Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ADALET YÜRÜYÜŞÜ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 HAZİRAN  2017

ADALET YÜRÜYÜŞÜ giderek toplumda etkisini arttırıyor. Yürüyüşe gösterilen yoğun ilgi nedeniyle rahatsız olduğunu açıkça ortaya koyan AKP ve saray tutum ve davranışlarını da giderek daha da sertleştirerek işi tehdit boyutlarına taşıdı.

Başlangıçta adam yürüsünler bakalım diyenler baktılar ki iş sanıldığı gibi etkisiz değil, mücadele isteği ve ADALET arayışı kitleleri sarıyor, dozu biraz daha arttırarak yolların aşınmayacağı söylendi, adalet yollarda değil, mecliste aranır dendi. Sonra alaya almak istediler ve Kılıçdaroğlu'na ihtiyacımız var diyerek akılarınca gırgıra almaya kalktılar. Yürüyüşe katılanların sayısı daha da arttı. Yol boyunca yürüyüşü destekleyenler yollara dökülüp alkış yağmuruna tuttular. Arabalarıyla geçip gidenler alkış tutup el sallarken, arabalarını yol kıyısına çekerek alkışlamaya başladılar arttıkça arttı, klaksiyon sesleri yolları inletti, bir de baktık ki Recep Tayyip Erdoğan yargıyı göreve çağırmış.

Kılıçdaroğlu'nu kast ederek yargı sizi de çağırabilir demiş. Yürüyüşe katılanların sayısı bu tehditlere karşın azalmamış aksine daha da bir artmış. Değişik siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri desteklerini açıklamışlar Türkiye Sosyalist İşçi Partisi gibi bazı sol örgütler de yürüyüşe katılıp destek vermişler.

Bu kez kışkırtıcı eleştirilerde bulunulmuş, yürüyüşün Fethullahçılar ve PKK'lılar tarafından desteklendiği açık açık yazılır, çizilir, söylenir olmuş. Bu da tutmayınca Başbakan koltuğunda oturan kişi yürüyüşü Pensilvanya'nın ayakta alkışladığını dile getirmiş. Tabi bu son söylenen sözlere de Kılıçdaroğlu'nun verdiği yanıt eleştirenlerin eleştirisini kursağında bırakmış. Malum Kılıçdaroğlu bunlara; "Pensilvanya'nın bizi nasıl ayakta alkışladığının resmini çekmişlerdir, varsa ellerinde böyle bir resim bize de göndersinler" diyerek getirilen eleştirileri dikkate almadığını ortaya koyup bu tür içi boş eleştirilere de önem vermediğini açıklayınca inanıyorum ki bunlar daha da bir çıldırıp daha neler yapabileceklerinin hesabını yapıyorlar olsa gerektir.

Onu da gördük. Kılıçdaroğlu'nu tehdit eden AKP Karabağlar Belediyesi Meclis üyesi biri arkasına bir güruh almış bir yandan tekbir getiriyorlar bir yandan da Kılıçdaroğlu'nu hem tehdit edip hem de 'REİS' için ölmeye hazır olduklarını söyleyerek "öl de ölelim, öldür de öldürelim" diyerek işleri nereye kadar vardırdıklarını ya da vardıracaklarını gösteriyorlar. Bu çevreler bir yandan da yürüyüşe yönelik alttan alta korkular salmaya devam ediyorlar. Ki, o yürüyüşe katılıp da bütün bu korku pompalamalarının ne denli boş olduğunu bilmeyen yoktur. Yani bu yürüyüş sessizliğe kapılan, korkuyla sindirilmiş, bir şey olmayacağını düşünen milyonlarca insanın da umudu haline gelmiştir.

Yine o yürüyüşte, Veli Ağbaba, Özgür Özel, Ali Haydar Hakverdi, Zeynep Altıok, Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlı Aka ve CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt ve diğer konuşma olanağı bulamadığım milletvekillerinin bütün içtenlikleriyle çabalarını ortaya koymalarına tanık oldum ki her şey çok güzeldi, çok da umut vericiydi. Bir de Eskişehir Tepebaşı Belediyesi'nin temizlikçilerinden oluşan ve temizlik aletlerini müzik aleti olarak kullanan Şov ekibi vardı ki izlenmeye değerdi. İnsanların yaratıcılıklarını gördükçe insanın geleceğe olan umudu daha da bir artıyor. Birileri yaratıcılık diye diye Düzce'ye Rabia işaretini heykel diye dikerken onlarla bu tarafta olanlar arasındaki farkı da açıkça görüp mutlu olmamak elde değil.

Verilen mücadele elbette demokrasi mücadelesidir, adalet mücadelesidir. Bu iki sihirli sözcükte birleşenler elbette bu yürüyüşe sessiz kalamayacaklardır. Bizzat katılarak içinde olmak isteyeceklerdir. Biz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak bu gerçekler ışığında bu yürüyüşe destek veriyoruz. Destek vermekle de kalmıyor bizzat katılarak CHP'lilerle ve oraya katılanlarla hep birlikte yürüyoruz. Bu yürüyüş yolunda kısa bir süre yan yana yürüdüğümüz CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu kutlama fırsatı buldum. Enerjisine de, içtenliğine de tanık oldum. Demek ki neymiş yürüyenler asla yorulmazlarmış. Demek ki neymiş mücadelelerinde haklı olanlar asla korkutulamaz, yıldırılamazlarmış.

Bu sabah Sayın Kılıçdaroğlu'nun anlamlı bir çağrısı daha vardı. İçerde açlık grevini sürdüren öğretim görevlisi Nuriye ve öğretmen Semih kardeşimize yaptığı çağrıydı. O çağrı açlık grevini bırakmaları çağrısıydı ki, çok yerinde bir çağrıydı. Bu iki kardeşimize de bu vesile ile açlık grevini bırakmaları çağrısında bulunuyor, sağlıklarını tehlikeye düşürmemeleri için açılık grevini bırakmaları çağrısında bulunuyorum.

Adalet, içerde, dışarda, ameliyat masası başında, karatahta önünde, yolda, izde özetle yaşamın her anında vazgeçilemez bir haktır.

Biz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ve partililer olarak sonuna kadar ADALET mücadelesinden bir adım bile geri adım atmayacağımızı buradan ilan ediyoruz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA