Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NE KABİNESİ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 TEMMUZ 2017

Akşam Gazetesi; "Parlamenter Sistemin Son Kabinesi" başlığını atmış. Hani bir söz vardır; "Allah söyletiyor" diye ya bu iktidar yanlılarını da Allah söyletiyor. 2019'da parlamentonun hiç mi hiçbir hükmü kalmayacak ve tek kişinin hükümranlığına geçilmiş olacak. Ki o zaman ülke insanı yanılır yenilir de yine AKP ve Recep Tayyip Erdoğan'a oy verirse Hanya'yı da görecek, Konya'yı da. İşte o andan itibaren ülke tek kişinin hükümranlığı neymiş, nasıl sonuçlar doğururmuş dibine kadar yaşayıp ahlar ve vahlar içinde gerçeklerle yüzleşmiş olacak ya ne var ki iş de işten geçmiş olacak.

Şu an temsili olarak bir başbakan var. Ancak o başbakanın temsili olmasının dışında ne iradesi var ne de iradesini kullanabilme yürekliliği. İsterseniz Sayın Binali Yıldırım böyle bir şeye heves etsin edebilirse. Anında muhterem tarafından görevden alınıp yerine de yine bir başka kulu getirmek hiç de zor değildir. Bu yüzden de Akşam Gazetesi'nin "Parlamenter Sistemin Son Kabinesi" başlığını attığı bakanların da durumu Binali Yıldırım'dan hiç mi hiç farklı değildir. Yani sözümüz şudur ki bu kimseler her ne kadar bakan sıfatı ile sıfatlandırılsalar ve de bakan maaşını ceplerine koysalar da hepsi bundan ibarettir. Yani, yanisi şu; gerçi içlerinde iş yapacak birisi yok da yapmaya kalktıklarında da koltuğundan anında kaldırılıp gönderili verilecekler.

Şimdi bu bakanları tek tek gözümün önüne getiriyorum da her biri bir diğerinden başarısız olmuş kimseler. Bazı başarısızlar da tıpkı Osmanlı İmparatorluğu'nda olduğu gibi daha üst makamlara getirilerek etkisizleştirilip kızağa çekilmişler. Yıllardır Adalet Bakanı olan Bekir Bozdağ ve Recep Akdağ bunlardan biridir işte. Ne ülkenin tarımının ve hayvancılığının önünü açacak, ne ülkenin sanayileşmesi ile ilgili sorunların üstesinden gelecek, ne adalet dağıtacak, ne savunma politikalarının içini dolduracak, ne dış politikada politikaları sağlam bir zemine oturtarak yeni hamleler yapacak, ne sağlık sorunlarının üstesinden gelecek, ne çevre ve kentleşme konularında ciddi bir adım atacak (Gerçi Özhaseki kentlerde vurgunla ilgili rantçılığa değinen sözler söyledi ya) uzatmayalım bir ülkenin var olup olmaması neredeyse ona bağlı eğitimin çağdaş ve bilimsel yapılmasını sağlayacak Milli Eğitim Bakanı ve de bir tek kimse yok içlerinde. Bazı farklılıklar olsa bile o farklılığın da en tepedeki irade yüzünden kendisini ifade edecek durumu da yok diyebiliriz.

Hani bir Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı var ki bütün özelliği damatlığından ileri geliyor. Bu alan da stratejik olduğu için üst irade bu bakanlığı kimseye emanet edemediğinden ona emanet etmiş. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı koltuğunda oturan Fatma Betül Sayan Kaya ise zaten üst iradenin bir tanıdığı o ne derse yapacak birisi. Uzatmayalım değişeni değişmeyeni kabineye gireni giremeyeni, yerleri değiştirilenleri ile son kabinenin pür melali bu.

Milli Savunma Bakanlığından Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturalı beri İsmet Yılmaz'ın Allah için bir tek ülke hayrına eğitimle ilgili bir adım atmış olduğuna tanık olmadık. Olmadık bir yana bu kişi eğitim politikalarında yeni yeni adımlar atarak ülkenin geleceğini karanlığa götürecek olan tasarruflarda da bulunmaktadır. Ülkenin her tarafı İmam Hatip Okulları ile doluyken bir de 5 bin nüfuslu her yere bu okulların açılacağı hangi akla hizmet eğitim politikaları içinde yer almıştır? Adı üstünde İmam Hatip Okullarıdır bunlar. Gereksinimin dışında niçin bu kadar çok İmam Hatip Okulları açılmaktadır da gerçekten ülkemizin geleceği için olmazsa olmaz okullar açılması yoluna gidilmediği gibi var olanların daha da iyileştirilmesi yoluna gidilmez.

Sonra eğitimde durmadan müfredat programları değiştirilerek eğitim; bilimsellikten öte dini eğitim veren kurumlara ne hakla dönüştürülür? Atılan adımlara baktığımız zaman Türkçe derslerinde bile din konusu işlenmesi yoluna gidilmesi sizce şaşırtıcı değil midir? Ya da 15 Temmuz olayı hangi nedenle çok büyük önem taşımaktadır da ders programına alınır? Hani 15 Temmuz darbe girişimi püskürtüldükten sonra ülke demokratik bir hukuk devletine dönüşmüş olsa biraz anlarız da bunca diktatöryal adımlara karşın nasıl müfredatta yer alabilecek bir özellik kazanır?

Ya dinci-imancı kesimlerin CİHAD uydurmalarına ne buyrulur? Neymiş efendim CİHAD bundan böyle derslerde yer alacakmış. Soruyoruz size ne anlatacaksınız ki bu CİHAD konusu ile ilgili? Kafa nasıl uçurulurla başlayan, sizin gibi düşünmeyenlere yaşam hakkı tanımayın emri ile süren bir anlayış nasıl olur da eğitim programında yer alır? Üstelik Atatürk'ü de bugüne kadar kırpa kırpa neredeyse kitaplarda adı geçmeyecek hale getirmişken siz kime neyi anlatıyorsunuz?

Sözümüz şu; gerçeğiniz buyken yeni kabine kursanız ne yazar, kurmasanız ne yazar? Düşünme sistematiğiniz bozulmuş sizin.

Bu yüzden de yüzünüz hep geçmişe dönük, üstelikte geçmişte ne kadar tarihin çöp sepetine attığı düşünceler varsa onları tek tek çöp sepetinden alıyor yeniden halkın önüne sürüyorsunuz. Sizler gerçekte bozguncusunuz, bu yüzden de bozguna uğramanız kaçınılmaz olacak ve geldiğiniz gibi iktidar koltuğunu tek tek boşaltacaksınız!!!

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA