Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YÜZSÜZ VE UTANMAZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 HAZİRAN  2017

Yürüyüş yoluna gübre döküldü, yola mermi atıldı. Yol kenarından ve geçen arabalardan bazı insanlar işaretler çakıp provake edici sözler söylediler. Bunların hiçbir etkisi olmadı. Yürüyüşe katılanların morali değil bozulmak daha da arttı. Katılanların sayısı ise her geçen gün daha da çoğalıyor. Kin tohumları ekenlerin aksine Selamlar Köyü kadınları tıpkı Mustafa Kemal Atatürk köylerine gelip 15 dakikalık mola verdiğinde sundukları ayranı bu kez de yürüyüşçülere ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na sundular.

Oysa bütün güzel şeyler olurken iktidar oturup düşüneceği yerde en tepeden eleştiri dozunu daha da arttırarak adeta saldırıya geçmiş bulunuyor.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi, "Biz yollar yapıyoruz. Yolları millet için yapıyoruz. 'Teröristler yürüsün' diye değil. 'Teröristleri kurtarmak için yürüyelim' değil, 'milleti kurtaralım' diye yürüyoruz, yürümeye de devam edeceğiz" diyerek bir kez daha iktidarın gerçek kışkırtıcı yüzünü göstermesi açısından öğretici oluyor.

Ne var ki bütün bu kışkırtıcı girişimlere karşın yürüyüşün etkisi tam aksine sonuçlar veriyor. Kitleler yığın yığın yollara diziliyor ve sevgi gösterilerinde bulunuyor. Tıpkı bugün Adapazarı yol güzergâhında yollara dizilip bekleyenler gibi. Sizin anlayacağınız iktidarla zehirlenmiş, haksız edinilen servetle bir halt olduklarını sananların dışında herkes ama herkes şapkasını önüne koyup çoktan düşünmeye başladı bile. Sizler ise iyice zıvanadan çıkmış abuk subuk açıklamalar yapıp duruyorsunuz. Yalanın ve kışkırtıcılığın tavan yaptığı açıklamalara baktığımız zaman ADALET YÜRÜYÜŞÜ ile ilgili en çok gocunanlar arasında ise Bekir Bozdağ'ın yer alması bize hiç de ilginç gelmiyor, çünkü bu muhterem adaletin olmadığı bir ülkede bu koltuğu niçin işgal edip durur asıl bize ilginç gelense burasıdır.

Bülent Tüfenkçi'nin açıklaması ise tam bir cahil cühela açıklamasıdır. Neymiş efendim yollar yapıyorlarmış da bu yapılan yolları teröristler yürüsünler diye yapmamışlarmış. Terörist dediği kişiler de bizler oluyoruz yani. O yürüyüşte binlerce güzel ve aydınlık insan terörist oluyor sizin anlayacağınız. Oysa bunların Suriye'de kafa koparan terör örgütlerine yaptıkları silah ve lojistik desteği kimse unutmuş değildir. Neymiş efendim, bunlar yol yapıyorlarmış, yollarına devam edeceklermiş. Bu denli yalan ve iftirayı dillerinden düşürmeyenlerin bu ülkenin halkına hizmeti ne ola ki acaba? Dağı taşı paralı hale getiren, vurgun vurup Karunlaşanlar sanki yaptıkları yolları babalarının paralarıyla yapıyorlar da çıkmışlar küstah küstah konuşabiliyorlar.

Ya Akit Gazetesi'nden Abdurrahman Dilipak'a ne buyrulur? O muhterem de; iktidar ve servet sahibi olmanın gücünün kendilerini bozduğuna değinmiş ve mazlumlar düşmanınız bile olsa adaletli davranın sözünü anımsattıktan sonra sözüm ona kendince özeleştiri yapmış, ya da birileri bu yaklaşıma özeleştiri diyor. Her şeyden önce Abdurrahman Dilipak'ın değinmediği bir şey var ki zaten her türlü ölçüde orada başlıyor. Neymiş efendim servet sahibi olmuşlarmış da bu yüzden artık önlerini göremez hale gelmişler. Her nedense Dilipak'ın aklına nasıl servet sahibi olunduğu bir türlü gelmiyor niyeyse? Sanki kendileri hazineye küreklerini daldırırken küreğin doğru yerini kullanıyor da milyonlarca halk küreğin tersini kullanıyor. Bu yüzden de kalkmış size vermemiş mabut neylesin Mahmut demeye getiriyor sözü sanırım.

Oysa bugün servetlerinden söz ettiği iktidar sahipleri var ya, işte onlar bu servetlerini neredeyse kuruşuna kadar çalma, çırpma vurgun, talan, rant, rüşvet üzerinden elde edenlerdir. Bu yüzden de bu çevreden adalet beklemenin olanağı yoktur.

Bakın hele bir şu Dilipak'a Allah'ın ipini bıraktıkları için Allah'ta bunların ipini bırakmışmış. Sizler çalın, çırpın, vurgun vurup rüşvet alın, halka zulüm yapıp susturmaya kalkın sonra da karşımıza çıkıp ipten kazıktan söz edin, kim yutar ki sizin mavralarınızı?

Sandınız ki bu halk kuzu. Kafasına vuracaksın ekmeğini elinden alacaksın, gıkları bile çıkmaz. İşte öyle olmuyor bakın, yüz binlerce insan devletin en yüksek katından onca tehdide karşın tınmıyor, korkmuyor yollara düşüyor. Bu yüzden de sizin yüzsüz ve utanmazlığınız, bir o kadar da küstahlığınız sonucu değiştirmeyecek. Mademki siz busunuz, bu terazinin bu ağırlığı da çekmediğini görecek kopan ipinizle birlikte kendi ellerinizle kazdığınız çukura kendiniz düşeceksiniz.

Yoksa sizler adaletli olsanız, insan hak ve özgürlüklerine kıymet vermiş olsanız, halkın ekmeğine, aşına, işine dokunmasanız, insanları içerlerde kumpaslarla çürütmeye kalkışmasanız, yanlış politikalarla ülke güvenliğini tehlikeye sokmamış olsanız, saldırganlıklarınızla iç barışı bozmamış olsanız bizler durup dururken niye karşınıza dikileceğiz ki değil mi?

Eşitliğin, adaletin olmadığı, zulmün tavan yaptığı yerde de karşı çıkacakların gücünü asla kıramayacağınızı görecek ve cart curtla ülke yönetilemeyeceğini öğreneceksiniz. Yoksa aklı kıt siyasetçilerin ağzıyla herkesi terörist ilan edip işinizi kolaylaştıracağınızı sanıyorsanız çok gafilsiniz çok.

Bir gün nasıl olsa gafili de gafillik uykusundan uyandıranlar olacaktır, çünkü tarih bunun örnekleriyle doludur.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA