Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AKP-SARAY VE MHP'NİN HALLERİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

13 TEMMUZ  2017

AKP ve saray iktidarının bugüne kadar batırmadığı tek bir şey yok. Ne zaman bunlara bir eleştiri yöneltseniz yanıtları hemen; "yol yaptık ya" oluyor ya, inanın bunların yol hikayesi de çalma, çırpma, vurgun hikayesinden başka bir şey değil. Yaptırdıkları köprüler ve tünellerle ülkeyi adeta duyunu umumiyeye mahkum etmişler. Özetle söylersek ekonomi batmış, ülke her anlamda iflasın eşiğine gelmiş. Rant ekonomisi ile kentler betonlaştırılmış yaşanmaz hale getirilmiştir.

İstanbul'un bitirilmesinden sonra bu kez de ülkemizin en güzel kenti İzmir'e sıra gelmiş, orayı da beton yığınına çevirmek için kollar çoktan sıvanmıştır. Bu yüzdendir ki şimdilerde Aziz Kocaoğlu bu rantçı takımı ile boğuşmaktadır.
AKP ve saray, ülkeyi olağan demokratik koşullarda yönetemez konumdadır. Bu yüzden de keyfi uygulamalarını ancak ve ancak dinci, gerici, faşist bir diktatörlükle uygulayabilir konumdadır. Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmaları akla ziyan konuşmalardır. Ona göre tıpkı Bahçeli gibi kim AKP ve saray iktidarının kulu kölesi değilse bilinmelidir ki ya Fetöcü, ya DEAŞ'lı, ya PKK'lıdır. Siz hiç muhalefete Fetöcülerin, DEAŞ'lıların ve PKK'nın kaderini paylaşmaya hazır mısınız diye seslenen ve de cumhurbaşkanı koltuğunda oturan birine rastladınız mı? Gerçekler cam gibi ortada. Bu iktidar bilinmeli ki ülkenin temeline dinamit koymakta olup ülkeyi hızla ayrıştırarak bir içsavaşa sürükler anlayışa sahiptir.

Milyonlar adalet istediler diye böylesine çarpık bir anlayışla politika yapanların ülkeye kazandıracağı ne olabilir ki?

Recep Tayyip Erdoğan, milyonlar niye adalet arayışı için ayağa kalktılar acaba diye kendine soracağı yerde o milyonları yok edecek bir dil kullanıyorsa bu olsa olsa sorunlu hem de ileri derecede sorunlu bir iktidarla Türkiye'nin karşı karşıya kaldığını gösterir. İktidar sanıyor ki benim politikalarıma karşı çıkanlara karşı hotzotçu bir davranış içine girersem onları sindirir istediğimi de paşa paşa yaparım. Bugüne kadar izlediği politikalara bakarsanız bu anlayışın egemen olduğunu bütün çıplaklığı ile görürsünüz. Hoş, sinirleri öylesine bozulmuş bir Recep Tayyip Erdoğan'la karşı karşıyayız ki onun nezdinde ülke yurttaşlarına kumpas kurulabilir, işinden edilebilir, içeri atılabilir, hakaret derseniz âlâsın yapılır ki yapılıyor da. İş bu kadarla kalmıyor kendisi ile söyleşi yapan dış basınının muhabirlerini bile an an azarlamaktan geri kalmıyor.

Ülke böyle bir iktidarla karşı karşıya ise 15 Temmuz'un yıl dönümü dolayısı ile yapılacak olan etkinliklerin elbette tümü de fiyasko olacaktır. Önce bu anmalarda kullanılan afişlere bakalım. Bu afişlerde tek bir kare yok ki Fethullahçıları kötülesin. Onun yerine kullanılan afişlerde hep askerlerimiz öyle zavallı hale düşürülmüş ki sanki ülkeye işgal güçleri girmiş de sivil bir karşı koyuş söz konusu. Bu afişlerde niyeyse bir tane Fetöcüleri resmeden bir figür yok. Hiçbir general ya da ne bileyim Fetö'nün sivil adamı bulunmuyor. Üstelik bu afişte yer alan ağlayan asker görüntüsü bizim askerimiz bile değil. Adam Birinci Körfez Savaşı'nda çekilen bir Amerikan askerinin fotoğrafını fotoşopla getirip koymuş AKP'liler ve sarayda bu afişle neyi anlatmak istiyorsa artık kendisini akıllı el alemi deli sanıyor olmalı ki karşımıza çıkıyor. Türk Bayrağına yerleştirilen 15 rakamına ne buyrulur? Bu afişi yapan kişi hiç mi 15 rakamını koyacak yer bulamamış da getirip bayrağın hilali ile yıldızının arasına yerleştirmiştir?

Sözü uzatmayalım AKP ve saray her konuda olduğu gibi afiş konusunda da şapa oturmuş, Fethullahçıları değil de orduyu hedef tahtasına koyan bir yol izlemeyi yeğlemiştir. Kafanızı daha fazla ordu şu hale getirildi, bu hale getirildi sözleriyle ütülemeyi gereksiz görüyoruz. Ancak yine bizzat Recep Tayyip Erdoğan'ın işadamlarının karşısında söylediği OHAL'le ilgili sözler var ki inanın aklın alacağı şeyler değildir. Meğer OHAL'le birlikte bir iş yerinde grev mi yapılacakmış AKP iktidarı ve saray önceden kestiriyor işçinin hak aramak için başvuracağı grevi şıp diye önlüyormuş. İşte gördünüz, duydunuz; ülkemizin milyonlarca çalışan emekçisi, AKP ve saray iktidarı OHAL'le neyin peşindeymiş.

Hani deveye sormuşlar neren eğri diye, deve de yanıt vermiş; "nerem doğru ki" diye. İşte o hesap AKP ve saray iktidarının Allah için izlediği politikalardan bir tanesi bile doğru değil. Bizler başkaları gibi değil ta başından AKP iktidarının neyin nesi olduğunu iyi bildiğimiz için on beş yıldır bu iktidarın nasıl halk düşmanı bir iktidar olduğunu her fırsatta açıkladık. Oysa soldan dönme, sağcı yüzlerce yazar, çizer, politikacı AKP iktidarını öve öve göklere çıkardılar. Şimdilerde ise ama başlarda AKP iktidarı böyle değildi diyenlerin kısık sesini duysak da değişen bir şey yoktu. AKP iktidarı o zamanda şimdide aynıydı.

Şimdilerde meclis iç tüzüğü konuşulacak. Daha doğrusu meclise son satırın vurulması yasal bir şekle büründürülecek. Bunun tartışmalarını önümüzde göreceğiz. AKP'nin ve sarayın son bir marifetine daha işaret edip bugünkü yazımızı noktalayalım. Bildiğiniz gibi 15 Temmuz dolayısı ile konuşmalar yapılacakmış. Bu konuşmaların kim tarafından yapılacağı saptanmış. Recep Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım, İsmail Kahraman bir de sarayın dümencibaşısı Bahçeli konuşacakmış.

Kılıçdaroğlu da yok, HDP'den bir yetkili de. Gerçi olmasından olmaması daha iyi de bir iktidar hangi sebeplere dayanarak böyle bir ayrıma gider? Bunu da Recep Tayyip Erdoğan'dan dinledik. Çünkü konuşacakların dışında kalanlar Fetöcülere ve PKK'ya destek çıkıyorlarmış. İnsafın kurusun diyeceğiz ama ortada insaf falan yok ki diyelim.

Bugünkü Aydınlık gazetesinin ilk sayfasına da bakmakta yarar var. Bu gazete sarayın ayak izlerinde otlarken sarayın ve AKP'nin nasıl afişler hazırlayacağını da görememiş. Bu yüzden de "İNDİRİN O AFİŞLERİ" diye başlık atmış. Tamam, başlığınız asker edasıyla sert de, kim takar ki zurnanın son deliği haline gelmiş olan sizi? AKP-SARAY VE MHP'NİN HALLERİ ortadayken gerçekleri ne kadar gördünüz ki bu afişlerle ilgili gerçekleri ne kadar görüp etkili olacaksınız? Bu yüzden de size bir şey anımsatalım; faşizme karşı mücadele onların kulu kölesi haline gelinerek verilemez, üstelik böyle vatan savunması da yapılamaz. Faşizme karşı mücadele demokrasi güçlerinin safında namusluca yer alınarak yapılır.

Bunu da öğrenin artık bir zahmet…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA