Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NASIL BİR DEMOKRASİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 TEMMUZ  2017

Kimse ama kimse kendisini kandırmasın. Bugünkü gazetelere baktık da demokrasi için herkesin el ele verdiği başlığı atılmış. Her konuda olduğu gibi bu konuda da öyle büyük bir yutturmaca söz konusu ki bütün bunlara biz yalan deyip geçelim. Yalan deyip geçelim, çünkü 15 Temmuz günü yapılan anmalara baktığımız zaman ne demek istediğimi inanın anlamakta zorlanmayacaksınız.

TBMM'nin içine düşürüldüğü durum; gerçekten de içler acısıdır. Ne olduğunu, kim olduğunu iyi bildiğimiz TBMM Başkanı İsmail Kahraman yine o bildiğimiz rolünü oynamış ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından sonra çekinildiği için programın değiştirildiğini ilan etmiştir. Böylece konuşmacı olarak Recep Tayyip Erdoğan bir başına kalmıştır.

Yazımızın başlığında 'NASIL BİR DEMOKRASİ' diye soruyoruz ya, o demokrasinin nasıl bir demokrasi olduğunu Sayın Erdoğan'ın konuşmalarından böylece öğrenmiş olduk. İstanbul'da köprü konuşmasından başlayarak sarayın bahçesinde yaptığı konuşmalara kadar hangi konu nasıl düşünülüyor öğrendik. Önce şiirlerin serpiştirildiği o bildiğimiz sözler çınlattı ortalığı. Sonra da sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun suçlanmasına geldi. Dinledikçe Sayın Erdoğan'ın konuşmasının ayarının iyice kaçtığını gördük. Korkaklıktan tutun da Fetöcülere arka çıkmaya kadar neler söylenmedi neler. Bir ara öyle kendinden geçti ki Sayın Erdoğan Türkiye'nin 80 milyon olduğunu unutup 50 milyon bile dedi. Ya da ne bileyim 50 milyonluk kesimi kendisinden saydığı için 50 milyon rakamını bilinçli olarak söyledi bilemeyiz.

Bir iktidar düşünün ki karşısında muhalefet olarak kimseyi görmek istemiyor. Bu koşullar altında yapacağı bir şey de olmadığı için muhalefeti nasıl tasfiye ederimin derdine düşmüş. İşte bu yüzden bu denli muhalefete katlanılamıyor.

Muhalefet var olduğu sürece düşünülüyor ki açıklarını gizleyemeyecekler. Şu 15 Temmuz Fetöcü darbe sonrasında Allah'ın lütfu olarak gördükleri iktidarlarını sağlamlaştırma olayını bile gönül rahatlığı ile yaşayamayacaklar. Bu yüzden de TBMM'deki diğer muhalefet partilerinden çok CHP hedefe konuluyor. Çünkü onlar da biliyorlar ki CHP'ye karşın istedikleri gibi at oynatamayacaklar.

Konuşmanın dozu hiçbir zaman olması gereken dozda kalmadı kalmasına da kin ve nefretten iyice çılgına dönen Sayın Erdoğan ipin ucunu iyice kaçırarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun tankların önüne niye yatmadığına kadar vardırdı işi. Hoş ne kendisi, ne bakanları da tankların önüne yatmış değildi ama ne gam, meydana toplanan kalabalık şimdi o soruyu soracak değildi ya? O da arka arkaya sıraladı geçti sözlerini. Bütün bu konuşmaları dinlerken insanın aklından neler geçmiyor neler. Bir kez bu konuşmaların dozuna bakıp da insanın kendisini ülkede eşit yurttaş olduğunu ve hukukun kendisini de koruyabileceğini aklından bile geçirmesinin olanağı yok. Konuşmalarda verilen mesaj o kadar açık ki tutuklarım, ağzını burnunu sürterim, içeri atar çürütürüm, ipe çekerim ipe sözlerinden bile ağır.

Bunca şiddet içerikli bir konuşma olur da o meydana gelenler "idam isteriz" diye bağırmazlar mı? Meydandakiler bağırdı, Sayın Erdoğan da; "meclis kabul etsin hemen onaylarım" diye karşılık verdi.

Hani Sözcü Gazetesi bile 'DEMOKRASİ İÇİN ŞEHİTLER İÇİN TÜRKİYE EL ELE' diye başlık atmış ya, büyük yanılgı. O meydana toplananların da, o meydanı coşturmaya çalışanların da hiç mi hiç demokrasi diye bir dertleri yok.

Sayın Erdoğan'ın Fethullahçıları hedef alarak yaptığı konuşmanın bir yeri daha öğretici oldu bizim için aslında. Amerikan emperyalistlerinin Irak'tan, Afganistan'dan ve başka yerlerden tutuklayıp götürdüğü kimseler nerede tutuldular?

Guantanamo'da. O Guantanamo ki insanlığın yüzkarası, insanlara işkence edilen bir yer. Oraya götürülenler kimlerdir, ne suç işlemişlerdir diye tartışmadan ABD emperyalistlerinin işlediği insanlık suçuna karşı sonuna kadar karşı çıkan biz sosyalistler orayı olumlamanın bile insani değerlerle asla bağdaşmayacağını söyler ve arkasında dururuz.

Şimdi Sayın Erdoğan; Başbakanı ile konuşmuş. İçerdeki Fetöcülere de Guantanamo'daki muamele çekilmesi ve tek tip elbise giydirilerek duruşmalara çıkarılması yönünde hasbıhâl eylemişler. Siz bunu sadece Fetöcüler olarak düşünmeyin, tüm cezaevine bir şekilde düşenleri de kapsayacağını düşünün. İşte bizim Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan böyle bir BAŞKANIMIZ var. Ki Sayın Erdoğan'ın hiç kimseye insan onuru ile bağdaşmayacak ceza verilemeyeceğini içselleştirmediği öyle açık ki insan gerçekten de şaşırıp kalıyor. Hani bu konuşmaların ışığında fetöcülükten tutuklanmış suçsuz birinin bile yargı tarafından ayıklanıp ceza verilmeyeceğini bile düşünemiyorum. Daha doğrusu böyle babayiğit bir yargıcın olabileceği bu koşullarda aklımın ucundan bile geçmiyor niyeyse.

Dün gece 15 Temmuz'la ilgili programların hiçbirinde demokrasi isteminin D'si yoktu ama iktidar sahipleri demokratik kurallar içinde bile kimseye iktidarı teslim etmeyeceklerini de döne döne vurgulamış oldular. Bu yüzden de Bu törenleri döne döne veren yandaş kanalları geçtik, Halk TV'de bile görüntüleri verirken, bu meydanlara toplananların 'DEMOKRASİ' için bir araya geldikleri yorumunu yapması bile manidarken inanıyorum ki şimdi Türkiye çok daha büyük tehlikelerle karşı karşıyadır.

Bu yüzden de kimse sekterizme düşüp gerçeklere gözlerini kapatarak devrimbazlık yapmaya kalkmamalıdır.

ADALET YÜRÜYÜŞÜ'DE sağlanan birliktelik daha da sağlamlaştırılarak korkuya ve tehdide asla asla pabuç bırakılmamalıdır derim o kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA