Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÜLKE NE HALDE?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 TEMMUZ  2017

22 yaşını yeni bitirmiş Necmettin Yılmaz öğretmen memleketine giderken Pülümür'de PKK'lılarca arabasının önü kesildi, aracı yakıldı, kendisi de öldürülüp çaya atıldı. Necmettin öğretmeni katleden örgüt üyeleri hangi akla hizmet bu eylemi gerçekleştirdiler dersiniz? Böyle bir eylemin kendilerine hiçbir şey kazandırmayacağı aksine kitlelerin kendilerinden nefret edeceğini bile bile bu eylemi gerçekleştirmişlerse bilinmelidir ki bu örgüt artık haritayı pusulayı iyice şaşırmıştır. Sorunu kan davası gibi algılayanların hem kendileri çürümüştür hem de ideolojik çizgileri. İşte bu yüzdendir ki savunulması olanaksız eylemleri rahatlıkla yapabilmektedirler.

Bugün on binlerce gencimiz yaşamlarını tehlikeye attıklarını bile bile Doğu ve Güneydoğu'ya öğretmenlik yapmak üzere gidiyorlarsa böyle bir özveriyi hemen her çevre sorgulamalı ve attığı adımı da ona göre atmalıdır. Necmettin öğretmen yoksul bir ailenin çocuğudur başkaca bir seçeneği olmadığı için bile bile o bölgeye öğretmenlik yapmak için gitmiştir. Biliyorum; benim bu yaklaşımıma karşı bazı kesimlerden eleştiri demiyorum saldırılar gelecektir ancak bizler için bu saldırıların toz kadar hükmü yoktur. Yoktur, çünkü devrimci ve sosyalist anlayışımızın hiçbir yerine böyle bir anlayışı monte edemeyiz. Edenleri de şiddet ve nefretle kınarız.

Sizler Necmettin öğretmenden ailesine teslim edilmek üzere geriye kalan eşyaları gördünüz. Bu eşyalar; duymak ve görmek isteyenlere gerçekleri bütün çıplaklığı ile anlatıyor. Sizler gencecik bir öğretmenimizi ülkenin bir kıyıcığına göndermiş, ancak ona ne yaşam güvencesi sağlamışsınız ne de insanca yaşayabileceği olanaklar. Onu zor yaşam koşullarının içine üstelik can güvenliğini de sağlamadan itivermiş çıkmışsınız işin içinden. Gencecik bir öğretmenimizin yaşamını yitirmesi ne yapılırsa yapılsın telafi edilemez. Yetkililerin onca afaki nutuklarının da bu saatten sonra hiç mi hiçbir yararı yoktur. Gazeteler Necmettin Yılmaz Öğretmene atfen yetkililerin söylediği sözleri başlık haline getirmiş.

"Şehit Öğretmenin Kanı Yerde kalmadı 6 Terörist öldürüldü" diye. Bu ve buna benzer şimdiye kadar kaç başlık atıldığını sormak istiyoruz yetkililere ve gazetelere. Oysa yapılması gereken şey ülkenin demokratikleştirilmesi, hak ve özgürlüklerin teminat altına alınması, ülkenin bir hukuk devleti olmasının sağlanması ve sosyal devlet olgusunun eksiksiz yaşama geçirilmesinden ibarettir. Böyle bir anlayış egemen kılındığında olaylar şıp diye durur demiyorum ancak büyük ölçüde işlevsizleşir ve nihayetinde de olağan seyrine girer.

Böyle bir olayda en önemli şeyin demokrasi güçlerinin olay karşısında takındığı tutumdur. Çünkü demokratik kitle örgütleri ve sol yelpazede yer alan partilerin sessizliğe bürünmesi bu ve benzeri eylemleri yapanları daha da bir yüreklendirmektedir. Oysa her koşulda bu tür eylemler eleştirilmeli ve üzerine gidilmelidir. Nitekim CHP Tunceli İl Örgütü'nün gerçekleştireceği Necmettin öğretmenle ilgili eylem yürekli bir eylem olup desteklenmelidir. Kamuoyunun geçiştirip kulağının üstüne yatmadığı, hatta şiddetle karşı çıktığı eylemlere ister PKK, ister başka bir örgüt asla yeltenemez. Bu yüzden de tıpkı canlı bomba eylemlerinde olduğu gibi bizim açımızdan PKK'nın gerçekleştirdiği bu eyleminde savunulacak ya da arkasında durulacak bir yanı yoktur. Bu yüzden de tıpkı Şenay Aybüke Yalçın öğretmenin öldürülmesine nasıl karşı çıktıysak Necmettin Yılmaz öğretmenin de katledilmesini de aynı şiddet ve nefretle kınıyoruz.

Sosyalist öğretide bu ve benzer eylemlerin asla ama asla yeri yoktur. Bu yüzden de bizler sosyalistler olarak karşı çıkmayı ve bu tür eylemleri mahkum etmeyi bir görev sayıyoruz.

Yazımı bitirirken bir önemli noktaya daha değinmek istiyorum. Utanmadan sıkılmadan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz müfredat değişikliğini savunarak bizlere Cihad dersi vermeye kalkmaktadır. Bizler; Cihadın ne olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla ülkemizin çocuklarının yarınlarının karartılmasına asla izin vermemeli, bu dinci gerici çevrelerin ülkeyi bir din devleti haline getirme çabalarına kararlı bir şekilde karşı çıkmalıyız. Daha şimdiden bu girişimlere karşı ayağa kalkmalı ve 8 Eylül 2017 tarihinde okulların açılması ile birlikte öğrenci velileri olarak çocuklarımızın çağ dışı anlayışla beyinlerinin yıkanmasına asla fırsat vermemeliyiz.

Yoksa iktidarın attığı her adımı yenisinin izleyeceği bilinciyle hazırlıklı olmalı ve zaten yüreksiz olan bu çevrelere karşı çığ gibi büyüyen eylemler örgütlemeliyiz o kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA