Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BUNLAR YAPARLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

28 HAZİRAN  2017

Bu yürüyüş milli değildir, Fetöcülerle, bölücülerin ayakta alkışladığı bir yürüyüş demekle yürüyüşçülerin mola verdiği yere kamyonla hayvan pisliği döken kışkırtıcı arasında ben kendi adıma bir fark göremiyorum. Eğer böyle sözler söylenmese, yasadışı bir davranışta bulunanlara karşı yaptırım uygulanacağı söylense kimse ama kimse kalkıp da bu tür yöntemlere başvurmaya cesaret edemezdi. Keza AKP'nin en kararlı destekçisi olan bir partinin genel başkanının "Türkiye'yi kaosa sürükleme, aklını başına al" demesi de üç aşağı beş yukarı aynıdır.

AKP iktidarı ile birlikte bakarsanız Türkiye'nin zaten kaosa sürüklendiğini bütün çıplaklığı ile görürsünüz. Yargı parti yargısı haline getirilmiş. Hak yok, hukuk yok. Kimsenin derdini anlatacak bir makam da yok aslını sorarsanız.

Yurttaşlar iş derdinde, aş derdinde. Hemen herkesin işini yitirme korkusu demoklesin kılıcı gibi tepesinde sallanıyor. Yazılı ve görsel basın haber yapmaktan korkuyor. Olmadı muhterem ayağına çağırarak aleyhte haber yapacakları bir güzel azarladıktan sonra muhalefetle ilgili haber yapmamaları konusunda da sıkı sıkı zılgıt yiyorlar. İnsanlar sudan sebeplerle ağır cezalar alıyor, gerekçesini yazmakta zorlanan mahkemeler biz yazdık oldu derekesine indirmişler marifetlerini.

İktidara sırtını dayayanlar hayasızca yurttaşları tehdit ettiği gibi yolda, izde, vapurda, otobüste, dolmuşta birileri kalkıp birilerinin giyim ve kuşamına karışarak rahatlıkla saldırıda da bulunabiliyor, oradakilerse saldırganı destekler nitelikte davrandıkları gibi bazıları da görmezden gelerek çürümüş bir toplumun ne hale gelmiş olduğunu en güzel şekilde gösteriyorlar.

Türkiye bu günlere bir günde gelmedi elbette. Gerici, dinci çevreler adım adım ağlarını ördüler ve en sonunda da emperyalist dünyanın bir projesi olarak iktidar koltuğuna oturuverdiler. Bütün bunlar yaşanırken halk düşmanı politikaların da demokrasi sınırları içinde görülmesi gerektiği savıyla çok sayıda liberal ve sözüm ona adı solcuya çıkmış kesimlerin de bunları arkaladıklarını gördük. Görmekle kalmadık, çıktılar bu çevrelerin türban isteğine açık açık alkışlarla destek verdiler. Oysa bu çevrelerin amaçlarının türban olmadığı açık açık ortadaydı. Kimsenin ibadet yapmak isteyenin işine karıştığı yoktu. Aksine bu çevreler kendileri gibi düşünmeyen ve yaşamak istemeyenlere karşı görülmemiş bir baskı uygulamak peşindeydiler.

AKP iktidara salt dini istekleri ileri sürerek gelmedi. Onlar ülkeye demokrasiyi getirecekler, iş ve aş sorununu çözecekler, ezilen ve hor görülenlerin sesi olacaklar, ayyuka çıktığı söylenen yolsuzlukları kökten halledeceklerdi. Bu yüzden de toplum katında sağ iktidarlardan iyice bıkmış olanlar hiç değil bunlar dinlerine sahip çıkıyor, vicdan sahibidirler denilerek AKP'yi iktidara taşıdılar. Taşıyış o taşıyış. Devlet olanaklarını kullanıp hilelerin de âlâsını yapan bunlar iktidara öyle bir tutundular ki durum oydu ki bunların demokratik yoldan gönderilmelerinin de neredeyse olanağı iyice ortadan kaldırılmıştı.

Dedik ya demokrasi dediler, demokrasinin şimdi kırıntısı yok, ülke OHAL'le yönetiliyor. İş, aş dediler, işsizlik oranı tavan yapmış durumda, bırakalım işsizleri işi olanlar bile kuru ekmeği bulamaz oldular. Hak, hukuk, adalet silip süpürülüp çöpe atıldı. Yolsuzluk, alavere, dalavere, vurgun, rant, yağma AKP iktidarı döneminde görülmemiş boyutlara geldi dayandı. Baskı var, zulüm var.

Bu koşulları sineye çekmek istemeyen muhalefet ise çeşitli yöntemlerle susturulup etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor. Bunca yaşananlar yüzünden insanlar şaşkına döndükleri için her gün 3-5 şehit haberleri bile kimsenin dikkatini çekmez oldu. Yetmedi AKP 15 Temmuz Fethullahçı darbe girişiminde yaşamlarını yitirenleri de şehit hanesine aldı ve bulara ayrı bir statü kazandırdı. Şimdi üniversiteler bile bunlara "vefa Borcu" adı altında farklı muamele yapma peşindeler.

İşte CHP'nin başlattığı ADALET YÜRÜYÜŞÜ bütün bu olumsuzluklara karşı bir tavır olarak ortaya çıktı. Bu yüzden de AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan, Başbakan Binali Yıldırım'a, oradan iktidarın sözcüsü konumuna gelip demirlemiş olan Bahçeli'ye kadar birçok dinci, gerici ve faşist unsurlar bu yürüyüşe karşı saldırgan bir dil kullandılar. Yandaşlar kışkırtılıp ortalığa sürüldü. Dünkü Düzce'de yaşanan hayvan pisliği dökme olayının suçlusu bu yüzden sadece o kafayı sıyırmış saldırganın marifeti olarak algılanmamalıdır. Ülkemizin bunların yönetiminde daha da kara günlere gitmemesi için AKP iktidarı köküyle kömçeğiyle iktidardan gönderilmeli, tıpkı mola yerine dökülen pislik nasıl Mersin/Yenişehir Belediyesi tarafından temizlendiyse bu iktidarın yarattığı pisliklerde temizlenmeli ve Türkiye aydınlık günlere adımını bir an önce atmalıdır.

Yoksa bunlardan her şey beklenir.

Not: AKP'li de olsa dün gece telefon edip bu pisliğin bir an önce kaldırılması için çırpınan kişilere hiç ama hiçbir sözümüz yoktur.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA