Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BEZİRGÂN TAŞRA POLİTİKACILARI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 TEMMUZ  2017

Kışkırtıcıları sondan başa doğru yazalım. Doğu Perinçek'in bir süredir ADALET YÜRÜYÜŞÜ yapanlara karşı kışkırtıcı bir tutum içinde olduğunu biliyoruz. Kışkırtıcılığının şekli ve şemaline baktığımız zaman Bahçeli ve onun yanında kalan bir avuç dünün Gladyo döküntülerinin yaptıklarını aratmayacak cinsten. Bu yüzden de yaptıklarının çap ve etkisini önemsemek olası değil ama adı üstünde kışkırtıcılık çapından büyük sonuçlar her zaman doğuracağı için önemsiyoruz ve ülkemizin bütün demokrasi güçlerine ve bu yapının içinde yer alan özellikle de genç kardeşlerimize Perinçek'in bu hezeyanlarına prim vermeyin diyoruz.

Dün; Perinçek bir kez daha ADALET YÜRÜYÜŞÜ'NÜ PKK'nın, HDP'nin desteklediğini söyleyerek geniş halk yığınlarını kandırmaya yönelik zehrini kustu, ancak Parinçek'i ve partisini iyi bilen halk yığınları bu seslenişe kulak bile vermedi, hemen herkes Perinçek'le ilgili bir anısını anımsayarak; "yaptı yine yapacağını" diyerek basıp geçtiler bu sözlerin üstüne. Tabi internetten Perinçek'in nasıl bir kişi olduğunu göstermek bağlamında daha önce Apo ile çekilmiş resimlerini paylaşarak yanıt vermek isteyenler de oldu.

O resimler laf olsun diye çekilmiş resimler değildir. O resimlerin sonrasında Sosyalist Partiyi kuran Perinçek ve arkadaşları; Doğu ve Güneydoğu'da parti örgütlerini kimlere kurdurduğunu da açıklarsa bugünkü çizgisinin de ne denli güvenilmez olduğunu bütün açıklığı ile gösterir bana kalırsa. Perinçek'in Sosyalist Partisi kapatıldıktan sonra da yine PKK çizgisinden olan pek çok kimse İşçi Partisi'nde yöneticiydiler. Ne zaman Perinçek partisinde bir çizgi değişikliğine gitti, Atatürkçü bir parti olacaklarını, bundan sonra parti miting yürüyüş ve toplantılarında Türk Bayrağı ile yan yana Atatürk'ün resimlerinin de taşınacağını söyledi, işte o andan itibaren de bu partinin saflarını PKK'nın ödünç verdiği insanlar terk etti. Bunu İşçi Partisi kadroları çok iyi bilirler.

Şimdi kalkmış vatan-millet-Sakarya palavrasıyla ADALET YÜRÜYÜŞÜ'NÜ karalamaya kalkan Perinçek böyle bir kişiliktir, her zaman ülkemizde en gerici ve faşizan çevrelerle bir yolunu bulup bir şekilde ilişkisini sürdürmeyi bilmiştir. Hani bazıları Perinçek'in Beka Vadisi'ne Apo'ya; "aklını başına topla, Amerikancı politikalara alet olma, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte ol" demeye gittiğini söylüyorlar ya; hani diyelim öyledir, bu kez de Perinçek oraya kimin adına gittiğini açıklamalıdır.

Neyse bu tartışmalar inanın çok su götürür çok. Burada asıl olan şey Perinçek'in tam bir nasyonal sosyalist ağzıyla açıklama yapmasıdır ki önemli olan da zaten budur.

Gelelim şu boyu boşu, bilgisi ve birikimi asla bir devlet yönetmeye yetmeyecek olan, demokrasiden ne anladığı belirsiz Binali Yıldırım'ın sözlerine. Binali Yıldırım; çevre yolu açılışında bir kez daha ADALET YÜRÜYÜŞÜ nedeniyle Kılıçdaroğlu'na çattı ve 20 bin kilometre yol yaptıklarını bu kadar yolu ey Kılıçdaroğlu sen yürüyemezsin, senin adımların milletin adımları değil, teröristlerle birliktesin demeye getiren bir hezeyanla bu muhteremde yandaşlarının kanına kışkırtıcılık şırınga ediverdi. Sonra yine mecliste adalet aranır benzeri sözler de ederek sözüm ona bir kağnı içi boş tehditkar sözler savurdu. İftiraları ise yine aynıydı. Fetöcülük, PKK'ya yakın duruş falan filan. Hani insan bir kez aynaya bakar değil mi? Ama bakmıyor işte. Bakmamakta haklı da, öyle bir yüz karşısında ayna ne yapabilir ki yemin billah çatlar…çatlar…çatlar…

AKP sözcüsü Mahir Ünal'a ne buyrulur? O da aynı telden çalıp duruyor. Sözleri içeriksiz ve kışkırtıcı. Bir insanın kendi partisine dönüp bakmaması bu olsa gerektir. Fetöcü mü dediniz; bana sorarsanız AKP'nin alayı Fetöcüdür. Hani şimdilerde PKK'yı çok eleştiriyorlar ya, bunların alayı daha düne kadar PKK ile yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen kimselerdi.

Bakan Canikli'nin ve Numan Kurtulmuş'un sözlerini de eklersek karşımızda epey kışkırtıcının olduğunu görüyoruz. Üstelik bunlar sadece kışkırtıcı değiller. Yürüyüşe karşı örgütlendiği dile getirilen Bahçeli'nin ülkücülerini de piyasaya sürecekleri konuşuluyor. Acaba ne yaparlar bunlar? İstanbul girişinde yürüyüşçülere saldırırlar, iktidar da bunu bahane ederek; OHAL'i de kullanıp yürüyüşü engellemeye kalkabilir mi bilinmez ama iktidar kendi içinde en çok bunları konuşuyordur bana kalırsa. Zaten bazı kendilerine ülkücüyüm diyen kimselerden yol boyunca etkisiz saldırı girişimleri de olmadı değil. Örneğin önceki gün bir ülkücü yürüyüşçülere "hepiniz asılacaksınız" derken kurulan tezgâhın belki de bir parçasıydı kim bilir?

Oyunun son perdesinde bir kez daha ülkücülerin kullanılacağından söz edilmesi manidar. Öyle ya her şeye alet olan Bahçeli'nin kaybedecek neyi kaldı ki? Artık elinde kalan son barutu ile kim bilir AKP ve saraya yaranır ve onların istediği yönde bir iş çıkarırsa sırtı bu kez sıvazlanmakla kalmaz, kendisine gelecek için bazı garantiler bile verilebilir. Ne var ki; bir kez tüyleri yolunan kartalın değil yükseklerden uçması bir hendek atlamasının bile olanağı yoktur olmayacaktır da. Çünkü tarih Bahçeli ve tosuncuklarını silmiştir.

Yakında Perinçek'in de silindiğini göreceksiniz biz söylüyorsak bir bildiğimiz olduğu içindir bilmem anlatabildim mi?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA