Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BU TİPLER DE BİZİM ÜLKEMİZE ÖZGÜ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

03 AĞUSTOS  2017

Bildiğiniz gibi sistem politikacılarının tartışması herkesin ağzını bir karış açıkta bırakıyor. Hele de bunca ağır sözlerden sonra hiçbir şey yokmuş gibi davranılması yok mu aklın alacağı bir şey değil. Öyle ya kim ya da kimlerin lafın en okkalısını ve de sunturlusunu söylediğine bakıyor milyonlarca yığınlar. Kim kimden daha ağır küfreder ya da daha ağdalı söz söylerse onun taraftarları diğerine üstünlük sağladığını düşünerek safları dolduruyorlar. Doldurmakla kalmıyorlar biraz daha sıklaştırarak kemikleşiyorlar.

Önce Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcılığını üstlenmiş olan HAS Pati Genel Başkanı iken Numan Kurtulmuş'un Recep Tayyip Erdoğan ve partisinin yöneticileri için söylediği sözlere bakalım. Ne demişti Numan Bey; "Harun gibi geldiler Karun oldular." Harun ne demek, Karun ne demek?

Harun, peygamber, aynı zamanda da mülayim ve hak gözeten biri. Üstelik zenginlikte gözü yok. Kimseyi soymamış, kimseye zulüm etmemiş. Peki, Karun kim öyleyse?

Karun ilk parayı icat eden Lidya Kralı. Parayı bulması, altın madenine sahip olması Karun'u çok zengin eder. Tarihte Karun Hazineleri olarak da anılan şey daha çok bu Kral için söylenir. Ancak Numan Kurtulmuş'un Karun'u bu değildir. Onun Karun'u Musa Peygamberin amcaoğlu Karun'dur. Karun önceleri Musa peygambere inanan ve ibadetlerini harfiyen yerine getiren biriydi. Daha sonra haksız olarak servet sahibi olunca hem ibadeti bıraktı hem de olabildiğince zalimleşti. Bu durum üzerine Musa peygamber kendisine giderek mallarının zekatını vermesini istedi. Yapılan hesaplama Karun'un gözüne çok görününce zekatı vermek istemedi. Üstelik Musa peygamberi haksızlık etmekle suçlayarak meydanda tartışmaya çağırdı. Amacı Musa peygambere iftira atıp gözden düşürmekti. Bunun için bir kadın buldu. Kendisine yüklü bir para teklif ederek Musa'nın kendisiyle zina yaptığını karnındaki çocuğun da Musa peygamberden olduğunu söyleyecekti. Meydana gelindiğinde kadın tamamen Musa'nın lehinde konuştu. Bunun üzerine Musa Allah'a dua etti.

Cebrail Aleyhisselam:

- Ya Musa, Allah yeri senin emrine verdi, dedi. Musa Aleyhisselam da yere emrederek şöyle buyurdu:

- Ey yer, bunu yut.

Toprak, bunun üzerine Karun'u önce dizlerine kadar, sonra yavaş yavaş tamamen yutmaya başladı. Karun bu arada Musa Aleyhisselam'a yalvardıysa da Hz. Musa hiç aldırmadı. Böylece, adamlarıyla beraber gömüldü gitti.

Bundan sonra Hz. Allah Musa Aleyhisselam'a I)uyurdu ki:

- Ey Musa, Karun sana dört defa yalvardı, sen kabul etmedin. Bana hiç yalvarmadı. Eğer bana bir defa yalvarsaydı, ben onu affederdim.

İşte görüldüğü gibi Kurtulmuş'un Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'liler için kastettiği Karun bu Karun'dur. Oysa bu sözlere karşın ne oldu? Kurtulmuş HAS Parti'yi kapattı AKP'ye katıldı. AKP'den milletvekili ve Bakan oldu. Halen de Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı. Şimdi Recep Tayyip Erdoğan ve AKP yöneticilerinin kendileri için söylenen bu sözleri nasıl ve niçin yok saydığını anladınız mı şimdi?

Gelelim Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan arasında geçen karşılıklı suçlamalara; bu suçlamalar öyle kolay kolay yenilip yutulacak cinsten değil. İçinde en ağır küfürler de var, en ağır hakaretler de. Bu karşılıklı suçlamalar hemen her gün Halk TV ve Tele 1'de yayınlandığı için bir kez daha bu sözleri yazmayı gereksiz görüyoruz. Ayrıca isteyen bu suçlamaları internetten dinleyebilir.

Karşılıklı söylenen bu sözlerin Numan Kurtulmuş'un sözlerinden bin beter olduğunu hepimiz biliyoruz. Bütün bu gerçeklere karşın ne oldu da Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık istemi doğrultusunda Bahçeli konuyu gündeme getirip mecliste anayasanın değişikliği ile ilgili desteği verdi ve referandumda da 'EVET' oyu verilmesi için çaba sarf etti? Erdoğan ise olup bitenleri nasıl sineye çekti de Bahçeli'nin iyi bir devlet adamı olduğuna inanıp bu doğrultuda övücü sözler söyledi?

Hani bu olup bitenleri "ne olacak canım burjuva ahlakı işte" deyip geçeceğiz ama gerçekte burjuva yönetimlerin egemen olduğu ülkelerde bu tür yaklaşımların hiçbirini göremiyoruz.

Yani? Yanisi şu; burjuva ahlakının da kendine özgü bir sınırı var. Kimse kimseye bu denli ne iftiralarda bulunabilir ne hakaret ne de küfür edebilir.

Sizin anlayacağınız BU TİPLER DE BİZİM ÜLKEMİZE ÖZGÜ tipler olup deşelenmeli ve altında yatan bezirgânlığı mutlaka yığınların bilincine çıkarmalıyız mutlaka…