Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DUYUN BUNLARI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 AĞUSTOS  2017

Dün akşam CNN'de ki tartışmalarda Ayhan Oğan ve Mehmet Sarı'dan ilginç görüşler dinledik. Her ikisi de MEB''in okullarda Ensar Vakfı, Birlik Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti ile yaptığı anlaşmaları canhıraş bir şekilde savunuyor ve bu sözü geçen dinci yapıların ne denli derinlikli bilim adamlarıyla dolu olduklarını ileri sürüyorlardı.

İlim Yayma Cemiyeti yeni bir kuruluş değildir. Bizler bu cemiyetin 1960 yılların ortalarında ne gibi görevler yüklendiğini bilmiyor değiliz. O dönemlerde bu cemiyette tıpkı Komünizmle Mücadele Dernekleri nasıl işlev görmüşlerse ABD'nin yeşil kuşak projesine uygun olarak görev yaptılar ve işleri güçleri solculara karşı saldırı oldu. Daha sonra kurulan Ensar ve Birlik Vakfı'nın ise konumunu şu son yaşadıklarımızla anlamamanın olanağı yok. Dolayısı ile Fethullahçı cemaatin yerini tutmak üzere sözü edilen bu üç yapı devletin her kademesinde AKP ve saray iktidarına hizmet eden bir kuruluş olarak görev üstlenmiş bulunmaktadırlar.

Kısacası bu üç dini kuruluş AKP ve saray iktidarının ideolojik çizgisini ülke yurttaşlarına her türlü yöntem denenerek kabul ettirilmek istenmektedir. Bunlara okullarda etkili çalışma fırsatı tanınmasının ise amacı öğrencileri neredeyse anaokulundan başlayarak istedikleri doğrultuda beyinlerini yumak ve dinci bir anlayışa sahip olarak hayata hazırlamaktır. Bu yüzden de bu tür yaklaşımların yarın yaratacağı tehlike gerçek o ki belki de Fethullahçı cemaatten daha da ağır sonuçlar yaratacak günlere doğru gidişin alt yapısını döşeyeceklerdir. Dolayısıyla MEB'in atama bekleyen hemen her daldan yüz binlerce öğretmen bulunmasına karşın bunları atamayıp okullarda gösterilecek faaliyetlerde din tüccarlarıyla anlaşma yapılmasının gerçekten de anlaşılır bir yanı yoktur. Bu yönde atılan adımları savunanlarınsa amacı çok bellidir. Devletin yapısını kökten değiştirip dinci bir temele oturtmak çabasıdır.

Tartışmalarda görüşlerini özet olarak devletin yıkıldığın anlatan Ayhan Oğan'ı, vesayetçi kurumların yerle bir edildiğini söyleyip 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yeni bir devlet kurulduğu savını ileri sürüp kurulan bu devletin de mimarının Recep Tayyip olduğunu dile getirerek konuyu bütün çıplaklığı ile anlaşılır kılmıştır. Yıkılan devlet; Kurucusu Mustafa Kemal ve arkadaşları olan devlettir. Tartışmada iki de bir CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın sözlerini fütursuzca kesen Ayhan Oğan ve Mehmet Sarı esasında açık açık suç işlemişlerdir.

Yeni devletten söz eden Ayhan Oğan'a karşı CHP Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın sözleri Oğan'ı biraz şaşırttıysa da; Oğan bu kez de 1961 Anayasasına saldırarak yıkılan şeyin bu ve 1961 Anayasasının yaratmış olduğu bürokratik yapı olan vesayet kurumları olduğu yolunda birbiriyle çelişen sözler etmiş olsa da gerçeği çok açık olarak ifade etmiştir. Anlatılmak istenen şeyin özü şudur. T.C. Devleti yıkılmış yerine Recep Tayyip Erdoğan'ın mimarı olduğu yeni bir devlet kurulmuştur. Zaten salt 15 Temmuz 2016 tarihi değil, uzun süredir AKP ve sarayın attığı adımlara bakıldığında görünen köy kılavuz istemez sonu bu söylenen noktaya çıkmaktadır. 20 Temmuz sonrası ve de 15 Nisan anayasa değişikliği ile 'HAYIR' oyu çıkmasına karşın YSK tarafından 'EVET'in kazandırılmasıyla birlikte olup bitenlerin ışığında baktığımız zaman Ayhan Oğan'ın söyledikleri gerçekten gerçekleşmiş bulunmaktadır. Rejimin faşist içeriğini burada tartışmıyoruz bile. Bu yüzden demek isterim ki bazılarının söylediklerinin aksine bunlar devleti yıkmışlar, yerine de yeni bir devlet inşa etmişlerdir bile.

Kaldı ki Ayhan Oğan'ın biraz sıkıştıktan sonra 1961 Anayasası falan diye kıvırtmaya başlaması bile söylediklerinin arka perdesini gözlerden saklayamıyor. Oğan ve benzerlerine söylemek isteriz ki 1961 Anayasası Türkiye'nin düşünce özgürlüğü bakımından en ilerici anayasasıdır. Bu yüzden de Ayhan Oğan gibilerin 1961 Anayasasına saldırmaları da başka bir garabettir. Niye, çünkü 1961 Anayasasına ile birlikte ilk kez sosyalist parti kurulması mümkün olmuş, işçilerin sendikal örgütlenmelerinde, grev ve toplu sözleşme haklarını almalarında önemli bir işlevi olmuştur. Bu yüzden de Ayhan Oğan ve Mehmet Sarı gibi ne oldukları iyi bilinenler karşısında 1961 Anayasasının yeterince Aytuğ Atıcı tarafından savunulamaması bile büyük bir eksikliktir.

Bizler Ayhan Oğan ve Mehmet Sarı'yı her fırsatta CNN'de fazlasıyla görmekteyiz. Doğan Medya Grubu ekranlarını bizim gibilere kapatıp AKP ve sarayın savunucularına sonuna kadar açmasına karşın yine de bir türlü iktidara yaranamamaktadır.

Baksanız ya, 'Çocuklar Duymasın' dizisinde kıyıcığından görülen Fethullahçı kitap bir terör örgütünün propagandasını yapar mahiyette görülmüş ve Kanal D'ye RTÜK tarafından 500 bin liranın üstünde ceza kesilmiştir. Ne demişler korkunun ecele faydası yok. Doğan Medya Grubu bu korkaklığı ile ne diyelim vallahi de, billahi de kendilerine hangi yaptırım gerçekleştiriliyorsa hak ediyorlar.

Oğan ve Sarı CNN'de Ensar ve Birlik Vakfı'nı, İlim Yayma Cemiyeti'ni savunuyorlar ya, sanki halkımız bu dinci yapıların ne menem bir şey olduklarını bilmiyorlar. Bilmeyenler de zahmet edip bu sözü geçen dinci kuruluşları bir araştırsınlar isterlerse. İnan ağızları açık kalacak çok şeye rastlayacaklar çok. Bir de cemaat ve tarikatları sivil toplum örgütleri yerine koyanlar yok mu bunları da bir kenara not etmek gerekiyor.

Bir kuruluşun (gerçi biz demokratik kitle örgütü diyoruz ya) sivil toplum örgütü olması için iç işleyişinde demokrasinin egemen olması ve demokrasiyi savunması gerekir. Oysa tarikat, cemaat ve vakıflara baktığımız zaman bunların hepsinin en tepedeki şeyhe, şıha bağlı olduklarını görürüz ki aslını sorarsanız bunlar birilerinin kulundan öte bir şey değillerdir.

AKP ve saray iktidarının ise hedef devlet anlayışı budur.