Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BU ÜLKEDE YAŞAMAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 AĞUSTOS 2017

Bu ülkede yaşamak gerçekten zor. Ne, nasıl hangi kurallara göre olur ya da gerçekleşir kestiremiyorsunuz. Aklınıza ne geliyorsa onun yanına bin bir çeşidi de katın ve yaşanır ve de olur diye düşünün. Öyle ya bir ülkenin yasaları vardır ancak o yasalara karşın birileri çıkar salt ilkel duygulara seslenerek öç alma isteğini kabartır ve bundan da siyasi çıkar elde eder. Bütün bunları yaparken de bir kez olsun ülkeye ve insanlığa hizmet mi ediyorum yoksa ülkeyi ve insanlarını karanlık bir çıkmazın içine mi sürüklüyorum diye de düşünmezler. Örneğin Bahçeli'nin koalisyon ortağı iken bilindiği gibi idam cezası kaldırılmıştır. Bütün bu gerçeklere karşın Bahçeli daha sonra seçim meydanlarında elinde idam ipi sağa sola sallayıp durmuştur. Bunu yapmasının nedeni elbette ki ülke ve ülke insanının çıkarı değildir, o daha çok kin ve nefretten beslenen kesimlere seslenip onların desteğinin peşindedir. Bu yüzden de idamın kaldırılması sırasındaki Bahçeli ile meydanlarda idam için ip atıp duran Bahçeli'yi tabiî ki de halkımız iyi tanımalıdır.

Devamında ise AKP iktidarı ile birlikte idam cezası Türk Ceza Yasası'ndan tamamıyla çıkarılmıştır. AKP iktidarı idam cezasını tam olarak kaldırırken aklı başında değil miydi? AB'ye girmek ve AB ülkelerine şirin görünüp sözüm ona "demokratlığını" tescil ettirmek için her şey iyiydi, yolundaydı da şimdi ne oldu da aradan 13 yıl geçtikten sonra AKP ve saray birden bire dönüş yapıp idamcı kesildi acaba?

Olağan yönetimleri olan ülkelerde yasalar vardır ve de bu yasalar herkes için geçerlidir. Bir hukuk devletinde yasaların suç saydığı bir fiil işlenmişse kuşkusuz beklenmesi gereken şey bağımsız mahkemelerde suç işleyenlerin yargılanması ortada işlenmiş bir suç varsa bu suçun karşılığını da çekmesi gerekir. Bu yüzden hangi makam ve mevkide olursa olsun bazıları çıkıp da yasalara ve bağımsız mahkemelere karşın toplum katında huzursuzluk yaratacak söylemlerden uzak durması gerekir. Çünkü ancak o zaman kim ya da kimler yargılanıyorsa tarafsızlık ve nesnel olgular çerçevesinde yargılanır suçluysa ceza alır değilse aklanır.

Oysa bizim ülkemizde bu gerçeği çiğneyen sürekli olarak iktidarlar olmuştur. Toplumun duygularını istismar ederek onları olmayacak bir çıkmazın içine sürüklerken de çıkarından başka bir şey düşünmeyen iktidarlar karşımıza olmadık hünerlerle çıkarak ülkemizi tam anlamıyla bir kargaşanın içine sürüklemektedirler.

Bugün AKP ve saray iktidarının içinde bulunduğu konum tam da budur. Seçimlerde ve 'EVET', 'HAYIR' referandumunda meydanlara çıkan AKP sözcüleri ve Recep Tayyip Erdoğan'ın iki sözünden birisi idam cezasını geri getirmek olmuştur. Erdoğan; topu meclise atıp "meclis kabul etsin, benim önüme gelir gelmez hemen imzalarım" derken alanı "idam isteriz" diye inleten kalabalığın destekçi tutumundan memnun olunsa da gerçekler bilerek yığınlardan saklanma yoluna gidilmiştir. Her şeyden önce Fethullahçı darbecilerin eğer yasa çıkarılırsa idam edilebileceği düşüncesi ve beklentisini yaratan iktidar kesinlikle yalan söyleyerek yığınları kandırmayı seçmiştir. Her şeyden önce yasa bugün çıkarılmış olsa geriye doğru işlemeyeceği için bütün Fethullahçılar bu kapsamın dışında yargılanacaklar ve geçmişte alacakları cezanın karşılığı neyse suçlu görülürlerse o cezayı alacaklardır. Oysa yapılan nedir? Yapılan sanki yasa çıkarılırsa idam cezası Fethullahçılar için uygulanabileceği yönünde yaratılan koskoca bir yalandır.

Hem üstelik böyle bir yasa değişikliği Fethullahçılar için geçerli olmayacak hem de böyle bir yasa çıkarılırsa Türkiye'nin uluslararası alanda prestiji sıfırlanmış olacaktır. Bütün bunları hesap etmeyen bir iktidar ve bu iktidarın yandaşlarının hezeyanı ile karşı karşıyayız ki bu yalana ve atılması istenen bu geri adıma kesinlikle olanak tanımamalı ve bunların ipliğini pazara çıkarmalıyız.

Evet, dün Sincan'da Fethullahçı çetelerin davası vardı. Oraya toplanan kalabalık ellerinde ip duruşmaya getirilen sanıkların aleyhinde hem slogan atıyorlardı, hem de getirdikleri idam iplerini fırlatıyorlardı. Orada iktidardan da bakanlık yapmış ya da milletvekili kimseler bulunmaktaydı. Yargılamanın hemen her duruşma evresi böyle geçerse bu yargılamaya gölge düşer. Hemen her yargılamada iktidar ve saray idamdan söz edip yandaşlarına şirin görünmeye kalkışırlarsa zaten bağımsızlığına gölge düşürdükleri yargı verdikleri kararlarla belki de Fethullahçı çetelere yardım bile etmiş olurlar. Çünkü gelecekte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurarak adil yargılanmadıklarını belirten bir başvuruda bulunurlarsa Türkiye'nin hem manen hem de maddeten başı çok ağrır. Bu yüzden de yargılama usulüne uygun yapılmalı ve ülkemize ağır bedellere mal olacak tutum ve davranışlardan kaçınılmalıdır. Bugün iktidar ve iktidarın etkisi altında çalışan ya da çalışmak zorunda kalan mahkemelerin verecekleri karar sonunda ülkeye ağır bedeller ödettirilirse bu tazminatlar elbette AKP ve sarayın ya da karar veren mahkeme yargıçlarının cebinden çıkmayacak. Bu yüzden de yargılamalarda hukukun üstünlüğü gözetilsin, laf olsun kabilinden AKP ve saray iktidarı ve onların destekçisi Bahçeli'nin MHP'si aklını başına alsın.

YETER YAHU YETER ARTIK, BU ÜLKENİN İNSANLARININ SİZİN ELİNİZDEN ÇEKTİĞİ!!!