Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KAYBET ÜZÜL BUL SEVİN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 TEMMUZ  2017

Bizde söz çok. "Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek" ve "Allah fakir kulunu sevindirmek istediği zaman önce eşeğini kaybettirir sonra buldururmuş" gibi, Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarları tutuklandı. Tutuklanmalarını gerektiren bir suç söz konusu muydu? Elbette değildi. AKP ve saray iktidarı kimsenin kendilerini eleştirmesini istemediği için yargıya operasyon çekti, yetmedi yargıyı kendisine bağlamak için anayasa değişikliği gerçekleştirip yargıyı iyice sultası altına aldıktan sonra kim ya da kimleri kendisine muhalif görürse tutuklayıp içeri attı ve haddini bildirmeye kalktı. Ortada kanıt var mı yok. Ne yapsın davanın savcısı zorlama iddialarda bulunarak dünya hukuk tarihine geçmiş oldu. Savcısı, yargıcı baktılar olmuyor, tutukluların bir kısmını bırakarak bizleri de sıtmaya razı etmiş oldular.

Oysa bu davada ve benzer davalarda işin özüne değin çarpıcı pek çok neden var. AKP ve saray iktidarı eğer onlara karşı düşünceler içeren haber ve yazı yazıyorsan peşin peşin seni hedef tahtasına koyuyor. Hukuk mukuk dinlemeden de keyfi uygulamalarını bir güzel hayata geçiriyor. Bu yöntemle toplumun en dinamik kesimlerine boyun eğdirilmek ve dinci-gerici-faşist bir sitemi sürgit devam ettirmek için baskı ve zulmün dozunu her fırsatta biraz daha arttırıyorlar.

İlginç bir toplumuz özetle. Yıllarca "HOCA EFENDİ"nin ayak izlerinde otlayanlar bugün kalkmışlar Fethullah Gülen'e karşı mücadele edenleri Fethullahçıymış gibi göstererek boyun eğdirmeye çalışma kurnazlığı olsa olsa bezirgân takımında olur. Bu olup bitenleri başka türlü ne anlayabiliriz ne de anlatabiliriz. Şu Hüseyin Gülerce'ye bakın bir, adamın ömrü Fethullahçıların dizi dibinde geçmiş, bütün uğraşılarını onlarla birlikte sürdürmüş, aaa bir de ne görmüşsünüz adam Fethullahçılığı satıp savmış Erdoğan'ın yanında yer alarak Fethullah karşıtlarını Fethullahçı diye jurnallemeye kalkmıyor mu, böylesi olsa olsa bizim ülkemizde olur.

Baksanız ya adamın yalan beyanları savcıları harekete geçirip kimi insanların aylarca içerde kalmasını sağlıyor. Bu yüzden de hukuku, adaleti var mı yok mu noktasında tartışmanın çok ötesine geçtik. Durum bu olunca da salt bazı yüzeysel sonuçlar alarak başarı kazanılamaz. Karşımızda yer alanlar iktidardalar. Onların elinden iktidarı alıp tepetaklak giden ne varsa düzeltmeden, bazı konuları ise kalıcı hale getirmeden işin içinden çıkamayız. Hani bir konu çözülse bir diğeri daha ağır sonuçları ile birlikte koca bir bina molozu gibi üstümüze çöküyor.

Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarlarının dışında daha içerde onlarca gazeteci var. Semih ve Nuriye gibi işlerinden atıldıkları için bedenlerini ölüme yatıran ve terörist muamelesi çekilerek içeriye atılan insanlarımız var. Politik nedenlerle tutuklanmış ve susturulmaya kalkışılan siyasiler var.

O zaman bu içine itildiğimiz karanlıktan nasıl kurtulacağız diye kendimize sormalı ve geniş halk yığınlarını mücadeleye katacak bir yolu ve yöntemi mutlaka bulmalıyız. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun başlattığı ve milyonlara mal olan ADALET YÜRÜYÜŞÜ benzeri hak, hukuk, adalet için çok daha etkili ve örgütlü mücadeleler kotarmalı ve adım adım sonuç alıcı amaca doğru yürümeliyiz ki kurulan tuzakları bozalım, ülkemizin içine düşürüldüğü faşizan ortamdan çıkabilelim. Aksi takdirde ne söylersek söyleyelim, neden şikayet edersek edelim başarı şansımız yoktur.

Sonuç olarak demokrasi mücadelesi asgari mücadelede birlikteliği gerektirir. Bu konuda binbir neden ileri sürerek uzak durmayı yeğleyenlerse bize göre faşizme karşı mücadelenin M'sini bile kavramış olmayanlardır.

Bu yüzden de bütün demokrasi güçlerini uyarmayı bir görev biliyor, diyoruz ki yarın gerçekten de geç olabilir, ne yapacaksak hemen şimdi yapalım…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA