'nın arkasından gitmekle.

Ortadoğu Gazetesinde yazı yazan Orhan Karataş'ın bugünkü yazısını okuduğunuz zaman bu yapının ne denli kışkırtıcı hale geldiğini bir kez daha anlıyorsunuz. Yazdıkları, çizdikleri baştan sona safsata olmasına karşın, nasıl olmaktadır da yürüyüşçülerin adalet isteğini bu denli tersine çevirme çabasına girişiyor dersiniz? Dürüst bir insanın kafasına silah dayasalar yine Orhan Karataş'ın yazdıklarını yazamaz. Ömürleri kışkırtıcılıktan beslenmekle geçmiş olan bir zevatlar yine aynı oyunun peşindeyseler gerçekten de bu yaklaşımları doğru okumak gerekmektedir. Ömürlerinde bir gün bile demokrasiye, hukuka ve adalete saygı duymamış olanların cıyaklamalarının altında yatan şeyler ne ola ki?

İktidar ve iktidarın güdük destekçisi Bahçeli tarafından yaratılmak istenen ortam bilinmeli ki tehlikeli bir ortamdır. Bu iktidar ve güdük destekçisi yarın çıkar da aldatıldık derse ki dememeleri için bir neden yoktur, yarattıkları atmosferden nasıl kurtulunacaktır? Haydi kurtulundu diyelim, bu kesimler bir kez daha kendilerinden hiçbir hesap sorulmadan yine mi ülkenin muteberleri olarak sahnede olacaklardır?

Gün olur devran döner nasıl olsa bütün bu saldırganlıkların hesabı da nasıl olsa sorulur bilmem yeterince anlaşılır oldu mu?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA