Türkiye Sosyalist İşçi Partisi, ülkemizde son
yaşananlarla ilgili olarak değerlendirmeler yapmış, yaşanılan olayları
hiçbir zaman dinci gericilerle Kemalistlerin ya da ulusalcıların arasında
bir hesaplaşmadır diyerek es geçmemiş, görmezlikten gelmemiştir. Es geçen
ve görmezlikten gelenlerin politikalarının nasıl sapır sapır döküldüğünün
de tanığıdır. Bu konuda solda yer alan parti ve çeşitli yapıların
sözcülerinin ağzından, kaleminden çıkan değerlendirimlerin içinin ne denli
boş olduğunu gördükçe de partimiz, kendi haklılığına çok daha büyük inan
duymakta ve ileri atılmak için güç biriktirmektedir. Parti olarak
sosyalizm yolunda yürüdüğümüzü hiçbir koşul altında geriye atmaksızın
yaşananları sınıfın çıkarları açısından değerlendirir ve öyle tutum
alırız.
Günümüzde ağızlarına darbe düdüğü verilen her
boydan ve soydan kimliksiz, kişiliksiz liberalleşmiş solla yakın durmamızı
gerektiren hiç ama hiçbir neden yoktur. Çünkü onlar emperyalist odakların
üfürmesi ile öne çıkmış sosyalizm gerçeğini atlayarak soyut bir demokrasi
yalanına sarılmışlardır. Dünyanın her yerinde “turuncu devrim” bayrakları
sallayanlar Soros’un çocukları olup bunlar en fazla olsalar olsalar ülke
satıcısı olabilirler. Ülke satıcıları ile de yolumuzun hiçbir şekilde
kesişmeyeceği bilinen bir gerçektir.
AKP eliyle bankaların büyük bir bölümü
yabancıların eline geçmiştir. Büyük kamu işletmeleri emperyalist tekellere
pazarlanmıştır. Tarım toprakları yabancılara satıldığı gibi köylülüğün
canına okunarak tarım bilinçli bir şekilde çökertilmiştir. Sanayi yok
edilmiş, gelişmesinin önü tam anlamıyla kapatılmıştır. Kıyılar yağmalanmış
bir avuç ip cambazının altın tepsi içinde kullanımına sunulmuştur. Kent ve
çevre düzeni gözetilmemiş, yağmaya uygun düşecek projeler geliştirilerek
yandaş bir avuç haramzade zengin edilmiştir. İktidar eliyle yandaşlara
Türkiye halkını yalan haberlerle uyutmak için yazılı ve görsel basın yayın
araçları kazandırılmıştır. Başbakan’dan başlayarak, bakan ve diğer
AKP’lilerin çocukları büyük vurgunlar vurarak zengin olmuşlardır. İhaleler
usulüne uygun yöntemlerle Sayıştay denetiminden kaçırılarak Ali Dibolara
verilmiştir. AKP elinde bulunan Büyükşehir Belediyeleri ve diğer kent
belediyeleri tam anlamıyla yemlik haline getirilmiş, kimi yararsız
yatırımlarla halkın cebinden çalınan paralar iç edilmiştir. Bu iktidar
döneminde suya % 300 zam yapılmasına karşın bu yönde yapılan yatırımların
hemen tamamı boşa gitmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir
Topbaş Melen Çayından su getirilmesi sonrasında İstanbul’un 50 yıl boyunca
su sorunu kalmamıştır demesine karşın, daha işin başında su sorunu
nedeniyle İstanbul’u uyaran bir konuşma yapmıştır. İşçi ve emekçilerin
yaşam düzeyi sürekli olarak düşmüş, açlık ve yoksulluk hemen her kesimi
vurarak umutsuzluk yaratmıştır. İşsizlik diz boyudur. İktidar yandaşı
olmayan kimselere iş bulma kapıları kapatılmıştır. Özetle ekonomi alanında
AKP iktidarı tam anlamıyla bir vurgun ve talan iktidarı olarak tarihe
geçmiştir.
Bunların emperyalist işbirlikçisi bir iktidar
olarak yaptıkları saymakla bitirilemeyecek denli çoktur. İşçilerin hemen
her hak alma isteği polis saldırılarıyla karşılaşmaktadır. 1 Mayıs 2008’de
İstanbul’da yaşananlar akıllardan silinecek gibi değildir. İstanbul
belediye işçilerinin grev ilanını belediyeye asma girişimi ağır polis
saldırısı ile karşılaşmıştır. Yani solu ve sosyalistleri ilgilendiren ne
varsa AKP iktidarı tarafında tersyüz edilmektedir.
Bu iktidarın iç ve dış politikası tam anlamıyla
çökmekle kalmamış, yakın bir gelecekte Türkiye halkının geleceğini
karartacak bir noktaya gelmiştir. Bununla birlikte bazı sol yapılar sözde
demokrasi adına bu iktidarı arkalayan bir tutum içerisindedir. Oysa bu
iktidar tam anlamıyla sermaye güçlerinin iktidarı olup emperyalizmin
tartışmasız dümen suyunda yürüyen bir iktidardır. Bu durumda AKP’ye karşı
savaşım vermek demek emperyalizme ve sermaye iktidarına karşı savaşım
vermektir. Solun önemli bir kesiminin bu gerçeği görmemesi Ergenekon
Operasyonu gibi içi boş yalanlarla darbe karşıtlığı yapıyormuş havası ile
politika yürütmesi ibret verici bir görüntü olup gerçeklere şaşı
bakmaktır. Su akacak biz bakacak değiliz. Asıl olan sınıfın ve sosyalizmin
çıkarlarıdır. TSİP’in politikaları ise buradan beslenir.