Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AFET Mİ YOKSA GAFLET Mİ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 TEMMUZ  2017

İstanbul'u sel almış, ortalık ana baba gününe dönmüş ama Havuz Medyası olup bitenleri doğru dürüst görüntüye bile koymamış. Onların işi gücü Fetö ile yatıp Fetö ile kalkmak. Hani bir de gerçekten Fetöcülerle mücadele ediyor olsalar içimiz yanmayacak ama bunlar mücadele ediyormuş gibi yaparak demokrasiyi rafa kaldırdılar, hukukun içine ettiler. Bunların gerçeğinde Fetö bahanesi Türkiye'nin tek kişinin hükmüne girmesi için bir bahane olarak kullanıldı, kullanılıyor.

Hani bunlar; Fetöcülüğü bahane ederek OHAL ilan ettiler ve dün de 3 ay daha uzattılar ya gerçekte amaçları Fetöcülerle mücadele etmek değil de demokrasi güçlerinin soluğunu kesmek için bir bahane olarak kullanılıyor. Dedik ya dün İstanbul olağanüstü bir yağış aldı. İstanbul gibi ranta ve soygunculuğa teslim edilmiş ve her yerin beton yığını haline getirildiği, ormanların katledilip yok edilerek altyapıya gerek bile duyulmadan makyaj kent haline getirilen İstanbul'da başka ne beklenirdi acaba? Baksanız ya İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş hem olup bitenleri Allah'tan gelen bir afet olarak değerlendirerek kendilerine yönelik eleştirilerin önünü Allah'ı ileri sürerek kesmek isterken nasıl ediyor ediyor suçu CHP'ye yüklemekten de geri kalmıyor niyeyse? Neredeyse 30 yıldır İstanbul'u yönetenlerde bu durumda ne utanma var ne de arlanma. Eğer bu söylediklerimden kıymık kadar akıl kendilerinde olsa oturur İstanbul'u rant ve vurgun yapmak yüzünden bu hale biz getirdik diye özeleştiri yapmaları gerekir ya nerede bunlarda o yürekve gerçekleri insan gibi karşılayacak vicdan?

İstanbul içinde yağmurları sel haline gelmeden emecek bir karış toprak bırakılmamış talan edilmiş, alt yapı ise tırıçkadan tayyere halinde yapılmış sonra da kalkıp insanlara bol bol maval okuyorlar. Eğer İstanbul CHP ya da başka bir partinin yönettiği bir kent olsaydı AKP ve saray iktidarı inanın arkadaşlar; o belediyeyi tefe koyar oynatırdı. Oysa ne AKP ve saray iktidarından tık var ne de havuz medyası doğru dürüst yaşanan felaketi haber yapmış. İstanbul'u vuran sel gazetelerinin bir köşesinde kaynamış gitmiş sizin anlayacağınız.

Bunlar OHAL'i demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü ortadan kaldırmak için ilan edip sürdüreceklerine İstanbul'daki yaşanan bu afet için ilan etselerdi de yapılan ne kadar yanlışlık varsa üstüne bilimin emrettiği şekilde gidebilselerdi daha iyi olurdu olmasına da bunlarda nerde o yürek, nerde o kürek? Hani OHAL ilan edilip İstanbul'un yapılaşmaya açılan kararlarından tutun da köprü, havaalanı kısacası aklınıza ne geliyorsa hepsine bir el atılıp altındaki pisliği çıkarmak için yoklansa inanı bu iktidarın imi timi kalmaz ortada imi timi. Bu yüzdende hiç mi hiç o gözelere bastıkları yok. Afet tantanası ile işi geçiştirip yine bir dahaki afete kadar kalıplarını dinlendirmenin ötesinde bir çözüm gerçekleştirmeyecekleri kesin bunların.

Bu dinci-imancı yobaz takımının ne derseniz deyin yüzleri bile kızarmaz. Bildiğiniz gibi 17 Ağustos 1999 depremi için bunlar neler dediler neler. Gölcük'teki yıkımı askerlere özellikle de Atatürkçü subaylara yıkanlar da bunlardı, olup bitenleri dinsel konulara bağlayanlar da. Şimdi ise gıkları çıkmıyor. Sadece yaşanan felaketi Allah'a bağlayıp kıçlarını kurtarma derdine düşmüşler. Konu ile ilgili yüreklere su serpecek ne bir gayretleri var ne de sorunu çözmek için yapılması gereken şeylere yönelme hevesleri. Bu yüzden de ülkemizin en büyük kentlerini talan eden bu zihniyet sayesinde İstanbul başta olmak üzere hemen bütün büyük kentlerimiz tehlike altındadır. Dev binalar dikerek, her karış toprağı betonlaştırarak doğanın dengesini bozanların yüzünden daha kimbilir kaç afet yaşayacağız? Hani yetkililer sık sık yineliyorlar ya tek tesellimiz can kaybı olmaması diye, yağış gündüz olmasaydı o felaketi de yaşayacağımız bilinmeli ki kesin olacaktı. Hem bunu atlattık; peki, bundan sonra olacak felaketleri nasıl atlatacağız yetkililer çıkıp bir şey söyleyebilirler mi? Hem mal kaybı sanki bu kadar önemsiz mi ki bütün sevincimizi buna bağlayıp yüreğimize su serpilmiş gibi kendimizi bırakmışız.

Bunlar, şimdilerde eğitimin bir kez daha içine nasıl ederiz diye kafa yoruyorlar. Kitaplardan Atatürk'ü çıkarıp yerine 15 Temmuz'u koyacaklarmış. Bir de Milli Eğitim Bakanı'nın kem küm ederek anlattığı "CİHAD" meselesi var. Varın bu kafada olanlarla bir kentin bilimsel olarak nasıl imar edilmesi gerektiğini tartışın tartışabilirseniz.

Değerli arkadaşlar dünyanın başka ülkelerinde de benzeri afetler yaşanıyor. Bize benzeyen ülkelerin dışında sayısız ülkede afetler aynı düzeyde bir yıkımla sonuçlanmıyorsa nedeni bilinmelidir ki alt yapı sisteminin doğru dürüst yapılmasındandır. Bizim ülkemizde alt yapıya önem verilmeyerek büyük bir gaflet içine düşülmekte, gerçeği gizlemek için de işin içinden afet denilip çıkılmak istenmektedir.

Son 30 yıldır İstanbul'un imar durumu incelenir, kimin ya da kimlerin bu güzelim kenti beton yığınına çevirdiği atlamadan tek tek ortaya konursa; AKP ve saray iktidarı ve de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın hesap veremeyecekleri çok nettir çok. Bu yüzden de öyle afra tafraya gerek yoktur. Ne diyorsunuz bu söylediklerim incelenip tek tek ortaya konulsun mu yoksa iş gargaraya getirilip suç yine CHP'nin üstüne mi yıkılsın? Ya da ne bileyim kendinize Allah'ı da suç ortağı yapmaya devam mı edeceksiniz?

Hadi buyurun söyleyin, yüreğiniz ya da küreğiniz varsa?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA