Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AMERİKA'NIN GUANTANAMO'SU VARSA BİZİM NEDEN OLMASIN?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 TEMMUZ  2017

ABD emperyalizmi ki dünyanın dört bir yanındaki mazlum halklara kan kusturmuştur. Bütün bunlar yetmemiş, kendi ülkesinin uzağında, kendi halkının tepkisinden çekindiği için işkencelerin âlâsının yapıldığı kamplar kurmuştur. Bu kamplardan birisi de Guantanamo Kampı'dır. Guantanamo Kampı'na götürülüp insanlık dışı işkence edilenler arasında Irak Savaşı sırasında ta oralara terörist yaftasıyla götürülenlerle birlikte gerçekten de yine Amerikalıların kullanmak üzere kurduğu İslami terör örgütlerinden kimselerde orada bulunmaktadır. O kamp ki dünyaya kendisini orada tutulanlara giydirilen turuncu ve beyaz özel giysilerle duyurmuş değildir. Orada bulunanlara yapılan işkencelerdir bu kampı bütün dünyanın gündemine getiren ve insan hakları örgütlerini harekete geçiren. Bu kampla ilgili ne yazsak azdır ne söylesek yetersiz kalır. Çünkü o tel örgülerin arkasında sönen yaşamlar ve yürekleri dağlayan insan çığlıkları vardır.

İşte bu yüzden bu kampta olup bitenlere öykünecek bir durum yoktur, olamaz da. 15 Temmuz anmasının yapıldığı gece; Recep Tayyip Erdoğan'ın aklına bu kampın gelmesini kimse masumane olarak değerlendirmemelidir. Şahsen ben değerlendirmiyorum. Değerlendirmiyorum, çünkü bu kampın sözünün geçmesinin yanında bir de kafaları koparılacaktır sözü var ki, demokratik ve hukuk devleti olan bir ülkede bunların olabileceğini aklı almıyor. Hele kişi cumhurbaşkanı koltuğunda oturuyorsa işin boyutu daha da korkunç geliyor insana.

Tamam, sizlerin ne kadar "Hoca Efendi" ile içli dışlılığınızı ve birlikte ne çok yol yürüyüp yağmurlarda ıslandığınızı bilmiyor değiliz ama biz bunları geçiyoruz. Eğer Türkiye bir hukuk devletiyse ve de demokrasi işliyorsa mevkiniz ne olursa olsun sorunlara yaklaşım biçiminiz böyle olamaz. Suç işleyenler yakalanır, yine hukuk kuralları içinde sorgulanıp yargılandıktan sonra suçluysa hak ettiği cezayı alır olur biter. Bu yüzden de kimseye ama kimseye yargıya talimat anlamına gelen yetki verilemez, verilmesi de bir ülkeyi hukuk devleti olmaktan çıkarır. Hem bizler beğenmesek de, demokratik olmadığı yönünde ceza yasalarıyla ilgili eleştirilerimiz olsa da sizlerin bu yasaları da hiçe saymasını olağan karşılayamayız. Ülkemizde idam cezası kaldırılmış ve anayasal hale getirilmiştir. Bu yüzden de yığınların duygularını kullanmak için siyasilerin iki de bir "idam…idam" diyerek meydanlarda dolaşıyor olması hiç de doğru bir tutum değildir.

Evet, ülkemizde binlerce asker, polis ve sivil kayıplarımız olmuştur. Bu kayıplar karşısında hiç kimse ama hiç kimse annelerin ve babaların acılarına kayıtsız kalamaz. Kim ya da kimler böyle bi suçun failiyse yakalanır, kanun önüne çıkarılıp hak ettiği cezayı da alırlar. 15 Temmuz Fethullahçı Darbe kalkışması sonrası insanlarımıza kıyan ve anne, baba ve yakınlarını acıya koyan kimselerin de yasalarda ne ceza alacakları belirtilmişken, kimse iki de bir çıkıp da toplumun kanayan yarasını deşerek ve acılı insanlarımızın acılarını istismar ederek bir kaos ortamı yaratamaz. Herkesin durması gereken yer hukukun üstünlüğü prensibidir.

Hem hükümet edip devleti yönetenlerin görevi yurttaşlarının güvenliğini sağlamaktır. Eğer ülkemizde yıllardır önlenemeyen ve de gerektiğinde siyasi iktidarların kendi çıkarlarına uygun bir şekilde davranmaları nedeniyledir ki teröre karşı bugüne kadar etkili bir tedbir de değildir. Eğer iktidar ülkesinde sosyal ve hukuk devleti olma halini süreğen hale getirir ve bu çerçevede gerekli önlemleri alırsa terörün de devam etme şansı söz konusu bile olamaz. Hem onca yanlışlıklar yapılacak, sonra da çıkıp dökülen kanların üzerinden politika yapıp çıkar sağlanacak, işte bütün bunlar kabul edilir şeyler değildir.

Bir de bir iktidarın Fethullahçılarla ve diğer terör yapılarıyla onca içli dışlılığı olsun sonra da bu gerçekleri ters yüz edip bütün bu suçların sorumlusu muhalefetmiş gibi davransın hele bu asla kabul edilemez. 15 Temmuz gecesi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun ne yaptığı çok açık olmasına ve hatta bir bakanınız Hayati Yazıcı'nın tanıklığına karşın "kaçtı…korkak…darbecilerden nereye gideceği konusunda izin aldı… herkes tankların üstüne çıkarken sen neredeydin" gibi asla doğru olmayan suçlamaları binlerce insanın önünde yineleyip yuhalatarak algı yaratmaya yönelik konuşmalar yapmak da akıl kârı konuşmalar değildir. Kemal Kılıçdaroğlu'nun darbe girişimi süresince neler yaptığı açıkça bilinirken üstelik de bizzat kendiniz de buna tanıkken şimdi kalkmış neler söylüyorsunuz hiç oturup düşündünüz mü?

Evet, Guantanamo'dan söz ederken, kafa koparmayı bu kadar kolay dile getirirken ne kadar söyledikleriniz ölçüsüzse Fethullah Gülen ile ilgili Kılıçdaroğlu'nu suçlar şekilde konuşmanız da ölçüsü kaçırılan konuşmalardır. Ya peki, durup dururken "kasetle geldiniz" şeklindeki suçlamalara ne buyrulur? Bir hukuk devletinde insanlara kurulan kumpasların kim ya da kimler tarafından kurulduğunu iktidarın ortaya çıkarması görevi değil midir ki havayı yumruklayan tarzda suçlamalarda bulunulmaktadır?

Hani insanın aklına bin bir türlü şeyler geliyor. Bahçeli, durup dururken başkanlık konusunu gündeme getiriverdi. Sizin bugünkü konumunuzu elde etmeniz konusunda oynadığı rolü düşünürsek bu işin altında bir Çapanoğlu var demekten kendimizi alamıyoruz. Niye derseniz O Bahçeli'nin ki sizinle ilgili konuşmaları ortadayken birden 180 derece dönmesi ve partisini paramparça etmeyi de göze alarak her dediğinizi yapıyor olması da manidar bence. Eğer Bahçeli de bir kasetle köşeye sıkıştırılmışsa ki olmayacak şey değildir. Ülkenin yönetiminizde ne hale getirildiğini anlamak gerçekten de zorlaşmıştır.

Sonuç olarak ülkemizde bugün hak-hukuk-adalet konuşulur olmuşsa ve ülkemiz insanları birbirlerine karşı bu denli düşmanlaşmışlarsa bilinmeli ki yukarıda kısaca değindiğim nedenlerin etkisiyledir.

Hak yok, hukuk yok, adalet hiç yok. Böyle bir yönetimin Guantanamo düşleri görüyor olması ise hiç mi hiç şaşırtıcı değildir.

Kafa koparmaya gelince bu gibi eylemlerin de kim ya da kimlerin düşüncesi olduğunun bizler yabancısı değiliz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA